Hocaların hocası Süeda Çörebatır

"Hocaların hocası" emekli Fransızca öğretmeni Süeda Çörebatır Oktay, 30 yılı aşkın süre Anadolu'nun farklı bölgelerinde çalışma yapmış bir öğretmen.

"Hocaların hocası" emekli Fransızca öğretmeni Süeda Çörebatır Oktay, 30 yılı aşkın süre Anadolu'nun farklı bölgelerinde çalışma yapmış bir öğretmen. İstanbul doğumlu olmasına rağmen emekli olduktan sonra önce Köyceğiz'e sonra İzmir'e yerleşen Çörebatır, şu anda Balçova'da tek başına yaşarken, kitaplardan ve yazmaktan vazgeçmiyor. Türkiye Yazarlar Sendikası bu yıl 10. TÜYAP İzmir Kitap Fuarı'nda "Hocaların Hocası Süeda"yı programına aldı. Güngör Gençay, Avni Ölez, Bülent Habora ve Adnan Kesici'nin konuşmacı olarak katılacağı panel, bugün saat 13.00'te.

'Gâvurca Öğretmeni' Süeda Çörebatır, öğretmenlikten 53 yaşında emekli olmasına rağmen edebiyattan kopmamış bir isim. Geçtiğimiz ay Seda Kitapları'ndan "Gâvurca Öğretmeni" adlı kitabı yayınlanan Çörebatır, bu kitapta Anadolu'nun farklı bölgelerinde o dönemlerde bir öğretmenin yaşadıklarını anlatıyor. Çörebatır, ilk kitabının öyküsünü ise şöyle aktarıyor: "Yardım Severler Derneği'nin ellinci kuruluş yıldönümü nedeniyle açtığı şiir yarışmasına katıldım. İyi bir derece almıştım. Ankara'da tören yapıldı. Salonda birçok ünlü vardı. Çok heyecanlıydım. Mevhibe İnönü ve Necmettin Erbakan'ı seçebilmiştim sadece. Dernek Başkanı Türkan Ayral tarafından ödül verildi. Bu olaydan aldığım güven ve cesaretle o güne değin yazdığım şiirlerden seçtiklerimi bir kitapçıkta toplayıp bastırdım". Şimdi daha iyilerini yazdığını söyleyen Çörebatır, ancak yeni yazdığı şiirleri yayınlamayı düşünmüyor.

Sevgi üzerine Çörebatır'ın bugünlerdeki çabası "Sevgi" üzerine bir roman yazmak. Bir daha dünyaya gelse yine öğretmenliği seçmek istediğini anlatan Çörebatır, "Öğretmenliğin kolay bir meslek olduğunu söyleyenler çoğunluktadır. Üç ay tatil, sömestr, boş günler vs. Onlara sormak istiyorum: Öğretmenlik dışında, devlet memuriyetlerinin hangisinde, günün beş, altı saati, karşınızda kırk-elli çift gözün hapsinde, anlatmak, öğretmek, dinlemek, değerlendirmek gibi çabalamak yükümlülüğü vardır? Öğretmen hokkabazdır, illüzyonistir ve aktördür" dedi.

Sisteme karşıydım Öğretmenliği boyunca milli eğitim ve müdürlerle arasının hiç iyi olmadığını, çünkü onların sistemine karşı olduğunu anlatan Çörebatır; sözlerini şöyle sürdürüyor: "Çünkü ben onların sistemine karşı bir insandım. Okullarda aşağılamalar, dayak ve disiplin cezaları sürekli oluyordu. Benim disiplin anlayışım onlardan çok farklıydı. Öğretmen sınıfta disiplin sağlamazsa varlığı ile yokluğu eşitlenmiş demektir. Öğrencilere kolay kolay not vermezdim. Çaba göstermelerini isterdim. Ancak öğrencilerimle bir abla kardeş gibiydim. Onların yaşadıklarını paylaştım. Benimle özel hayatını bile paylaşıyorlardı."

30 yılın yorumu Çörebatır'a göre emeklilik genç ve orta yaşlarını aralıksız çalışarak geçirmiş biri için yaşamın dönüm noktası. 30 yılı aşkın eğitim sürecini ise şöyle yorumluyor: "Ders anlatırken, transa geçmiş gibi zamanı unutur, öğrenciler haber vermezse zilin çaldığını duymadığım anlar da olmuştur. 'Örnek öğretmen' değil, 'salak' öğretmen olduğumdan… Don Kişot'un aklını başına getiren ara sıra yediği dayaklardı. Ne olurdu, o zamanlar beni de evire çevire döven biri olsaydı. Teşekkür mü aldım? Takdirname mi? Hayır. Bana kalan sadece görevimi eksiksiz yapmanın huzuru, bir de erken başlayan 'Osteoporoz' yani kemik yıkımı. Bacaklarım yine de iyi dayandı. 'Açın kitaplarınızı, şu sayfadan şu sayfaya kadar okuyun! Şunları yazın! Bunları çizin!' diyerek ders dolduranlar, konusunun dışına çıkıp laklakla vakit öldürenler ne kaybetti? Bu bir sorumluluk duygusu, vicdan işidir."

www.evrensel.net