Fotoğraf: AA

Engeli dokuyarak aşıyorlar

SAORİ sanatı ile hayatla aralarına sıkı bir bağ dokuyan onlarca engelli, tüm yaratıcılıklarını ortaya çıkararak engellere meydan okuyor.

Ataköy Özürlüler Mesleki Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yaşları 14-46 arasında değişen 26 zihinsel ve fiziksel engelli, dokudukları kumaşlarla engelleri aşıyor. Japon el dokuma sanatı SAORİ'yi öğrenen ve attıkları her ilmikle hayata biraz daha sarılanların önündeki tek gerçek engel ise yöneticiler. Engellilerin dokuyarak yaşama çevirdikleri her bir ip parçası, siyasi sistemin özürlüler etrafına ördüğü ağda bir delik açıyor.

Sandalye engel değil SAORİ Atölyesi'nde çalışanlardan biri olan 27 yaşındaki Derya Soğukçam eğitmen yardımcısı. Geçtiğimiz yıl "omurilik ve beyin merkezli bir sinir hastalığı" olan MS hastalığına yakalanan Derya, bir yıl içinde tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş. Neşeli sohbetinden Türkiye'deki 40 bin MS hastası içinde "hastalığı en hızlı ilerleyen" kişi olduğunu çıkarmak mümkün değil. Tedavisi mümkün olmayan Derya, bir sabah uyandığında duyamayabilir, göremeyebilir ya da konuşamayabilir. Hatta tamamen felçli olarak da gözünü açabilir bir gün. Kronik yorgunluk ve konuşma bozukluğu başlamış bile. Ama o, "Bağışıklık sistemim bana kazık attı!" deyip ardından gülebilecek kadar "engelsiz". SAORİ çalışmalarını anlatırken yüzü, hemen yanıbaşında duran dokuma iplikleri kadar renkli: "Zihinsel ve bedensel engelli çocuklarımız var. SAORİ'yi, tek elini kullanabilen bir özürlü bile rahatlıkla yapabilir. Çocuklarımız sağlıklı kişilerden daha güzel yapıyorlar dokumayı. Daha yaratıcılar, daha güzel tasarımlar yaratıyorlar, renkleri çok güzel kullanıyorlar."

Yaşama bağlandılar Derya, atölyeye katılan engellilerin yaşamlarının nasıl değiştiğini anlatırken önce kendinden başlıyor anlatmaya: "Bana bu hastalık teşhisi konulduğunda kendimi eve kapatabilirdim. Ama SAORİ yapmak çok zevkli. Önce çözgü yapıyorsun, taraktan geçiriyorsun, sarıyorsun, ipi geriyorsun falan falan ve dokumaya öyle başlıyorsun. Çok emek istiyor. Sabırlı olmayı böyle öğrendim. Çözgüyü kafama göre yapıyorum, renkleri canım istediği gibi kullanıyorum, yaptığın kumaş hoşuma gittiği zaman ya da başkası gelip de ne kadar güzel yapmışsın dediği zaman çok hoşuma gidiyor. Spastik engelli çocuklarımız var, çok tatlılar. Normalde çok yaramazlar ama tezgâhın başına geçtikleri zaman harikalar yaratıyorlar. Ben de onları zevkle seyrediyorum. Yüzde yüz spastik olan ve neredeyse hiç konuşamayan bir arkadaşımız da var. Adı Hakan. Hakan'ın yaptığı kumaşlara hayranım, hepsini almak geliyor içimden."

Belediye engeli Artık dokuma yapmadan durmayan Derya, yerel yönetimlerin merkeze gelmek isteyenler için servis sağlamakta sorun çıkarmasından şikâyetçi: "Avcılar Belediyesi'nin bir servis hizmeti var, ama ona ayakta durabilen özürlüler biniyor. Tekerlekli sandalyedekiler binemiyor. Bakırköy Belediyesi'nin servisi vardı. Belediye başkanı değişti, servisi kaldırdı. Küçükçekmece 'servis vereceğiz' dedi, ama aylardır ortada hiçbir şey yok. Yasal zorunluluk aslında. Özürlüler için bir servis ayarlasa çok daha fazla insan gelebilecek merkeze. Fizik tedavi görebilecek, ahşap boyama yapacak, müzik bölümümüz var. Bilgisayar kursu başlıyor. Evde kapanıp kalmaktansa bir ortama girecek ve bir şeyler üretecek."

www.evrensel.net