Fotoğraf: AA

Irak'ın yükselen yeni ticareti!

ABD-İngiliz işgalinin Irak'a getirdiği 'özgürlük' organ mafyasını da zengin etti. Can güvenliği, işsizlik ve yoksullukla boğuşan Iraklılar, böbreklerini veya diğer organlarını satarak ailelerinin geçimlerini sağlamaya çalışıyor...

Bağdat sokaklarının daha fazla güvenli olmadığına kanaat getiren taksi şöförü Ali Hamid, hiç istemese de ekmek kapısı olan şöförlüğü bırakmaya karar verdi. Fakat evlilik arifesinde olan Hamid'in tam da bu sıralarda daha fazla paraya ihtiyacı vardı. ABD güçlerinin kan revan içinde bıraktığı ülkede değil evlenmek, günlük ihtiyaçlarını karşılamak için bile iş bulamayan Hamid, tek çıkar yol olarak böbreklerinden birini satmayı gördü.

1400 dolar aldı Uzun süre düşündükten sonra kararını hayata geçirmeye karar veren 22 yaşındaki şöför, döküntü ve harap evlerin peşisıra dizildiği Bağdat'taki El Kerama Hastanesi'nin yolunu tuttu. Önceki ameliyatlardan arta kalan kullanılmış sargı bezlerinin halen durduğu yatağa yatan Hamid, gözlerini kapayıp 3 saatlik ameliyat boyunca açmamasının ardından, artık 1400 dolar daha zengindi. Hamid'in bulunduğu odanın hemen yanında ise taksi şöförü gibi kanlı sargılar içinde yatan ve onun sattığı böbreği bekleyen diğer hasta yatıyordu.

Son çıkar yol İşgalin ardından yerle bir olan Irak'ta engellenemez biçimde yükselen bir 'endüstri' var. Ülkedeki tüm kaynaklar ve sanayii uluslararası tekellere peşkeş çekilirken, giderek yoksullaşan Iraklılar da organlarını karaborsada satıyor. Hijyenden ve tıbbi önlemlerden yoksun ameliyathanelerde yapılan bu operasyonlarda, yoksul ve çaresiz Iraklılar, hayatlarını hiçe sayarak bıçak altına yatıyorlar. Bu Iraklılardan birisi olan Hamid ameliyatın ardından, "Ülkedeki güvensizlik ortamından dolayı taksideki işimi bırakmak zorunda kaldım. Yakınlarım, polis teşkilatına veya orduya katılmamın maddi durumum açısından iyi olacağını söylediler. Fakat bunu kabul etmem mümkün değildi. Çünkü bana önerilen bu işler, taksi şöförlüğünden daha da tehlikeli. Sonuçta başka bir çıkar yol kalmamıştı ve böbreğimi sattım. Yakın bir zamanda evlenmeyi düşünüyorum. Sanırım bu para ile yeni bir işe başlayabilirim" şeklinde konuştu.

Mafya aracı oluyor Hamid'in böbreği karşısında aldığı para düşünüldüğünde, genç taksi şöförünün diğer Iraklılara göre bir nebze şanslı olduğu düşünülebilir. Çünkü böbreklerin zengin ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlayan organ mafyası, ayakta kalabilmek için her yolu deneyen umutsuz Iraklıların bu durumundan yararlanarak, bir böbreğe ortalama 700 dolar veriyor. Bugünlerde Hamid gibi genç insanları Bağdat'taki hastanelerin yakınlarında görmek mümkün. Kararsız bir şekilde hastanelerin etrafında dolanan Iraklılar, mafya aracılarının gözünden kaçmıyorlar. Açık pazarlıklar ile hastane civarındaki kahvelerde başlayan karaborsa ticaret, yoksul Iraklıların kendilerini ameliyathane köşelerinde bulması ile son buluyor. Mafya aracılarının, böbrekleri sattıkları müşteriler ise; yılların verdiği cefa ve oldukça kısıtlı sağlık hizmetlerinin etkisi ile, böbreklerin nereden geldiğini sorma ihtiyacı dahi duymuyorlar.

Hastalar da çaresiz Çatışmalar sırasında hayati organlarını kaybeden birçok hastanın da, böbreklerini satanlardan farkı yok. Hamid'in böbreğini verdiği 20 yaşındaki Ammar Muhammed, "Geçtiğimiz sene evime giderken yolumun üzerindeki bir arabanın patlaması sonucu iki böbreğim de ağır hasar gördü. Yeterli tedavi görmedim ve ikisini de kaybettim. Sadece sağlığımı geri istiyorum" diyor. Irak'ta giderek yaygınlaşan karaborsa organ ticareti, diğer ülkelerdeki aracıların da ağzını sulandırıyor. Ülkeye 'organ turizmi' için üşüşen onlarca yabancı organ mafyası aracısı, "dibe vuran" organ fiyatları ile karaborsa ticarete uluslararası bir boyut kazandırıyor. Öte yandan bölgedeki ülkelerde de yasadışı organ ticareti Irak'takinden (organların fiyatları dışında) farklı değil. Irak'ta hergün patlayan bombalar, kaçırma ve gasp olayları olmasa, ülkedeki organ piyasası da örneğin Türkiye'deki gibi 5 bin veya Hindistan'daki gibi 3 bin dolar olabilir. Söz konusu ülkelere nazaran Irak'taki ameliyatlar daha pahalıya (2 bin dolar) yapılıyor, fakat sonuçları çok daha riskli. Organlarını satan Iraklılar, türlü komplikasyonlar ve enfeksiyonları göze alıyorlar.

Özel hastanelerin 'uzmanlık alanı' Birkaç sene öncesine kadar Irak hastanelerindeki basit bir cerrahi operasyon bile birçok sağlık prosedürünü aşmak zorunda iken, şimdi bu her gün kolaylıkla yapılıyor. Saddam Hüseyin zamanında zorlaştırılan organ nakli, işgalin ardından donör ve ihtiyaç sahibi arasındaki pazarlığa bırakılıyor. Kuşkusuz birçok ihtiyaç sahibi, donörlerin yüzünü bile görümüyor. Fakat aracı ile yapılan anlaşmalar, doktorların soru sormasını bile engelleyecek nitelikte. Hamid'in böbreğini alan Dr. Hütheim El Seydi, "Birçok işsiz Iraklı para için bu bıçak altına yatıyor. Kişisel olarak organların para karşılığında satılmasına karşıyım. İhtiyaç sahipleri ve donörler akraba olmadıkları sürece bu ameliyatları yapmayı kabul etmiyorum. Fakat Bağdat'taki birçok özel hastane, organların kimden alındığını önemsemiyor" diye konuşuyor. Arap ülkelerindeki akraba ilişkilerinden dolayı Dr. El Seydi'nin bahsettiği problem de kolaylıkla aşılıyor. Çünkü birçok Arap, "kuzen" kelimesini "yakın arkadaş veya akraba" yerine kullanıyor. Doğal olarak El Kerama Hastahanesi gibi birçok hastane, donör ve hasta arasındaki ilişkinin ne olduğunu bilemiyor. Zaten Hamid'in böbreğini sattığı Ammar Muhammed de, genç şoförü "kuzeni" olarak tanıtmıştı. 2001 yılında donörler böbrek satışından 2 bin dolar para kazanıyorlardı. Fakat işgalin etkisi ile hayatları kararan Iraklılar, şu an daha fazla para ihtiyacı içindeler. Bir hemşire, böbreğini 70 dolara satan bir donör dahi gördüğünü söylüyor.

www.evrensel.net