Gençlerin çok fazla şansı yok

"Benim oynadığım karakter çok da militan bir tip, devrimci prototipi değildi. Devrimci dediğin zaman Mehmet demezsin. Mehmet daha farklı bir adam, daha romantik bir adam. Bugün yaşasaydı aktif bir solcu olmazdı. Sempatizan olurdu, sol bir partiye oy verirdi ama aktif politikanın içinde yer almazdı."




Mehmet Ali Nuroğlu KİMDİR? Mehmet Ali Nuroğlu Ankara'da mütevazi bir tiyatrocuyken Çemberimde Gül Oya isimli diziyle tanınan bir oyuncu haline geldi. Babasının subay olması nedeniyle Ağrı, Elazığ, Tekirdağ gibi birçok ili dolaşan Nuroğlu daha sonra kendi deyimiyle Ankara'ya demir attı. ODTÜ Felsefe Bölümü'nü kazanmak için çabaladı ve simgesel durumu çok seviyorum dediği okulu kazandı. Lise yıllarında başladığı tiyatroculuğu meslek edinmeye karar vererek Felsefe Bölümü'nde okuduğu üç yılı geride bırakarak Hacettepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü'ne girdi. Devlet Tiyatrosu'nun sahnelendiği oyunlarda ve TRT için çekilen "Yuvadan bir kuş uçtu" isimli dizide rol aldı. Çağan Irmak'ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği Çemberimde Gül Oya dizisinden teklif alınca "Evet, bu rol benim olmalı" diyerek İstanbul'a geldi. 12 Eylül öncesinin farklı bir bakış açısıyla anlatıldığı dizide, Mehmet karakterini canlandıran 26 yaşındaki Nuroğlu'na teybimizi uzatarak yakında bitecek olan dizinin muhasebesini yapalım istedik. Hedeflerini ve beklentilerini konuştuk.


ODTÜ Felsefe'yi kazandıktan sonra bırakıp konservatuvara geçtiniz. Bu tercihinizin nedenini öğrenebilir miyiz? Bizim okula drama dersi açıldı. Ve ben orada şunu gördüm ki yaratıcı drama dersinde birtakım şeyleri, mesela etrafında insanlar olduğunun, uzayda kapladığın boşluğun bilincine varıyorsun. Tiyatro gerçekten çok güzel bir araç düşüncelerini, fikirlerini yansıtabilmek için. Tiyatroyu bu nedenle çok sevdim ve sürdürmeyi istedim. Hayatımı ona göre yönlendirdim. ODTÜ oyuncularını severek izliyordum ve oraya girmek istedim. Kampusünü, ortamını, simgesel durumunu çok seviyordum ODTÜ'nün. Stadyumda halen Devrim yazar. Onu koruyorlar ama reklam malzemesine dönüştürdüler. Benim için çok önemlidir. Gelen yönetimler ise o yazının üstünü her zaman boyatıyorlar. Beyaz boyayla kapatıyorlar ama her kış yağmur kar yağdığında rektörlerin boyattığı boya akıyor. Ama devrim yazısı olduğu gibi duruyor. Neyse ODTÜ'ye girdim. Orada teknik, beşeri bilimlerde okuyan bir sürü insan vardı. Onların bu işe daha yaratıcı yaklaşmasını bekliyorsun. ODTÜ oyuncularında da birtakım gelenekler ve bu gelenekler üzerine kurulmuş bir tiyatro anlayışı olduğunu gördüm. Kimse sorgulamıyor, gelen insanları efsanelerle eğitiyorlardı. Ben buna tepki gösterdim ve ayrıldım. Felsefe okuyordum. Mezun olan arkadaşlarım cep telefonu bayileri açıyorlar, bankalarda çalışıyorlardı. Bunu İstemiyorum dedim ve konservatuvara girdim. 4 sene orada okudum. Mezun olunca insanın karşısına bu kez de para sorunu çıkıyor. Maalesef bu da sistemden kaynaklı bir durum. Bize, gençlere bu ülke çok fazla şans sunmuyor. Birtakım insanlar bütün köşeleri tutmuşlar ve sonsuza kadar direnebileceklerini düşünerek orada durabiliyorlar. Önümdeki iki seçenekten birini seçtim, dizide oynayacağım dedim. Çemberimde Gül Oya gibi konusu, anlatım biçimi itibariyle vicdanımı rahat tutan bir iş içinde yer alıyorum.

