Tabloya bak geleceği gör

Ağrı ve ilçelerinde 19 bin 700 çocuk okula gitmiyor. Kentte, 1517 öğretmen açığı var. Diyarbakır'ın Talaytepe köyünde 70 kız çocuğu okul yüzü görmedi. Diyarbakır Valiliği ilde ihtiyaç duyulan 3 bin dersliğin 'kiralama' yöntemiyle karşılanacağını bildirdi.

Bir eğitim ve öğretim sezonu daha sorunlarla kapanıyor. Ağrı ve ilçelerinde okul çağına gelen 19 bin 700 çocuk okula gitmiyor. 1517 öğretmen açığının bulunduğu kentte, derslik yetersizliği nedeniyle her sınıfa 60 öğrenci düşüyor. Diyarbakır merkeze bağlı Talaytepe köyünde 70 kız çocuğu okul yüzü görmedi. Diyarbakır Valiliği ilde ihtiyaç duyulan 3 bin dersliğin 'kiralama' yöntemiyle karşılanacağını bildirdi. 2004-2005 Eğitim ve Öğretim Yılı'nın sona ermesine haftalar kala Ağrı'da yaşanan sorunlar Eğitim Sen Ağrı Şubesi tarafından yapılan araştırmayla gözler önüne serildi. Milli Eğitim Müdürlüğü'nün verilerinden yararlanılarak yapılan araştırmaya göre, okul çağına girmelerine rağmen 19 bin 700 kişi okula gitmiyor. 1517 öğretmen açığının bulunduğu kentte, 645 ilkokul ve 60 liseye 130 bin öğrenci düşüyor. Derslik yetersizliği nedeni ile her sınıfta 60 öğrenci eğitim görmek zorunda kalıyor.

Derslik ihtiyacı DİHA'ya konuşan Eğitim Sen Ağrı Şube Başkanı Ahmet Acar, Ağrı'nın Türkiye'de eğitim sıralamasında son sıralarda yer almasının nedeninin, araştırma sonucunda çıkan verilerden kaynaklandığını söyledi. Derslik yetersizliğinin eğitimi olumsuz etkilediğini belirten Acar, "Normalde her sınıfta 30 öğrencinin ders görmesi gerekirken maalesef bu rakam tam bir kat fazla. Elde ettiğimiz rakamları ve bulunan sınıfları kıyasladığımızda her derslikte 60 öğrenci ders görüyor. Ağrı ve ilçelerinde halen 130 bin dersliğe ihtiyaç duyulmaktadır" dedi. Öğretmen açığına da dikkat çeken Acar, özellikle Diyadin ilçesinde öğretmenlerin yüzde 50'sinin stajyer olduğunu ve bir yıl içinde bölgeden ayrıldıkları için yeteri kadar eğitim üzerinde duramadığını söyledi.

Sonuçlar üzücü Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir an önce, eğitimde yaşanılan sorunlara karşı çözüm bulması gerektiğini ifade eden Acar, şunları dile getirdi: "Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı okullar ile 'eğitim veriyorum' anlayışı ile hareket ediyor. Maalesef bunun derinine indiğimizde çok daha üzücü bir sonuç elde ediyoruz. Halen günümüzde bu rakamlara sahipsek Türkiye'nin geleceğinin ne kadar parlak olacağı ortadadır. Bunlara bir an önce müdahale edilmesi ve gereken öğretmen açığı ve diğer aksamaların derhal yerine getirilmesi gerekiyor."


Derslik kiralama devri başlıyor Bölge genelinde olduğu gibi Diyarbakır'da da yoğun nüfus artışı ve göç nedeniyle okul sayısı ihtiyaca cevap vermiyor. İhtiyacın giderilmesi içinse artık okul binası yapılmayacak, kiralanacak. Diyarbakır Valiliği, ilde derslik ihtiyacını karşılamak için Milli Eğitim ve Maliye Bakanlığı'na okul yaptırma yerine bina kiralamayı teklif etti. Teklifi cazip bulan bakanlıklar, söz konusu teklifin mevzuata uygun olmadığını bildirdi. Valilik, bu sefer de mevzuatın değiştirilmesi yönünde rapor hazırladı. Milli Eğitim ve Maliye bakanlıkları, mevzuat değişikliğine yönelik raporu 'kabul edilir' buldu. Buna göre, İl Özel İdaresi önce proje hazırlayacak ve ihtiyaca göre yapılacak okulun yeri belirlenecek. Ardından proje ihaleye çıkarılacak. İhaleyi kazanan firma okulu en geç 2 yıl içerisinde bitirmek zorunda. Firmalar, henüz ihale aşamasındayken okulu kaça kiralayacaklarını da belirleyecek. 'Okul kiralama' projesinin 2005-2006 eğitim ve öğretim yılında uygulanacağını açıklayan Diyarbakır Valisi Efkan Ala, 3 bin dersliğe ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Milli Eğitim'e ayırdıkları 20 trilyon TL'yle ancak 250 dersliğin yapılabileceğine dikkat çeken Ala, "Ancak kiralama yöntemiyle 2 bin 500 dersliği rahatlıkla yapabiliriz. Geriye kalan 500 derslik ihtiyacımızı da daha sonra yaparız" dedi. Vali Ala, atıl durumdaki kamu binalarının okul olarak kullanamayacağını açıklayarak, binaları satıp parasıyla okul kiralayacaklarını kaydetti.


