TAYAD'lılar serbest

Trabzon'da linç girişimine maruz kaldıktan sonra tutuklanarak cezaevine konulan 5 TAYAD üyesi önceki akşam tahliye edildi.

Trabzon'da 6 Nisan Çarşamba günü F tipi cezaevleriyle ilgili bildiri dağıtırken linç girişimine maruz kalan ve ardından tutuklanan 5 TAYAD üyesi serbest bırakıldı. TAYAD'lıların avukatlarının Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi'ne yaptıkları tahliye başvurusu önceki akşam karara bağlandı. Mahkeme, Zeynep Ertuğrul, Nurgül Acar, Emre Bakır, Çetin Güven ve İhsan Özdil'in tahliyesine karar verdi. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, serbest bırakılan TAYAD üyelerinin nerede olduklarını bilmediklerini ancak istedikleri yere gidebileceklerini söyledi. Linç girişimi yokmuş! Bu arada Sakarya Valisi Nuri Okutan önceki gün Sakarya'da meydana gelen olayın "linç girişimi olmadığını" iddia etti. Böyle bir gelişmenin yaşanmasını istemediklerini belirten Vali Okutan, saldırganları eleştirmek yerine, "Halkın bir hassasiyeti var, dikkatli olmak gerekir" dedi.

Hıdıroğlu işbaşında "Trabzon'da büyütülecek bir olay yaşanmamıştır. Trabzon halkı bildiri dağıtımından rahatsız olmuştur. Bu demokratik hakkı kullanırken, insanların rahatsız olması da bu hakkı kullananlar tarafından dikkate alınmalıdır" diyerek, linç girişiminde bulunanları savunmaya kalkışan TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyesi ve AKP Ordu Milletvekili Zafer Hıdıroğlu, Sakarya'da yaşanan olayların da linç girişimi değil kavga olduğunu iddia etti. Hıdıroğlu'nun, Sakarya'da basın açıklaması yapmak isteyen 6 gencin, çevrede toplanan 100 kadar ülkücü tarafından dövülmesini ve tek taraflı bir saldırıyı nasıl kavga olarak nitelendirdiği ise anlaşılamadı. TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri olan AKP Bursa Milletvekili Zafer Hıdıroğlu, AKP Ordu Milletvekili Hamit Taşçı, CHP Gaziantep Milletvekili Ahmet Yılmazkaya ve komisyon uzman yardımcısı İzzet Eroğlu, Giresun Valisi Şükrü Kocatepe'yi ziyaret etti. Ziyaret sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hıdıroğlu, TAYAD'lıların İstanbul'dan Trabzona gelme kararlarını erteleyerek, aklıselim bir davranış sergilediklerini söyledi. Sakarya'da yaşanan olayları da ele alan Hıdıroğlu, olayın büyütülmemesi gerektiğini ve küçük bir kavgadan ibaret olduğunu iddia etti.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


