Köylüler altın madenini istemiyor

Uşak'ın Eşme ve Ulubey ilçelerine bağlı köylüler, topraklarındaki siyanür tehlikesine karşı mücadele kararlılıklarını, bölge milletvekillinin, il genel meclisi üyelerinin ve yerel yöneticilerin hazır bulunduğu kitlesel toplantı da bir kez daha ortaya koydular.

İnay köyü tren istasyonundaki hangarda, önceki gün akşam saatllerinde gerçekleştirilen toplantıya katılan köylüler, topraklarını uluslararası tekellere karşı korumakta kararlı olduklarını ortaya koydular. Toplantıda altın madeninin çevre ve insan sağlığına verdiği zararlar konunun uzmanı biliminsanları ve hukukçular tarafından anlatıldı. Toplantıya dinleyici olarak katılan CHP Uşak Milletvekili Osman Çoşkunoğlu kendisine sorulan "Siz altın madeni konusunda ne düşünüyorsunuz" sorusuna "halk ne istiyorsa ben onu uygulayacağım" diye politik bir yanıt verdi. Milletvekilinin bu politik sözlerini "Halk burada, hemen soralım" diye halka oylatan Prof. Dr. Ali Osman Karababa'nın, 1000'i aşkın köylünün hep bir ağızdan çıkan "hayır" haykırışından sonra, milletvekiline dönerek "Sayın vekilim yanıtı duydunuz. Biz de sizin sözünüzün takipçisi olacağız" sözleri de köylülerin aynı coşkun alkışlarıyla karşılık buldu. Eşme ve Ulubey ilçesine bağlı köylüler topraklarındaki siyanür tehlikesine karşı mücadele kararlılıklarını, bölge milletvekilinin, il genel meclisi üyelerinin ve yerel yöneticilerin hazır bulunduğu kitlesel toplantıda bir kez daha ortaya koydular.

Yoğun katılım Üstü kapalı olmasına rağmen yan taraflarının bir kısmı açık olan hangar, toplantı saati olan 20.00'de yağmurlu ve soğuk havaya rağmen doldu. 800 kadar olduğu söylenen sandalyelerde yer kalmadığı gibi yüzlerce köylü söyleşiyi ayakta izledi. Köylülerin yanlarında küçük yaştaki çocuklarını getirmesinin yanı sıra toplantıya kadınların da yoğun katılımı olduğu dikkat çekti. Söyleşiye topraklarında Eşme'deki gibi TÜPRAG şirketi tarafından altın madeni işletilmek istenen İzmir Efemçukuru köylülerinden bir grup da katıldı. Altın neye yarar? İnay köylülerinden Öğretmen-Yazar Muammer Sakaryalı'nın yönettiği söyleşide ilk konuşmayı Ege Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran yaptı. 5 yıl kadar önce yöredeki maden çevresindeki köylerden Bekişli'de bir kahvede köylülere siyanürün zararları ile ilgili bilgi verdiği gerekçesiyle zamanın Uşak Valisi'nin ihbarı ile gözaltına alınan Yıldıran aradan geçen yıllara ve baskılara rağmen Eşme köylüsünün yanında olduğunu yineledi. Yıldıran, altın madenciliğinin ardındaki çokuluslu şirketleri ve bunların ardındaki birkaç aileyi anlattı. Jeoloji mühendisi Savaş Dilek de konuşmasında, madende kullanılacak siyanür kadar ortaya çıkan diğer ağır metallerin yaratacağı tehlikeye de dikkat çekti. Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü'nden Prof. Dr. Ali Osman Karababa ise, siyanürlü madenciliğin çevreye ve insan sağlığına verdiği zararları sinevizyon gösterisi eşliğinde aktardı.

'Ölüm raporları...' Ankara Beyaz Adımlar Platformu'nu temsilen konuşan Av. Mehmet Horuş, Bergama'da yıllardır verilen hukuk mücadelesine rağmen madenin yeniden açılmasının, verilen mücadelenin sadece hukukla sınırlanmaması gerektiğini kanıtladığını belirterek, "Yapmadığımız hukuksal başvuru kalmadı. Biz artık müvekkillerimizin ölüm raporlarını mı sunalım bakanlara" dedi. Av. Arif Ali Cangı ise yeni Maden Kanunu'nda yapılan değişikliklerin altın madencilerinin önündeki bütün engelleri kaldırdığını dile getirdi. Gece yarısına kadar süren toplantıda söz alan Tüm-Köy Sen örgütlenme uzmanı Turgut Güler, IMF ve Dünya Bankası baskısıyla çıkarılan yasalardan iki tanesini, Uluslararası Tahkim ve Endüstri Bölgeleri Yasası'nı aktararak, bu yasaların tekellerin önündeki bütün engelleri kaldırdığını, ülkenin kirletilmiş bir çöplük haline gelmesinin de önünü açtığını belirtti. Güler, "Topraklarımızı, ülkemizi, geleceğimizi nasıl koruyacağımızı; SEKA, Seydişehir işçileri ve Bergama köylüleri gösteriyor. Mücadelemizi onların mücadelesiyle birleştirmeli, örgütlenmeliyiz" dedi.

www.evrensel.net