Avrupa'da medeniyetler savaşı

Avrupa'da son yıllarda sağcı partiler ırkçı söylemleri öne çıkarıyorlar. Göçmenler ve Müslümanlar bu partiler tarafından sorunların kaynağı olarak gösteriliyor. Yabancı düşmanlığını körükleyen partilerin hedefleri arasında Türkiye'nin AB üyeliği de var.

Avrupa'nın etkili partileri özellikle son iki yıldır, ulusal seçimler ve Avrupa Parlementosu (AP) seçimleri için "ırkçı ve yabancı düşmanı" söylemleri kullanıyorlar. Bu söylemlerde düşman olarak işaret edilenler ise göçmenler ve Müslümanlar. Irkçılık Karşıtı Avrupa Komisyonu'nun (ECRI) yaptığı bir araştırma da Avrupalı politikacıların, göçmenleri, Müslüman mültecileri ve İslam'ın kendisini hedef tahtasına oturttuğunu gösteriyor. Araştırmanın yapılmasını sağlayan Fransız politik bilimler uzmanı Jean Yves Camus, Huntigton'ın "Medeniyetler Çatışması" teorisinin Avrupa'da oldukça prim yaptığını gördüklerini belirtti. Yves, "2004 yılında Avrupa'daki 46 ayrı bölgedeki siyasi partinin Avrupa Konseyi seçimleri çalışmalarında yabancı ve İslam düşmanlığını körükleyen söylemler kullandıklarını tespit ettik" dedi. Camus, "1999 seçimleri ile karşılaştırıldığında sağcı partilerin oy alma oranı giderek azalıyor" diyerek partilerin çalışmalarının olumsuz sonuçlar verdiğini ifade etti. Avusturya Özgürlük Partisi'ni (FP) bu düşüşe örnek veren Camus, partinin 1999 seçimlerinde Avrupa Parlementosu'nda 5 sandalyeye sahip olduğunu fakat 2004 seçimlerinde bu sayının bire düştüğünü söyledi.

Türkiye'nin AB üyeliği kullanılıyor ECRI araştırmasında 11 Eylül olaylarından sonra "yabancı ve İslam düşmanlığının ve radikal ırk ayrımcılığının" giderek arttığını da yazdı. Bu türden tespitlere Helsinki Federasyonu'nun İnsan Hakları Kurulu raporlarında da değinilmiş ve Avrupa'daki Müslüman azınlığın 11 Eylül olaylarından beri "artan güvensizlik, ırk ayrımcılığı ve kindar" duygularla karşı karşıya olduğu ifade edilmişti. ECRI'nın araştırması ayrıca AB yolu gözleyen Türkiye hükümetinin ve AB'ye girdiği zaman Avrupa'da yaşanacak gelişmelerin sağcı partilerin asıl odaklandıkları konu olduğunu gösterdi. Avrupalı sağcı partiler, bir yandan Türkiye'nin AB'ye girmesini büyük tehdit olarak sunarken, öte yandan ise büyük ekonomik sıkıntılar yaşayan ülkenin bu sıkıntılarını Avrupa ülkelerine taşıyacağını söyleyerek, seçmenlerini korkutuyorlar.

Almanya'nın aşırı yanı Almanya'nın aşırı sağcı partisi Ulusal Demokratik Parti de (NDP) çalışmalarının merkezine 'yabancı ve İslam düşmanlığını' koymuş durumda. Türkiye'nin AB'ye adaylığı konusunda sert açıklamalarda bulunan NDP, Türkiye'ye karşı bu olumsuz tutumunu medya araçlarını kullanarak, bir kampanyaya da dönüştürdü. 'Avrupa'nın İslamlaşmasına hayır!, Çifte vatandaşlara oturma iznine son! Almanlar, ülkenizi koruyun' şeklindeki sloganları kullanmaktan çekinmeyen NDP, geçtiğimiz aylarda yapılan parlemento seçimlerinde büyük bir yenilgiye uğrayarak, ırkçı çalışmalarının çürük meyvesini topladı. Almanya'daki birçok bürokrat NDP'nin bu çizgisinin sonuç vermeyeceğini belirtmesine rağmen Bavyera bölgesinin geçici valisi Guenter Beekstein, Türkiyelilerin, Almanlar ile paralel yaşamasını ve aynı kültürel ile sosyal faaliyetlerde bulunmasının oldukça rahatsız edeceğini söyledi. Ülkedeki 'Türkiyeli getto'larının da Almanları tehdit ettiğini iddia eden Beekstein, göçmenlerin yaşadıkları yerlerden çıkarılarak, gözden ırak bölgelerde barınmasını istedi. Seçim çalışmalarında giderek artan ırkçı unsurların uzun vadede büyük tehdit oluşturabileceğini belirten ECRI araştırması, bu türden eğilimleri 'etik dışı ve kabul edilemez' olarak tanımlıyor. Araştırmayı değerlendiren Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis durumu, 'Avrupa partileri ırkçılığa, yabancı ve İslam düşmanlığına karşı omuz omuza mücadele vermeli. Aksi haldeki ırkçı ve tolerans tanımayan bir tutum dünya demokrasi değerlerine engel teşkil eder' şeklinde ifade ediyor.

www.evrensel.net