TCK VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ -2-
   Çeteler daha özgür olacakHAZIRLAYAN: Kamil Tekin Sürek Madde 217: (1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (218'e göre, basın yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır). Bu maddedeki fiil de eski kanunda çok tartışılmıştır. Örneğin, işçi sınıfını genel greve çağırmak vb. fiiller suç sayılmaya devam ediyor. Madde 220/8: Örgütün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. 220. maddede kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kurulması yasaklandığı gibi, son fıkrada bu örgütün veya amacının propagandası yasaklanıyor. Ayrıca, propaganda suçunun basın yayın yoluyla işlenmesi durumunda, yine cezanın yarı oranında artırılacağı belirtiliyor. Bu düzenleme de 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'ndaki mantık devam ediyor. Bu düzenlemeye göre, herhangi bir yasadışı örgütle ilgili haber yayınlamak, bu örgüt hakkında yorumda bulunmak cezayı gerektiren bir suç olarak ele alınacaktır. Madde 237: (1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. Bu maddede haberin yalan olup olmadığını saptamak sorunlar çıkaracaktır. Gazetelerin ekonomi sayfaları bu madde karşısında çok zorlanacaktır. Örneğin, asgari ücretin tespit edildiği günlerde, belirli bir rakamın açlık sınırının, yoksulluk sınırının altında olduğu, dünyada pek çok ülkede bu düzeyde ücret olmadığını vs. yazmak bu maddeye göre suç sayılabilecektir. Madde 267/1-9: (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir. Bu madde de çok tehlikeli bir maddedir. Susurluk olayı ortaya çıktığında gazetelerde çıkan haberleri düşündüğümüzde, bu düzenlemeden sonra Susurluk çetesi faillerinin hemen hemen hepsi hakkında gazetecinin haber yapamayacağı çok açık görülecektir. Madde 285: (1) Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, soruşturma aşamasında alınan ve kanun hükmü gereğince gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğinin ihlali açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz. (3) Bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır. Bu madde de basın aleyhine istismar edilebilecek bir maddedir. Soruşturmanın gizliliği korunuyor denilerek adil yargılanma ve adalet isteme taleplerinin de şiddetle cezalandırıldığı geçmişte görülmüştür. Madde 288: (1) Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. 5187 Sayılı Yasa'nın aynı fiil ile ilgili olarak aşağıdaki 19. maddesi mevcut iken TCK'da yeniden bir hüküm koymak, üstelik bu fiile hapis cezası vermek basına karşı hasmane tutumun ifadesidir. Madde 19: Hazırlık soruşturmasının başlamasından takipsizlik kararı verilmesine veya kamu davasının açılmasına kadar geçen süre içerisinde, cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme işlemlerinin ve soruşturma ile ilgili diğer belgelerin içeriğini yayımlayan kimse, iki milyar liradan elli milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza, bölgesel süreli yayınlarda on milyar liradan, yaygın süreli yayınlarda yirmi milyar liradan az olamaz. Görülmekte olan bir dava kesin kararla sonuçlanıncaya kadar, bu dava ile ilgili hakim veya mahkeme işlemleri hakkında mütalaa yayımlayan kişiler hakkında da birinci fıkrada yer alan cezalar uygulanır. Madde 299: (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Verilecek ceza, suçun alenen işlenmesi halinde, altıda biri; basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, üçte biri oranında artırılır. Madde 301: (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. (4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Mevcut yasadaki 158 ve 159. maddenin karşılığı olan bu maddelerden, basın özgürlüğünün kısıtlanmasında ısrar görülmektedir. Faşist İtalya'nın ceza kanunundan tercüme edilmiş 158. ve 159. maddeler; eleştiri ile hakaret ve aşağılamanın sınırlarının belirsiz olması ve her türlü eleştirinin cezalandırılması gerekçesi ile kaldırılması talep edilen düzenlemelerdi. Madde 318: (1) Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır. Bu madde de mevcut yasadaki ünlü 155. madde kapsamına; vicdani retçiler, asker uğurlamalarının ırkçı ve etnik savaş kışkırtıcısı bir biçime bürünmesini eleştirenler, yürütülen kirli savaşı eleştirenler, askerlerin yasadışı davranışlarını eleştirenler vb. dahil edilerek pek çok gazeteci, aydın ve yazar hakkında davalar açıldığı düşünüldüğünde tehlikenin boyutu anlaşılabilir. Altıncı Bölümdeki Milli Savunmaya Karşı Suçlar ve Yedinci Bölümdeki Devlet Sırlarına Karşı Suçlarda da istismara açık, ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlamaya uygun çok sayıda düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin sonuçlarını ileride göreceğiz. Sonuç olarak, Yeni Ceza Yasası bir felsefeye ve iç bütünlüğe sahip olmayan, eklektik, kes-yapıştır usulü ile hazırlanmış bir yasal düzenleme olduğu gibi; basın, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine düşmanca yaklaşan, demokratik olmayan bir düzenlemedir. Bu nedenle, ilerici, demokrat insanların basın ve ifade özgürlükleri mücadelesi bundan sonra da devam edecektir. TCK'nın yürürlüğünün iki ay ertelenmesi özgürlükleri kısıtlayan maddelerin değiştirilmesi için bir fırsattır.
Ölüm oruçları haberleri için özel madde Madde 298/2: Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır. Bu madde açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerinin haber yapılmaması için özel olarak düzenlenmiş. -BİTTİ- src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


www.evrensel.net
    Evrensel E-gazete