Kadın olmak!

Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği, kadınların sorun ve sıkıntılarını belirlemek amacıyla bir anket çalışması yaptı.

Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde yaşayan her kesimden kadınlar arasında çeşitli konuları içeren bir anket çalışması yaptı. Anket, ilçedeki her 5 kadından 1'inin görücü usulüyle evlendiğini, bu oranın çalışmayan kadınlarda yüzde 40'a kadar yükseldiğini ortaya koydu. Anket, yüzde 70'i ev kadınları, yüzde 30'u ise çalışan kadınlar olmak üzere 300 kişi ile görüşülerek hazırlandı. Ankete katılanların yüzde 51'ini ilköğretim, yüzde 19'unu ortaöğretim, yüzde 39'unu ise üniversite mezunları oluşturdu. Anket sonuçlarından yola çıkarak Çaycuma'da yaşayan kadınların istek ve önerilerini bir rapor halinde Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen ve Çaycuma Halk Eğitimi Müdürü Zülfükar Uçar'a sunan Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği, kadınların sorun ve sıkıntılarının çözümü için ilgili kurum ve kuruluşları harekete geçmeye çağırdı. Evlilik... Kadınlarla yüz yüze yapılan ankette, öncelikle "evli iseniz nasıl evlendiniz?" sorusu yöneltildi. Bu soruya çalışan kadınların; "yüzde 76'sı anlaşarak, yüzde 20'i görücü usulü ile yüzde 4'ü ise kaçarak evlendim" yanıtını verdi. Çalışmayan kadınlarda ise bu oranlar hayli farklılık gösterdi. Çalışmayan kadınların; "yüzde 54'ü anlaşarak, yüzde 40'ı görücü usulü ile, yüzde 6'sı ise kaçarak evlendim" yanıtını verdi. "Evliliği bir sigorta olarak görüyor musunuz?" sorusuna kadınların yüzde 16'sı "evet" cevabını verirken, yüzde 84 gibi ezici bir çoğunluk "hayır" dedi. Evdeki kararlara katılım oranı da yüzde 96 gibi yüksek bir seviyeye ulaştı. Çalışan kadınların yüzde 68'i, çalışmayan kadınlarınsa yüzde 85'i kadın olmaktan dolayı toplumda çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını anlatırken; kadınların yüzde 81'i ekonomik durumları iyi olsa bile çalışmak istediklerini ifade ettiler. Şiddet... Ankette yöneltilen diğer sorulara verilen yanıtlar ise şöyle oldu:
  • Hayatınızda hiç erkek olmak istediniz mi, sorusuna "çok" diyenlerin oranı yüzde 63, "hiç" diyenlerin oranı yüzde 37'dir,
  • Cinsel tacize uğrayanların oranı çalışanlarda yüzde 23, çalışmayanlarda yüzde 11 olarak belirlenmiştir,
  • Fiziksel şiddete uğrayanlar çalışanlarda yüzde 13, çalışmayanlarda yüzde 24'tür. Bunlardan;
  • Eşleri tarafından fiziksel şiddete uğrayanların yüzde 32, ailesi tarafından fiziksel şiddete uğrayanların oranının yüzde 68 olduğu ortaya çıkmıştır,
  • Doğum kontrolü hakkında yeterince bilgi sahibi olanların oranı yüzde 76, hiç bilgi sahibi olmayanların oranı yüzde 24'tür,
  • Son bir yılda okunan kitap sayısına verilen yanıtlarda;
  • Hiç okumayanların oranı yüzde 32, 1 ile 5 kitap arası okuyanların oranı yüzde 43.5, 5 ile 10 arası kitap okuyanların oranı yüzde 12, 10'dan fazla kitap okuyanların oranı yüzde 13 olarak belirlenmiştir,
  • Günlük gazete okuma oranı hiç okuyamayanlar yüzde 21, her gün okuyanlar yüzde 43, hafta sonları okuyanlar yüzde 37 olarak belirlenmiştir,
  • TV izleme sıklığı günde 4 saate kadar yüzde 70, daha fazla saat izleme yüzde 30 oranındadır,
  • Medeni haklarını bilmeyenlerin oranı yüzde 91'dir,
  • Politika ile ilgileniyor musunuz sorusuna çalışan kadınların yüzde 32'si "evet", çalışmayan kadınların ise yüzde 15'i "evet" yanıtını vermiştir.

