Okullarda eğitim verilmeyecek

Eğitim emekçileri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda 25 Mayıs'ta görüşülecek dava öncesinde, vizite eylemine çıkacak.

Eğitim emekçileri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda 25 Mayıs'ta görüşülecek dava öncesinde, vizite eylemine çıkacak. Eğitim Sen İstanbul 2 No'lu Şube Başkanı Hasan Toprak, bu sürece eğitim çalışmaları ve işyeri toplantıları ile hazırlandıklarını, binlerce bildiri ve broşür dağıttıklarını anlatarak, "24 Mayıs'ta tahmin ediyorum birçok okulda hizmet üretimi duracaktır" dedi. 25 Mayıs'ta da üyelerinin gün boyu şube binasına gelerek "Sendikama sahip çıkıyorum" diyeceklerini bildiren Toprak, kapatma davası ve KESK'in genel kuruluna yönelik sorularımızı yanıtladı. Eğitim Sen'in tüzüğünde "Anadilde öğrenim hakkını savunur" ifadesi yıllardır var, kapatma davası ise geçen yıl açıldı. Sizce Eğitim Sen neden kapatılmak isteniyor? Eğitim Sen bilimsel eğitimi savunan bir sendika ve anadilde eğitim maddesini koyarken de bu gerçekliği göz önüne aldık. Biz 1990'dan beri bu tüzük maddesiyle çalışmalarımızı yürüttük. 2001'de çıkan sendika yasası nedeniyle değişiklik yaparak "anadilde eğitim"i, "anadilde öğrenim" olarak değiştirdik. Tabii Türkiye'de her şey siyasi gelişmelere bağlı olarak şekilleniyor. Bu anlamla da geçen yıl Genelkurmay'ın emri üzerine Eğitim Sen'in kapatılması istendi ve iki kez Ankara İş Mahkemesi'nde görülen davada bu maddenin yasalara aykırı olmadığı kararı alındı. Ancak karar savcılık tarafından tekrar Yargıtay'a götürüldü. Elbette Eğitim Sen sadece anadilde eğitimi savunduğu için değil, insanca bir yaşamı savunduğu için, parasız bilimsel eğitim istediği için, bağımsız demokratik bir ülke istediği için, barışı savunduğu için de kapatılmak isteniyor. IMF'nin isteği doğrultusunda kamusal alanı tasfiye eden AKP Hükümeti, kendisine ayak bağı olacak bu en dirençli sendikayı istemiyor. 25 Mayıs'ta görülecek dava öncesinde alınan eylem kararlarına nasıl hazırlandınız? Sendikamızı sahiplendik. Geri adım atmayacağımızı ve direneceğimizi ifade ettik. Bu doğrultuda bir yıldan beri çeşitli eylem ve etkinlikler düzenledik, uluslararası ilişkilerimizi geliştirdik. Bunun aslında demokrasiye yapılmış bir saldırı olduğunu söyledik. Çünkü emekçilerin örgütlenmesi demokratik bir ilkedir. Biz 7-9 Aralık tarihlerinde, dava ikinci kez görülürken eylemler düzenledik. 8 Aralık'ta Kadıköy'de yapılan eylemde acımasızca saldırıya uğradık. Şubemize gaz bombası atıldı. Burada üyelerimiz sendikamızı sonuna kadar savunacaklarını gösterdiler. Bu saldırı sonrası yargılanması gerekenler değil, biz yargılandık. 18 Mayıs'taki davada, mahkeme yargılanan 56 arkadaşımızı "demokratik haklarını" kullandıklarını söyleyerek suçsuz buldu. Yargıtay'da görülecek dava öncesinde de, 24 Mayıs'ta hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanacağız. Bu, vizite eylemi şeklinde olacak. 25 Mayıs'ta da şube olarak sendika binamızda olacağız. Sendikamızı sürekli olarak açık tutacağız. İşyerlerindeki arkadaşlarımız "Sendikama sahip çıkıyorum" şiarıyla gün boyu şubemizi ziyaret edecek. Biz şube olarak, bir ay boyunca 120 okulda eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yaptık. Sadece Eğitim Sen'in kapatılmasıyla ilgili değil, kamunun tasfiyesini, sağlığın özelleştirilmek istenmesini, sosyal güvenlikte yapılmak istenen değişiklikleri anlatarak yaptık bu çalışmaları. 24 Mayıs'ta tahmin ediyorum birçok okulda hizmet üretimi duracaktır. Çalışmalarımıza eylem takvimi açıklanmadan başladık; temsilciler toplantısı yaptık, bildiriler ve broşürler çıkardık. 2000'e yakın bildiri, Personel Rejimi Yasa Tasarısı hakkında yine 2000'e yakın broşür çıkardık. Toplam kalite yöntemi hakkında broşür hazırladık. Anadil ile ilgili eğitim çalışması yaptık, tartıştık. Tüm arkadaşlarımız okullarda, çıkarttığımız "Eğitim Sen'i kapatımayacağız" kokartları taktılar. Yargıtay kapatma yönünde karar verirse neler yapılacağı kararlaştırıldı mı? Sizce neler yapılmalı? Bizim kafamızda kapatılma düşüncesi yok, 25'inde şubemizde olmamızın sebebi de bu. 26'sında da 27'sinde de sendikamızda olacağız. Biz "Eğitim Sen kapatılamaz" dedik. Hukuki süreç açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci başlayacak. Daha önce de sendikalarımız kapatılmıştı; aynı eylemleri yapma gücümüz ve etkinliğimiz var.


'Yapılması gereken en önemli iş mücadeleyi birleştirmek' KESK kongre sürecini tamamladı ve yeni bir yönetim seçildi. Alınan mücadele kararları var. Bunlara ilişkin değerlendirmeleriniz nedir? Bundan sonraki süreçte KESK nasıl hareket etmeli? Yeni yönetimin yapacağı en önemli işlerden bir tanesi, mücadeleyi birleştirmektir. KESK, en büyük zaafı burada yaşamıştır. Şimdi Genel Başkan, 'Biz geçmişteki çizgimizde devam edeceğiz' derse, mücadele etme açısında evet, ama eksiklikleri görmeyerek hareket etmeye hayır derim. Bir an önce kamunun tasfiyesine yönelik alınan mücadele kararlarını hayata geçirmek, birleşik bir emek hareketi yaratmak gerekiyor. KESK kendi içinde birleşmeyi sağlayamamıştır. Bunu 21 Nisan'da SES'in eyleminde, 27 Nisan'da ise KESK'in eylemlerinde gördük. Güçleri birleştiren bir karar alamamıştır. Bu anlamda önce kendi içinde olmak üzere diğer sendikalar, siyasi partiler ve kitle örgütleriyle ortak mücadelenin yollarını bulmalıdır. Ayrıca tabanın karar alabileceği bir mekanizmanın işletilmesi gerekiyor. Böylece üyeler, örgütüne daha fazla güven duyacaktır.

www.evrensel.net