Suikastın arkasında ABD var

Lübnan eski Başbakanı Hariri'nin ölümünden sonra ABD Suriye'yi tehdit ederken Lübnan kargaşa ortamına sürüklendi.

Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin bombalı bir saldırıyla öldürülmesinin ardından ABD, saldırının Suriye tarafından gerçekleştirildiği suçlamasında bulundu. Muhalifler de, Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesi için büyük protesto gösterileri yaptılar. Hizbullah, buna karşılık, Suriye'yi destekleyen ve ABD'yi protesto eden kitlesel eylemler örgütledi. Lübnan Komünist Partisi Avrupa temsilcisi Arif Mansur ile Lübnan ve Suriye'deki son gelişmeler hakkında bir söyleşi yaptık. Mansur, Hariri suikastinde ABD ve İsrail'in parmağı olduğunu iddia ediyor. İç savaşın bitiminden sonra Suriye, Lübnan'daki askeri varlığını sürdürdü. Bunun yolaçtığı sonuçları anlatırmısınız? İç savaş, sınıflar arasındaki çelişki ve anlaşmazlıkların sonucu ortaya çıktı. Ama bu çelişkileri gizlemek için Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında egemenlik mücadelesi olarak gösterildi. 1989 yılında Lübnan'daki grupların temsilcileri Suudi Arabistan'ın Taif ilinde bir anlaşma imzaladı. Taif anlaşması, Lübnan'ın çeşitli etnik grupların oluşturduğu bir devlet görüntüsünden çıkarılmasını, laik bir seçim sistemine kavuşturularak laik bir devlete dönüştürülmesini amaçlıyordu. Halkın etnik kökenlere göre değil, politik programlarına bakarak kendi temsilcilerini seçmesini öngörüyordu. Bu sözleşme ayrıca tüm yabancı güçlerin Lübnan'dan çekilmesini ve Lübnan'ın gerçek anlamda bağımsız olmasını da içeriyordu. Taif Anlaşması Suriye'ye Lübnan'da iç güvenliği sağlama yetkisi verdi. Arap Birliği de bunu onayladı. Suriye'nin bu anlaşmanın imzalanmasından önce Lübnan'da 40 bin civarında askeri vardı. Bunlar Lübnan'da kalacak, kurumların oluşturulmasını ve barışı sağladıktan sonra 1992'de ülkeyi terkedeceklerdi. Ama Suriye, Lübnan ordusunun ve kurumlarının ülkenin yönetimini devralmaya hazır olmadığını öne sürerek çekilmedi. Suriye'de işşiz kalan onbinlerce kişiye Lübnan'da iş olanağı sağlandı. Siyasi olarak da Lübnan'da kalmakla İsrail'e karşı durumunu güçlendirdi. İsrail birliklerinin Güney Lübnan'dan çekilmesini sağlamak amacıyla Hizbullah'ı destekledi. Hizbullah ile işbirliği yaparak diğer partileri baskı altında tuttu. Taif Anlaşması barışın sağlanması için tüm partilerin silahlarını bırakmalarını da içeriyordu. Hizbullah dışındaki tüm partiler silahlarını teslim ettiler. Hizbullah ise, İsrail'i çekilmeye zorlamak için silahlarını teslim etmedi. Kendilerinin çoğunlukta olduklarını öne süren Hıristiyanlar, egemenliklerini kaybetmiş duygusuna kapıldılar. Hizbullah'ın İran ve Suriye ile ilişkileri bu kesimi korkuttu. Hıristiyanlar uluslarası ilşkilerini kullanarak Hizbullah'ı terörist bir örgüt olarak damgalama çabalarını yoğunlaştırdılar. Liderleri, ABD ve Fransa'ya giderek Kongre ve parlamentoda konuşmalar yaptı. ABD her fırsatta Suriye'yi hedef gösteriyor ve tehdit ediyor. ABD Suriye'yi işgal ederse halkın ve muhalefetin tutumu ne olur? Irak'ın işgalinden sonra ABD'nin bölgeye olan ilgisi daha da arttı. ABD'nin amacı sadece Irak'ı işgal etmek ile sınırlı değil, tüm Ortadoğu üzerinde hakimiyet kurmak istiyor. Ama biz ABD'nin Suriye'yi işgal edebileceğini sanmıyoruz. Uluslararası ve bölgedeki durumu gözönüne almak zorunda. Irak'ta büyük bir direnişle karşılaştı. ABD içerisinde