    Türkiye'nin önemli sorunları Sizce Türkiye'nin en önemli sorunu nedir, sorusuna şu yanıtlar verildi: - İşsizlik yüzde 66, eğitim yüzde 47, demokrasi yüzde 8, AB ilişkileri yüzde 5, terör yüzde 2, fikrim yok yüzde 1. Sizce dünyanın en önemli sorunları nelerdin, sorusundan ise şu sonuçlar çıktı:

    Terör savaş: Yüzde 50

    Açlık/Yoksulluk: Yüzde 45

    Eğitim: Yüzde 14

    Çevre yüzde 7

    Fikrim Yok: Yüzde 2

    src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    'Çocuklar için denetim değil
       koruma gerekli'Özgül Yıldızer Eleştiriler nedeniyle yürürlük tarihleri 2 ay ertelenen Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK), Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nun (CGİK) ardından şimdi de Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Yasa yerine uygulanmak üzere hazırlanan Çocukları Koruma Kanunu Tasarısı üzerinde çalışılıyor. Çocuk Adalet Sistemini Yeniden Yapılandırma Girişimi çalışmaları çerçevesinde tasarının alt komisyon görüşmelerine katılan Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Hatice Kaynak ile tasarı ve komisyonda yapılan değişiklikler üzerine konuştuk.

    Tasarıya ne gibi itirazlarınız var? Öncelikle adı değişmeli. İlk biçimi Çocuk Mahkemeleri Kanunu iken Çocuk Koruma Kanunu'na dönüştürüldü. Tasarı genelde çocukların yargılanmasını düzenliyor. Ya Çocuk Mahkemeleri Kanunu ya da Çocuk Kanunu olmalı. "Suça sürüklenen çocuk" kavramı kullanılıyor. "Suça sürüklenen" denildiğinde çocuğun içine girdiği her şeyin suç olduğu düşünülüyor ama çocuk suçun farkında olmayabilir. Bunun yerine "kanunla ihtilaf halinde çocuk" kavramı kullanılmalı. Tasarıda "güvenlik tedbirlerine hükmedileceği" öngörülüyor. Güvenlik tedbiri verebilmeniz için öncelikle o kişinin suçlu olduğuna karar vermeniz gerekiyor. Oysa 12 yaşından küçük çocuk, sorumluluğu olmadığı için suçlu olamaz. Tasarıda onlar hakkında da güvenlik tedbiri öngörülüyor. Bunun yerine yurda almak, koruyucu aileye, yatılı okula vermek gibi koruyucu tedbirler getirilmeli.

    Bazı hükümlerin Denetimli Serbestlik yasa tasarısında olmasının sakıncası nedir? Hakkında güvenlik ya da koruma tedbirine hükmedilen çocuğun takibini yapması öngörülen denetim görevlilerinin sadece güvenlik tedbirine hükmolunanları denetleme yetkisi var. Koruyucu ve destekleyici tedbirler verilen çocukları da bu kapsama aldıklarında bir tehlike doğuyor. Hükümlü sayılanları denetleyen merkez, örneğin sokakta tecavüze uğramış ve hakkında koruyucu tedbir verilen çocuğu da denetleyecek. Bu çocuklar için gözetim yapılması, rehberlik edilmesi gerekiyor. Çocuklar için bağımsız bir denetimli serbestlik şubesi kurulması öngörüldü. Bu belki daha iyi olabilir. Girişim olarak denetimli serbestlikle ilgili tüm hükümlerin kaldırılmasını, yerine tasarıya gözetim başlıklı bir bölüm eklenmesini öneriyoruz. Hazırladığımız öneride çocuklarla ilgilenecek olan gözetim görevlilerinin görevleri arasında, çocuğu desteklemek, yardımcı olmak, önerilerde bulunmak, eğitim, iş, destek alabileceği kurumlar hakkında rehberlik etmek, kaldığı yerleri, ilişki kurduğu kişileri ziyaret ederek çocuğun içinde yaşadığı şartları, eğitim ve iş durumunu yerinde incelemek bulunuyor. Akıl hastalığı durumunda 12-18 yaş arası tüm çocuklar için koruyucu tedbire hükmedilmeli. Ancak tasarıda TCK 31'inci madde doğrultusunda 12 yaş üstündeki tüm çocuklar için güvenlik tedbirleri öngörülüyor. Kamu davası açılmasının ertelenmesi veya geri bırakılmasında yetişkinlerde olduğu gibi çocuk şartı yerine getirmezse cezasını aynen çekmesi isteniyor. Çocuğun niye şartı yerine getirmediği araştırılmalı.

    Alt komisyon görüşmeleri sırasında değişiklikler yapıldı mı? Çocuğun kanunla ihtilaf haline düşmesinin nedenlerini araştıran "Sosyal inceleme raporu"nun sadece "gerektiğinde" hazırlanması öngörüsü değiştirildi. Tasarının son haline göre, tüm çocuklar için sosyal inceleme raporu hazırlık soruşturması aşamasında ve zorunlu olarak hazırlanacak. Bu rapor mutlaka hükümde dikkate alınacak. Koruyucu ve destekleyici tedbirlere ekleme yapıldı. Şimdiye kadar sosyal inceleme yapacak olan uzmanlar için kaynak ayrılması yasal olarak yoktu. Şimdi tasarıya savcılık ödeneğinden kaynak aktarılması hükmü eklendi.