Çemberimde Gül Oya'yla tanındınız. Dizi serüveniniz nasıl başladı? Bence önemli olan böyle bir dizinin yapılmış olması. Teklif geldiğinde çok heveslendim, olduğu içinde çok mutluyum. Keşke bu sinema filmi olsaydı o zaman daha gerçekçi olabilirdik. Çok daha fazlasını bekleyen insanlar var onları anlıyorum tabi ama şu anda bunun mümkün olmayacağını da biliyorum. Bütün iyi niyetiyle birtakım fikirler belirtmeye çalışan bir dizi. Bir şekilde bu ülke çiçek açmaya çalıştı. Ağaç gibi, dallarını gökyüzüne uzatmaya çalıştı. Sonra bu dalları kırdılar. Ben şimdi çıplak bir gövdeye tırmanamıyorum, belki o dallar olsa ben tırmanacağım. Gökyüzüne daha yaklaşacağım, ben de bir dal olacağım, benden sonra gelen de ona tırmanacak. Bütün güzel şeyleri hızla ve şiddetle yok etmeye çalışıyoruz. Kendi çocuklarımızı öldürdük, kendi kendimize düşmanlık yaptık. Öldürülmeyenlerin ise ruhları sakat kaldı. O dönemde bu yapıldı. Hâlâ barışabilmiş, yüzleşebilmiş değiliz. O yüzden yarım insanlarız, yarım ülkeyiz. Ve bunun en büyük sıkıntısını gençler çekiyor. Saçma sapan hayatlar yaşanıyor, saçma sapan adamlar yetişiyor. Bunun tek sorumlusu o günlerde ülkelerini sözde sevdiklerini zannederek güzel oluşumları engelleyen, düşünceyi yasaklayan, kendi kültürümüzle bağlantımızı kesen, bizi mahkûm edenlerdir.

Rolünüz için bir hazırlık yaptınız mı? İlgilendiğim, okuduğum, az çok bildiğim bir dönem olduğu için çok fazla bir araştırma yapmadım. O dönemi yaşamış insanlarla konuştum. Bir iki yeni kitap okudum. Sezai Sarıoğlu'nun Nar Taneleri beni çok yaraladı. Gün Zileli'nin anıları beni çok düşündürdü. Çok samimiydi, çok dürüst eleştirmişti kendini ve arkadaşlarını. Kendi kafamda düşündüm daha çok rolümü. Benim oynadığım karakter çok da militan bir tip, devrimci prototipi değildi. Devrimci dediğin zaman Mehmet demezsin. Mehmet daha farklı bir adam, daha romantik bir adam. Bugün yaşasaydı aktif bir solcu olmazdı. Sempatizan olurdu, sol bir partiye oy verirdi ama aktif politikanın içinde yer almazdı. Dürüst ve gerçekten güzelliğe inanan bir adam. Devrim için her şeyi yapabilecek bir adam değil.

Dizide rolün dışında sizi en çok etkileyen karakter kim oldu? Canan'ın çektiği sıkıntı çok acı bir sıkıntı. Refah ve kültür seviyesi yüksek, en modern yaşayan bir Türk kadının yaşadığı sıkıntıyı genişletilmiş bir şekilde yaşıyor. Türkiye'de bugün kadın olmak çok zor. Nereden biliyorum, benim kardeşim var, benim çok sevdiğim kadınlar oldu hayatımda oradan biliyorum. Türkiye'de kadın olmak çok zor ve Canan'da bunu temsil ediyor. Yapmak istediği şeyler var. Çok yetenekli, çok güzel bir sesi ve ruhu var. Şarkıcı olmak istiyor. Sadece ona orospu rolü biçiliyor. Sadece onu yapmasına izin veriliyor ve o şekilde bir hayat yaşıyor. Şarkıcı olmak için İstanbul'a geliyor. Pavyonlarda şarkı söylüyor, masalara gitmeyi reddediyor. Hayat onu öyle bir tezgahtan geçiriyor ki o ister istemez sonunda masalara giden, konsomasyon yapan bir kadın olmak zorunda kalıyor.