de savaşa karşı tepkiler artıyor. Ayrıca Beşar Esad ile Saddam Hüseyin arasındaki farkları da görmek gerekiyor. Esad, halkı tarafından diktatör olarak görülmüyor. Suriye'de Baas Partisi'nin belirlediği koşullarda da olsa, siyasi parti ve gruplar arasında bir diyalog var. Bu nedenle halk işgale karşı çıkacaktır. ABD, tehditlerle Suriye'yi hizaya getirmeye ve Irak'ta direnişçilere verdiği desteği engellemeye çalışıyor. Bunda da başarılı oldu. Suriye, Saddam'ın üvey kardeşini ABD'ye teslim etti. Nisan ayının sonuna kadar askerlerini Lübnan'dan çekmeyi kabul etti. Son olarak, Esad, hiçbir örgütün Suriye topraklarından İsrail'e saldırmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. ABD, Refik Hariri'nin öldürülmesinden Suriyeyi sorumlu tutan açıklamalar yaptı. Suriye'nin Hariri'nin ortadan kaldırılmasından ne çıkarı olabilir? Hariri aslında Suriye'nin adamıydı. Muhalefet tarafından yapılan sadece tek bir toplantıya katıldı. Ve o toplantıda da Suriye'ye karşı çok ölçülü bir uslüp kullandı. Muhalefet ve dünya basını Hariri hakkında gerçek dışı haberler üretiyor. Hariri'nin daha önce ölümle tehdit edildiği öne sürülüyor. Hariri'nin oğlu, babasının muhalefetle hiçbir ilişkisi olmadığını açıkladı ve muhalefetten, babasının adını kullanmamalarını istedi. Ayrıca, babasının Suriye'nin Lübnan'da asker bulundurmasına karşı olmadığını açıkladı. Hariri, Suriye ordusunun Lübnan'da kalmasını öngören Taif Anlaşmasını savunuyordu. Lübnan muhalefeti ise Hariri'nin ölümünden Suriye'yi sorumlu tutuyor. Lübnan güvenlik polisinin cinayeti işlediğini iddia ediyorlar. Bu gerçek olsa bile cinayetten sorumlu tuttukları kişiler Hariri'nin arkadaşları, dostları ve hükümetidir. Cinayetten, Hariri'nin ölümünden üç ay önce göreve başlayan hükümet sorumlu tutulamaz. Bu hükümetin görevi ülkeyi Mayıs ayında yapılacak seçimlere hazırlamaktı. Suriye Lübnan'da iç güvenliği sağlamak gerekçesiyle bulunuyor. Nasıl olur da Lübnan'daki varlığını tehlikeye atacak böyle bir cinayet işleyebilir? Suriye'nin bu cinayetten hiçbir çıkarı olamaz. Bu cinayette ABD ve İsrail'in parmağı var. Cinayetten sonra Lübnan'daki muhalefeti Suriye'ye karşı kışkırttılar. Şimdi de Birleşmiş Milletler üzerinden Suriye'nin cinayetle ilişkisi olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Cinayetten sonra Suriye aleyhine protesto gösterileri yapıldı. Bu gösteriler kimler tarafından ve hangi amaçlarla örgütlendi? Suriye karşıtı gösteriler ABD'nin teşvik ve kışkırtmasıyla örgütlendi. Yüzbinlerce kişiyi sokağa döktüler. Ama dikkat edilirse, herkesin özlemini duyduğu şeyleri kullandılar. Bağımsızlık, adalet ve gerçek gibi sloganları öne çıkardılar. Onun için kitleler gösterilere katıldı. Ama onlar bu sloganları hükümeti ele geçirmek amacıyla kullandılar. Protesto gösterilerine katılan kitlelerin en önemli talebi, Taif Anlaşması'nın tam olarak uygulanmasıydı. Halk kendi temsilcilerini partilerin politik programlarına bakarak seçmek istiyor. Bu gerçekleşirse muhalefete önderlik yapan feodal beylerin altındaki toprak kayacak ve nüfuzlarını kaybedecekler. Hizbullah ise, ABD karşıtı ve Suriye yanlısı güçlü gösteriler yaptı. Bizler bu gösterilerden hiçbirine katılmadık. Beyrut'ta 20 bin kişinin katıldığı ayrı bir gösteri örgütledik. Cumhurbaşkanı ve hükümetin istifa etmesini istedik. Muhalefeti eleştirdik ve gerçek niyetlerini halka açıklamaları talebinde bulunduk.

www.evrensel.net