    TCK 12 yaş üstü her çocuğun tutuklanabilmesini getiriyor. Tasarı ne diyor? Kanun temel ilkeleri belirlenirken, kurum bakımına en son çare olarak başvurulması gerektiği söyleniyordu. Şimdi özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlere en son başvurulması öngörülüyor. 15 yaş altı çocuklar için tutuklama kararı verilemeyecek. Tasarıda çocuklar gözaltında "imkânlar uygun olursa" yetişkinlerden ayrı tutulacaktı. "İmkânlar ölçüsünde" kavramı kaldırıldı, yerine "mutlaka" konuldu.

    Yargılamaya ilişkin gelişmeler neler? Çocuk mahkemeleri her ilde kurulacak. Bir üç hakimli ağır ceza benzeri mahkemeler, bir de sulh ceza ve asliye ceza benzeri tek hakimli mahkemeler olacak. Üç hakimli mahkemeler ağır ceza merkezlerinde bulunacak. Tek hakimli mahkemelerde savcı bulunmayacak, çocuğu korkutmadan yargılama açısından daha olumlu olacak. Suçun yetişkinlerle birlikte işlenmesi halinde davanın birleştirilmesi zorlaştı. Çocuk mahkemesinin de kabul etmesi ve çocuk yararına olması gerekiyor.

    Çocuk adalet sistemi içinde yer alacak kişilere ilişkin bir düzenleme var mı? Bütün görevlilerin eğitimine ilişkin düzenleme var. Eski kanuna göre evli, çocuk sahibi, 30 yaşını doldurmuş olan tüm hakimler çocuk mahkemelerine atanabiliyordu. Şimdi hakimin çocuk hukuku, sosyal hizmetler, çocuk gelişimi veya psikolojide ya lisansüstü eğitimi olacak ya da bu konularda meslek içi eğitimden geçmiş olacak. Bir de istekli olanlar seçilecek. Sadece büyük illerde bulunan çocuk savcılığı her ilde kurulacak. Hakim ve savcılar için sürekli meslek içi eğitim öngörülüyor.

    Sonuç olarak şu andaki duruma baktığımızda değişmesi gerekenler neler? Çocuklarla ilgili tüm kuralların bu tasarıda düzenlenmesi gerekiyor. Çünkü ceza kanunu bireyi suç işleyen ve topluma zarar veren olarak görür. Bakış açısı farklı olunca farklı uygulamalar çıkabilir. Ne kadar dikkat edilirse edilsin çocuk adalet sisteminden uzaklaşılıyor. Bizim önerimiz hem CMK, hem CİK, hem TCK hem de Denetimli Serbestlik tasarısından çocukla ilgili hükümlerin çıkarılması, bu tasarıda düzenlenmesi. Aslında sadece TCK'nın 31'inci maddesinin çıkarılması bile yeterli olabilir.


    Hatice Kaynak KİMDİR? Kaynak, 1971 Ankara doğumlu. 1993 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Kaynak, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans yaptı. Avrupa Birliği Hukukunda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ulusal Politikalara Yansıması konusunda tez hazırladı.Kaynak, 1999-2004 arasında "Çocuk Adaleti Sisteminde Çocuk Hakları", "Adli Tıp Uzmanlarının Çocuk İhmali ve İstismarı Konusunda Bilgilenmeleri için Bölge Eğiticiliği", "Barolarda Çocuk Hakları Komisyonlarının Oluşturulması ve Geliştirilmesi", "Çocuk İhmal ve İstismarı Konusunda Eğitim" gibi eğitim programlarına katıldı. Kaynak, halen Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyesi.




    'MEVZUATI UZMAN OLMAYANLAR HAZIRLIYOR' TCK'da değişiklik çalışmalarının başlamasıyla, 23 baronun çocuk hakları merkezi, çok sayıda akademisyen, sosyal hizmet uzmanı, psikolog, sosyolog, psikolojik danışman ve çocuk alanında çalışan 21 kitle örgütü, Çocuk Adalet Sistemini Yeniden Yapılandırma Girişimini oluşturdu. Çeşitli etkinlikler düzenleyen girişim, yasa ve tasarıların çocuklar lehine düzeltilmesi için "Tehlikeli değil tehlikedeler" sloganı ile benzer çalışmalar yürütüyor. Girişimde yer alan Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı'nın Ankara Şube Koordinatörü ve Sosyal Hizmet Uzmanı Emrah Kırımsoy, mevzuatın alandan uzak kişilerce hazırlandığını söyledi. Mevzuat değişikliklerinde yaşanan gelişmeleri olumlu bulduklarını ancak çok hızlı gelişmelerin gündeme geldiğini belirten Kırımsoy, yıllardır süren komisyon toplantıları varken, "AB uyum süreci" gerekçesiyle alanla ilgili akademisyenlerin, uygulamacıların görüşlerinin yer almadığı düzenlemeler yapıldığını söyledi. "Hükümetin eleştirilerimizi dikkate almayacağını düşünmek istemiyoruz" diye konuşan Kırımsoy, mevzuatı alandan uzak kişiler hazırladığı için problem oluştuğuna dikkat çekti.

    www.evrensel.net