Dünyayı serinletmek

Bir grup bilim insanı, küresel ısınmayı yavaşlatabilecek bir proje üzerinde çalışıyor. Projenin amacı, dünyaya gelen güneş ışınlarının bir kısmını uzaya geri yansıtan bulutların sayısını ve ömrünü artırmak. Eğer başarılı olabilirlerse, en azından bir süreliğine küresel ısınma dengelenebilecek.

Küresel ısınma artık yalnızca bilim insanlarının değil, tüm dünya halklarının gündeminde. Dünyanın iyice ısınıp kavrulmasının, temelli iklim değişikliklerinin, deniz seviyesi yükselirken çölleşmenin artmasının nasıl önüne geçileceği tartışılıyor. Bilim dünyası ısrarla, sera gazlarının atmosfere salınmasının durdurulmasından başka çare olmadığını duyuruyor. Fosil yakıtların sebep olduğu sera gazlarının kademeli olarak azaltılmasını öngören Kyoto Sözleşmesi ise, atmosferi en çok kirleten ABD ve Çin'in katılmaması sebebiyle sakat doğdu.

15 yıllık fikir ABD'deki bir grup bilim insanı ise, küresel ısınmayı "yavaşlatmayı" amaçlayan bir proje üstünde çalışıyor. Projenin amacı, dünyayı bir nebze olsun serinletmek. Böylece, küresel ısınmanın yavaşlatılabileceğine ve gerekli radikal önlemler alınana kadar zaman kazanılabileceğine inanılıyor. Projenin ana fikri, gökyüzündeki bazı bulutların yansıtıcı etkisini artırarak, yeryüzüne ulaşan güneş ışığının daha büyük oranda uzaya geri gönderebilmek. Kullanılacak malzeme de oldukça basit: tuzlu su ve rüzgar gücü. ABD Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi'nde çalışan Fizikçi John Latham, bu fikri 15 yıldır geliştiriyor. Hatta, bu fikrini Nature dergisinde yayınlanan bir makalesiyle duyurmuş. Fakat o dönemde küresel ısınma şimdiki kadar ciddi bir sorun olmadığından, makale fazla yankı uyandırmamış. Şimdi, Latham ve arkadaşları, doğuşu 15 yıl öncesine giden bu fikri ete kemiğe büründürme peşinde.

Dünyanın perdeleri Çok çeşitli renklerde, biçimlerde ve boyutlardaki bulutlar, atmosferin farklı yüksekliklerinde dolanıyorlar. Eğer yükseklerde demet halindeki "sirüs bulutlarında" bir artış olursa, dünya serinlemek bir yana, iyice ısınır. Ama eğer daha alçaklardaki, topak topak, gri "stratokümülüs bulutları" artarsa, atmosfere giren güneş ışığının daha azı yeryüzüne ulaşabilir. Çünkü bu bulutların tepesi, bir perde gibi, gelen güneş ışığının bir kısmını uzaya geri yansıtıyor. Peki ama, stratokümülüs bulutlarının yansıtıcı özelliği nasıl artırılacak? Bu sorunun cevabını, Edinburgh Üniversitesi'nden Mühendis Stephen Salter veriyor: "Deniz suyunu atomize edip, gökyüzüne küçücük damlalar halinde bırakmalıyız." Projeye göre, püskürtülen deniz suyu buharlaşırken, içindeki tuz parçacıkları stratokümülüs bulutlarına yapışacak. Tuz parçacıkları etrafında yeni su damlacıkları toplayacak ve bulut büyüyecek. İçindeki su damlacıklarının sayısı arttıkça, bulutun güneş ışığını geri yansıtma özelliği artacak. Üstelik, bir bulutun dağılıp yok olması gecikecek, ömrü uzayacak.

Milyonlarca damlacık Gökyüzüne deniz suyu damlacıkları püskürtmenin çeşitli yolları olabilir. Salter'ın önerisi, binlerce insansız ufak kotrayı aynı anda okyanus üzerinde hızla yüzdürmek. Kotralara eklenecek donatımlarla, deniz yüzeyinde çalkantılar ve yüksek dalgalar oluşturmaları sağlanabilir. Ses dalgaları yayacak jeneratörler, deniz suyunu yeterince yükseltip, insan saçından daha ince damlacıkların milyonlarcasını üretebilir. Salter'a göre, "bu damlacıkları deniz yüzeyinden birkaç metre bile yukarı sıçratıldığında, meteoroloji gerisini halledebilir." Ancak bu sırada deniz yüzeyini kirletmemek de önemli. Bu nedenle, kotraların rüzgar gücüyle çalıştırılması gerekli. Kotraların hareketi, pervanelerin türbin gibi çalışıp elektrik üretmesini ve dalgaları oluşturacak mekanizmaya eneri üretmesini sağlayabilir. Tabi, stratokümülüs bulutlarının yerlerinin uzaydaki uydular aracılığıyla tespit edilmesi ve kotraların buna göre yönlendirilmesi de şart.

Deneyler yapılacak Bütün bunlar henüz teorik düzeyde araştırılıyor. Eğer hesaplamalar ve bilgisayar modellemeleri doğruysa, dünyanın bu yolla serinletilmesi mümkün. Proje ekibi, hesaplamalarını çeşitli yollarla test etmiş. Buna göre, yeryüzünün yüzde 3'ü gibi bir alanda bu projenin uygulanması, gerekli serinlemeyi yaratarak küresel ısınma hızını dengeleyebilir. Elbette, önümüzdeki günlerde okyanus üzerinde yapılacak deneyler daha kesin sonuçlar verecek. Böylece, uygulamanın fırtına ve sağanak yağmur gibi yan etkileri olup olmayacağı da anlaşılacak. Bu projenin başarılı olmasının, küresel ısınmayı durdurmaya yetmeyeceği, araştırmacıların ısrarla vurguladıkları bir konu. Latham'ın ifadesiyle, "çabaları yalnızca zaman çalmaya yönelik." Küresel ısınmayı ve buzullardaki erimeyi durdurmak için çok geç kalındığına göre, zaman çalmak sanıldığından daha acil bir ihtiyaç olabilir.

www.evrensel.net