Derin devlet bir suç itirafı

Demirel ve Evren'in açıklamalarını değerlendiren hukukçular, "Bunlar bir suçun itirafıdır" yorumunda bulundular. Hukukçular ayrıca "derin devlet" ile halka yönelik de "aba altından sopa" gösterildiğini belirttiler.

Eski Cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Kenan Evren'in Sabah gazetesine anlattıklarını hukukçular bir "suç itirafı" olarak değerlendirdiler. Bağımsız İletişim Ağı'ndan (BİA) Alev Karakartal'ın sorularını yanıtlayan Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Ülkü Azrak, Demirel ve Evren'in "Evet, derin devlet var. Devlet yönetiminde zaaf belirirse o zaman derin devlet duruma el koyar" şeklindeki açıklamalarını 28 Şubat'ın bir versiyonu olarak yorumladı.

'Evren tehdit ediyor' Azrak, demokratik hukuk devletinin hukuk düzeninde bu gibi kavram ve kurumların yeri olmadığını ancak ne yazık ki bu sözün Türk siyasi literatürüne yerleştiğini belirterek, "Artık sanki varlığı bilinen ve kabullenilen bir kurum haline geldi derin devlet" diye konuştu. Kenan Evren'in sarf ettiği cümlelere bakıldığında, "derin devlet"i "zinde kuvvetler"le eşleştirdiğini belirten Azrak bu sözlerin şöyle bir mesaj taşıdığını vurguladı: "Aklınızı başınıza toplayın, gerekirse yine müdahale edilir demek istiyorlar. Aba altından sopa gösteriyorlar yani. Çünkü Anayasa'da var olmayan böyle bir kurum varsa, günün birinde bir görevi yerine getirmek için var demektir. Yoksa varlığının bir anlamı kalmaz".

'Demokraside bunlara yer yok' Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Zafer Üskül de, "Demokratik bir devlette siyasetçinin ve atanmışların görev alanları belirlenmiştir. Atanmış görevliler siyasal tercihler yapma yetkisine sahip olanlara bağımlı olarak görev yapar. Çünkü siyasetçi yaptığının ya da yapamadığının hesabını demokratik yollardan halka vermek zorundadır. Kamu yöneticilerinin hangi yönetim biriminde ya da hangi düzeyde olursa olsun, siyasetçinin görev alanına müdahalesi demokratik bir yönetim anlayışı içinde kabul edilemez" dedi. Siyasi yetkiyi elinde bulunduranların, yetki alanını aşan görevliler hakkında gerekli işlemleri yapması gerektiğini söyleyen Üskül, Türkiye'de siyasetçilerin bu yetkilerini her zaman kullanmadıklarını hatırlattı. Devletin yapısının şeffaf olmadığı durumlarda bu tür yetki aşma olaylarına sıkça yaşandığını belirten Üskül'e göre hem bilgi edinme hakkının yaşama geçirilmesi hem de yönetimin şeffaflaştırılması için gereken önlemlerin alınması önem taşıyor.

'Darbecilerle yüzleşilmeli' Yazar Hüseyin Hasançebi'nin yorumu ise Kenan Evren'in bir suçu itiraf ettiği yönünde. Hasançebi, "Kenan Evren suçunu itiraf etti. 'Biz derin devlettik; 12 Eylül müdahalesini bu kimliğimizle yaptık' dedi. Bilmiyorduk, öğrendik!" diye konuştu. 78'liler Vakfı Başkanı Celalettin Can da aynı görüşte. Kenan Evren'in "suçunu itiraf ettiğini" ifade ederek, "Askeri darbeye maruz kalmış pek çok ülkede yeniden demokrasiye geçirilirken darbeciler yargılanıp mahkûm edildi. Bizim darbecilerse 25 yıl sonra marifetleri ortadayken işledikleri suçlarla övünebiliyorlar. Bu da bizim toplumumuzun ayıbı ve suçu" dedi. Can sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'de 80 öncesi olaylarda 5 bin kişi öldü. Darbeden sonra Cumhuriyetin temel kurumları; Cumhurbaşkanlığı, Anayasa, parlamenter düzen ortadan kaldırıldı. 1 milyon insan gözaltına alındı, 50 kişiyi astılar, milyonlarca kitabı yaktılar, binlerce insanı memurluktan attılar, 2 milyona yakın kişiyi fişlediler. Bütün bunları 1080-83 arasındaki 'açık terör rejimi' eşliğinde yaptılar. Bunların sonucu olarak Türkiye'nin ekonomisi IMF'ye dış politikası Pentagon'a iç siyaseti "derin devlet"e bağlandı. İşte Türkiye'nin geldiği nokta. Ekonomik ve siyasal anlamda çıkmaz, kaybedilmiş bir gençlik, iradesiz bir toplum, umutsuz bir halk... Türkiye darbeci generalleriyle yüzleşmeden ne demokratikleşebilir ne de huzur bulabilir."

www.evrensel.net