Fotoğraf: Evrensel

'Karar, barış meselesi olarak
   ele alınmalı'

Emeğin Partisi Genel Başkanı Tüzel, Öcalan ile ilgili kararın, sadece hukuk meselesi gibi değil, barış ve kardeşlik meselesi olarak da ele alınması gerektiğini dile getirdi. Tüzel, iktidarın iç tehdidi ön plana aldığına, dolayısıyla barış isteyenleri teröristlikle suçlarken, İncirlik Üssü'nün kullanımına yeniden izin verdiğine dikkat çekti.

Emeğin Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel, AİHM'in Abdullah Öcalan ile ilgili kararına karşı, AKP Hükümeti'nin gerici bir söylemle ayağa kalktığını söyleyerek, ancak meseleyi sadece hukuk ve yargı sorunu olarak görmek değil bu ülkenin barışı, kardeşliği, demokratikleşme meselesi olarak görüp çözmek gerektiğini söyledi. EMEP Genel Başkanı Tüzel, KESK 2'nci Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Başbakan'ın kendisini karşılamadığı için Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü'nü azarlamasına dikkat çekerek, üniversitelerde bilim ve özerklik diye bir şeyin kalmadığını söyledi. Tüzel, Başbakan'ın kendisine bu davranışta bulunanları, teröristlikle suçladığına dikkat çekerek, iktidar olmuş burjuva kapitalist partilerin egemen anlayışının bu olduğunu belirtti. Bu anlayışın bir yandan da ilerlemeden, reformdan bahsettiğini ifade eden Tüzel, böyle bir anlayışın hazırladığı ceza kanununa karşı gazetecilerin ayaklandığını hatırlattı. "Demokrasi böyle ele alınınca, ülkeyi yönetenler, Milli Güvenlik Savunma Belgesinde dış tehdidi değil iç tehdidi ön plana alırlar. İç tehdit diyenler aynı zamanda İncirlik'te ABD çıkarları için, halk açıklanmayan yeni bir uzatma anlaşmasını imzalarlar. Ülkenin ortasında Ortadoğu'ya ilişkin yayılma ve saldırma politikaları yapan, onlarca Iraklı'yı katleden ABD'nin, İncirlik'teki varlığı tehdit olmuyor ama bu ülkede iş, ekmek, barış kardeşlik diyenler tehdit unsuru oluyor" diye konuştu. AHİM'in Abdullah Öcalan ile ilgili verdiği kararı da değerlendiren Tüzel sözlerini şöyle sürdürdü: "Hükümet çevreleri, 'Adil yargılanmaması demek, yeniden yargılanması anlamına gelmemektedir' diyorlar. Ya da 'İşin kolayı var; nasıl olsa suçlar ortadadır' denilmektedir. 'Aynı şekilde yargılarız olur biter' diyorlar. Peki mesele halloldu mu? Demokrasinin en temel meselelerinden biri olan Kürt sorununu çözmüş oldunuz mu? Milyonlarca Kürdün talepleri, hakları, duyguları karşılandı mı? 'Terördü, yargıladık' diyerek meseleyi çözecek misin? Çözemezsiniz. Bu yeniden şiddeti, baskıyı ve terörü hortlatmaktan başka bir işe yaramaz. Eğer ki yeniden yargılanma gerekiyorsa, -ki bu açıktır- o zaman tarihte neler yaşanmıştır bakınız. İtiraflar, toplu mezarlar ortaya çıkıyor. '30 bin kişinin katili' diye suçlayıp yargılamak kolay. Ama gerçeklere böyle kavuşamazsınız. O nedenle eğer ki yeniden yargılanma yapılacaksa, meseleyi sadece hukuk ve yargı sorunu olarak görmek değil bu ülkenin barışı, kardeşliği, demokratikleşme meselesi olarak görüp çözmek durumundasınız." Tüzel'in bu sözleri salonda, "Susma haykır, bütün halklar kardeştir" sloganlarıyla karşılık buldu. Tüzel de, önümüzdeki günlerde çalışanlara yönelik saldırıların artacağına işaret ederek, emek hareketinin güçlü bir dinamiği olan kamu emekçilerinin, bunları sorgulaması, emek hareketini birleştirmesi gerektiğini söyledi. Tüzel, kamu emekçilerinin sorunları tüm ülkenin sorunları gibi görmesi ve diğer çalışanların sorununu kendi sorunları gibi görmesi gerektiğine dikkat çekerek, emperyalistlere karşı gereken yanıtın verileceğini ifade etti.




'KIŞKIRTMALARDAN VAZGEÇİLMELİ' AİHM'in Abdullah Öcalan davasındaki kararını değerlendiren EMEP Genel Başkan Yardımcısı Memet Kılınçaslan, bu karar karşısında ülkedeki bütün gerici siyasi güç odaklarının yeni bir şovenizm kampanyası başlatmak için birleştiğini söyledi. "Ülkemizin temel demokrasi sorunu olan Kürt sorununu çözmek için çaba sarf etmek yerine, Kürt sorunu ile ilgili her gelişmeyi şovenizmi ve milliyetçiliği kışkırtmak ve halkı bölmek için değerlendiren egemen güçler, esasında hukuki bir süreç olan AİHM sürecini de gerici emelleri için kullanıyor" diyen Kılınçaslan, halkın tepkisi sonucu DGM' leri kaldırmak zorunda kalan siyasi iktidarın, o günlerde bu düzenlemeyi demokratik bir adım olarak değerlendirirken, bugün Öcalan'ın DGM'de yargılanmasının adil yargılanma hakkının ihlali olduğu tezine karşı çıkmasının samimiyetsizliğin göstergesi olduğunu vurguladı. Kılınçaslan şunları söyledi: "Hükümet sorun karşısında alınabilecek en gerici tutum olan şovenizmin kışkırtılması ve Kürt halkına karşı konunun bir aşağılanma vesilesi olarak kullanılmasından vazgeçmeli ve Kürt sorununun çözümü için şimdiye kadar olduğu gibi göstermelik değil ciddi ve samimi adımlar atmalıdır."

www.evrensel.net