İzleyicilerden gelen tepkiler nasıl? Genel olarak bizim izleyicimiz televizyon izlemeyen, dizi izlemeyen bir izleyici. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Beni sokakta on tane insan durduruyorsa sekiz tanesi bunu söylüyor. Ben onların samimiyetine inanıyorum. Bizim aldığımız mailler, mektuplar, setimize ziyarete gelen insanlar, herkes bunu söylüyor. Neden böyle kalitesiz işler yapıyorsun diye sorduğun zaman sen, halk bunu istiyor diye cevap veriyorlar. Bu çok büyük bir yalan, çok büyük bir kaçış. Halk bunu istemiyor. Kendi vicdanlarını rahatlatmak için söyledikleri bir şey bu. Halk sadece başka seçenek sunmadığın için onun içinden tercih yapıyor. Bizim dizi çok büyük rayting rekorları kırmıyor ama 33 bölümdür faaliyet halindeyiz ve sağlam bir izleyecimiz var.

Tiyatro ve sinemaya dair teklifler alıyor musunuz? Tiyatroyu çok istiyordum. Tiyatro Stüdyosu'ndan Ahmet Leventoğlu'dan beni de çok heyecanlandıran bir teklif gelmişti. Ben çok yoğun çalışıyordum ve bu yüzden değerlendiremedim. Oyun Atölyesi'nin oyunlarını çok beğenerek iziliyorum, belki onlarla bir şeyler yapabilirim. Mahir Günşiray çok güzel işler yapıyor. Mesela Hamlet'i oynamak isterim daha gençliğimi kaybetmeden. Benim asıl hayalim kendi tiyatromu kurabilmek. Şu an beklemedeyim. Ama seneye bir tiyatro yaparsam hiç kimse şaşırmasın. Sinema maalesef yok. Çok sevdiğim bir iş olacağına da inanıyorum. Çok beğendiğim, sinemasına inandığım insanlar film çekiyorlar. İsimlerini vermeyeyim yoksa buradan iş atmış gibi olacağım. Onlarla çalışmak istiyorum. Çünkü Türkiye'de gerçekten iyi işler yapan ve yapmaya devam edeceklerine inandığımız bir avuç insan var. Bir tanesiyle çalıştım mesela Çağan'la.

Çemberimde Gül Oya yakında bitecek. Nasıl bir son bekliyor izleyicileri? ODTÜ ve Bilkent'te panele gittik. Yönetmenimiz Çağan'ın çok heyecanlı bir tipi vardır. O kendini tutamadı ve söyledi, ben de söyleyebilirim. Selda Alkor'un oynadığı yaşlı Yurdanur karakterinin yazdığı bir roman var Çemberimde Gül Oya. Romanı bir yönetmen filme çekecek. Bizim ilk başladığımız şekilde Mehmet'i bir oyuncu, Yurdanur'u bir başka oyuncu oynayacak. Biz olmayacağız. Onlar tanışacak, darbe olacak ve hikaye bitecek. Güzel bir son olacak başladığı yerde bitecek gibi...

Yeni bir dizide daha rol almayı düşünüyor musunuz? Ben aslında bu diziden sonra isterdim ki bir dizi daha yapmayayım. Ama maalesef işler öyle yürümüyor. Emeğinizin karşılığını bazen alamayabiliyorsunuz. Genç bir insan olarak birtakım zorlukları göğüslemek durumunda kalabiliyorsunuz. Açıkçası çok fazla para biriktiremedim. Çok fazla para da kazanamadım diziden. Bunu da hiçbir zaman sorun haline getirmedim. Çünkü Çemberimde Gül Oya özel bir iş olduğu için para söz konusu bile değildi. Yapabileceğim çok az şey var dizilerde, beni hedefe götürecek doğru yollardan bir tanesi olduğuna inanıyorum. O yüzden dizi yapacağım. Bunların içinde benim çalışmaktan zevk aldığım, yaratıcılığına güvendiğim, bana bir şeyler katacağını düşündüğüm insanlardan bir teklif var. Ben bunu değerlendiriyorum şu anda anlaşmak üzereyiz. Ama ben yine samimi olmaya çalışacağım, yalan söylemeyeceğim, elimden geleni yapmaya çalışacağım. Bundan sonra hayatımda Çemberimde Gül Oya gibi bir iş olur mu bilmiyorum. Benim, orada oynayan bütün oyuncular, yönetmenimiz ve bunu izleyen herkes için de özel bir iş oldu.

www.evrensel.net