KESK, hareketi tartışıyor

KESK Başkanı Sami Evren, yeniden yapılanma sürecindeki kapitalizme karşı emek hareketinin de değişmesi gerektiğini, ancak bu değişimi "fabrikamı seviyorum, işimi, aşımı seviyorum" diye algılamadıklarını söyledi.

KESK, Emek ve Demokrasi Kurultayı'nı toplayarak, sendikal hareketin geleceğini masaya yatırdı. Türk Diyanet Vakfı Konferans Salonu'nda yapılan toplantı öncesi konuşan KESK Genel Başkanı Sami Evren, kurultaylarının sadece KESK'e değil, Türkiye'deki tüm emek hareketine katkı sunacağını söyledi. KESK ve bağlı sendikaların genel merkez yöneticileri, tüm şubelerden seçilen birer kişi ve tebliğ sunanların katıldığı kurultay öncesi konuşan Sami Evren, KESK olarak demokrasi ve sendikal mücadeleye 12 Eylül sonrası katıldıklarını, bu süreçteki bilgi birikimleri ve deneyimlerini birleştirerek, ortak mücadeleyi tartışacaklarını söyledi.

Nasıl bir değişim? IMF ve Dünya Bankası gibi güç odaklarının dünyayı egemenliği altına almak istediğini ve dayatılan liberal politikalarla krizin faturasının dünya halklarına çıkarıldığını anlatan Evren, işçi sınıfının kazanımlarını ortadan kaldırma, kamusal alanı ve sosyal devleti yok etme girişimlerine işaret etti. Kapitalizmin yaşadığı değişime karşı sendikaların da değişime ihtiyacı olduğunu belirten Evren, "Biz de değişmeliyiz. Ama bu değişim onların istediği yönde değil, onların saldırılarına karşı mücadele edebilecek yeni araçları tartışmalıyız" dedi. Değişimi, "fabrikamı seviyorum, işimi, aşımı seviyorum, artık gül götürüyorum" diye algılamadıklarını, "bütünlüklü mücadele olarak gördüklerini" kaydeden Evren, sendikaları yeniden tarif etmek, ortak çalışanlar yasasını fiili olarak gündeme getirmek gerektiğini savundu.

Herkese iş düşüyor KESK'in, hantal, işlevsiz, uzlaşmacı sendikacılığa tepki olarak doğduğunu belirten Sami Evren, "KESK'in militanlarına, işyeri temsilcilerine, her kademeden kadrolarına iş düşüyor. Sendikal hareketin, emek hareketinin sıkıntılarını aşmak" diye konuştu. 1 Mayıs'ın kendilerine verdiği mesajın, "birleşme" olduğunu belirten Evren, alanlarda yaratılan birleşmeyi, bütünleşmeyi sendikal alana da taşımak, emek hareketinin birleşik mücadelesini yaratmak gerektiğini söyledi. Toplantı daha sonra "Sendikalar ve Yeni Üretim Süreçleri" başlıklı ön çalışma taslağı ve sendikal hareketin, demokrasi mücadelesinin nasıl yenilenmesi gerektiği üzerinde görüşlerin sunumu ile basına kapalı olarak devam etti.


'İş hukuku yeniden düzenlenmeli' Sempozyumun önceki günkü bölümünde konuşan, Yol-İş Sendikası Danışmanı Yıldırım Koç, işçi ve memurlarla ilgili düzenlemeleri içeren yasaların ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) standartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. SEKA işçilerinin 52 günlük direnişleri süresince fabrikayı işgal etmelerinin Anayasa'ya açık şekilde ters düştüğünü, ancak ILO'ya göre suç unsuru taşımadığı için yargının bu yönde karar verdiğini hatırlatan Koç, Eğitim Sen aleyhine açılan kapatma davasına karşı Ankara 2'nci İş Mahkemesi'nin verdiği kararın da ILO'nun 90'ıncı maddesinin son fıkrasına atıfta bulunduğunu kaydetti. Koç, sendikaya üye olabilme koşulları, yönetimlerin kaç kişiden oluşacağı, işçi sendikalarında istenen noter şartı ve yerel birliklerin kurulması konusunda iç hukukta yer alan bütün sınırlandırmaların ILO'ya aykırı olduğunu belirtti.

www.evrensel.net