70 kız çocuğu okul yüzü görmedi Diyarbakır merkeze bağlı Talaytepe köyünde 70 kız çocuğu okula gidemeden 2004-2005 eğitim sezonunu kapatıyor. Bu yıl köyde erkek çocukların tamamı okula devam ederken, kız çocukları, ailelerinin köy dışındaki okula göndermemesi nedeniyle eğitimden uzak kaldı. 600 nüfusa sahip Talaytepe köyünde aileler, köyde okul olmadığı gerekçesiyle kız çocuklarını okula göndermiyor. Aileler kız çocuklarına iş yaptırmaya zaman kalmadığı gerekçesiyle okuma imkanı tanımazken, taşımalı sistemle erkek çocuklarını Kayapınar beldesindeki ilköğretim okuluna gönderiyor. Köy Muhtarı Emin Gün, köylerine okul yapılması için ilgili yerlere müracaat ettiklerini ancak sonuç alamadıklarından yakındı. Köylülerden Adem Güler, 4 çocuğundan 3'ünün okul çağında olduğunu, fakat kız çocukları oldukları için okula göndermediğini dile getirdi. Güler, "Okul uzak olduğu için çocuklarımı gönderemiyorum. Köyde okul yapılsaydı kızlarımı okula gönderirdim" diye konuştu. Köyde okula giden tek kız çocuğu olan Gülistan Gül (14) ise, ailesinin 7 yıl Diyarbakır merkezinde yaşadığını bu nedenle kendisini okula gönderdiklerini söyledi. Köye geri döndükten sonra da okula devam ettiğini, ancak ilköğretim okulundan mezun olduktan sonra ailesinin kendisini liseye göndermeyeceğini anlatan Gül, "Okumayı çok seviyorum. Liseyi okuyamayacağım için çok üzülüyorum. Her fırsatta eğitim diyoruz ama icraata gelince susuyoruz. Köyde benim gibi onlarca arkadaş var. İmkan tanınsa hepsi de okur. Kim cahil kalmak ister?" dedi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Öğretmene ceza gibi uygulamaOzan Sürücü İzmir'de Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan öğretmenlerin Öğretmenevlerinden yararlanabilmeleri için yıllık 10 milyon ücret ödeyerek öğretmenevi kartlarına bandrol almaları gerekiyor. Alınan bandrol ücreti de birçok ilçede 10 milyon lira olmasına rağmen bazı ilçelerde 1 milyon lira. Konuyla ilgili görüştüğümüz Eğitim Sen 1 No'lu Şube Başkanı Mahir Ulus öğretmenlerden böyle bir ücretin alınamayacağını söyledi. Önceki dönemlerde öğretmenlerden bandrol ücreti yerine aylık 800 bin lira üyelik aidatı alınıyordu. Eğitim Sen'in açtığı davayı kazanması üzerine, üyelik aidatı kaldırılmış, yerine yıllık olarak bandrol ücreti alınmaya başlanmış. "Mahkeme, 'Öğretmenevleri öğretmene hizmet birimidir. Ücret alınması söz konusu değildir. Tüm öğretmenlere eşit şekilde verilmelidir' şeklinde karar aldı" diyen Mahir Ulus, uygulamanın öğretmenlere ceza niteliğinde olduğunu belirtti. Ulus sözlerini, "Eğer üyelik aidatına itiraz etmeyip devam ettirseydik yıllık toplam 9 milyon 600 bin lira alınacaktı. Şimdi ise peşin olarak 10 milyon lira alınıyor. 'Siz bizi mahkemeye verip paramızı mı kestirirsiniz, biz size sorarız' gibi bir uygulama bu" ifadeleriyle tamamladı.

Yeni yönetmelik Mayıs ayı içinde sendikanın da taraf olarak katıldığı yeni bir yönetmeliğin hazırlandığını ifade eden Ulus, "Bakanlık nezdinde girişimlerimiz var. Bu uygulamanın tamamen kaldırılacağı ve ayrı bir öğretmenevi kartına gerek olmadan öğretmen kartını gösteren herkesin öğretmenevlerinden yararlanabileceği söyleniyor" dedi. Bakanlığın hukuk müşavirlerinin de aynı görüşte olduğunu belirten Ulus, "Öğretmen kimlik kartının yeterli olmasını ve hizmetten herkesin eşit şekilde yararlanmasını istiyoruz. Bürokratların ve hukuk müşavirlerinin bizimle aynı fikirde oldukları söyleniyor, ama çıkacak yönetmelik nasıl olur onu bilemeyiz. Eğer bu sorun yönetmelik düzeyinde çözülmezse yeniden mahkemeye gideriz. Buradan da olumlu sonuç alacağımızı düşünüyoruz" dedi.

www.evrensel.net