Sulak alanlar can çekişiyor

Yüzbinlerce yıllık doğal süreçler sonucu oluşan ve yeryüzünün en önemli genetik rezervuarları olan sulak alanlar, alınan tüm önlemlere rağmen eski günlerini arıyor.

Yüzbinlerce yıllık doğal süreçler sonucu oluşan ve yeryüzünün en önemli genetik rezervuarları olan sulak alanlar, alınan tüm önlemlere rağmen eski günlerini arıyor. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Kemal Yalınkılıç, sulak alanların, bulundukları bölgenin su rejimini düzenlemesinin ve iklimi stabilize etmesinin yanı sıra başta balıkçılık olmak üzere, tarım, hayvancılık, saz kesimi gibi faaliyetlere imkân sağlaması nedeniyle yüksek ekonomik değere sahip olduklarını söyledi.

Manyas Gölü ve Gediz Yalınkılıç, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik nedeniyle 1976 yılında Avrupa Konseyi tarafından, iyi yönetilen ve Avrupa için önemli olan ekosistemlere verilen "Avrupa Konseyi A Sınıfı Diploması" alan Manyas Kuş Gölü'nün, yörede hızla gelişen sanayi ve sulutarım nedeniyle "Mevsime bağlı seviye dalgalanması" şeklindeki hidrolojik yapısının bozulmasıyla 2001'de kaybettiği diplomasını, hazırlanan "Kuş Gölü Yönetim Planı"nın başarılı şekilde uygulanmasıyla 2004'te geri aldığını ifade etti. Yalınkılıç, sadece İzmir'e değil, tüm Türkiye'ye ait olan Gediz Deltası gibi ulusal değerin, en etkili şekilde kullanılması akılcı, katılımcı ve iyi tanımlanmış yönetim planının hazırlanmasının önemine işaret etti. Yalınkılıç, Gediz Deltası'na verilen önemin göstergesi olarak "Gediz Deltası Yönetim Planı"nın hazırlandığını söyledi.

Sultan Sazlığı çöl olabilir Prof. Dr. Yalınkılıç, Avrupa ve Ortadoğu'nun en önemli sulak alanları arasında yer alan Sultansazlığı'nın, burayı besleyen suların, alanın geleceği düşünülmeden DSİ tarafından barajlarla tutulması sonucu kuruduğunu ve buradaki biyolojik çeşitliliğin yok olma noktasına geldiğini belirterek, şunları söyledi: "Sazlık, geride bırakılan iki yıl içinde tamamen kurumuştur. Alandaki su probleminin çözüme kavuşturulması için, yönetmelik kapsamında oluşturulan komisyonlarda konu birçok defa gündeme alınarak değerlendirilmiş, sorunun çözümü amacıyla kararlar alınmıştır. Ancak, alınan kararlar ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından gerekli hassasiyet gösterilmediği için uygulanamamıştır. Sultansazlığı'nın hayatiyetinin devam ettirilmesi için alana mutlaka su verilmelidir."

Seyfe Gölü Tuz Gölü'nden sonra flamingoların Türkiye'deki en önemli üreme alanlarından olan Seyfe Gölü'nün, gerek alanı besleyen su kaynaklarının içme ve sulama amacıyla kullanımı için başka yerlere yönlendirilmesi, gerekse açılan drenaj kanalları sonucunda tamamen kurutulduğuna işaret eden Yalınkılıç, günümüzde gölün bulunduğu alanın 20 santimetre tuzla kaplı ve rüzgâr erozyonuna açık, tarım alanlarını tehdit eden bir tuz çölü haline geldiğine dikkati çekti. Yalınkılıç, bu süreçte, gölün kurumasına neden olan faaliyetleri gerçekleştiren kurumların defalarca uyarılmasına, yapılan tüm girişimlere rağmen, DSİ ve Köy Hizmetleri'nin gerekli tedbirleri almadıklarını ve alandaki mevcut suyun tamamen drene edilmesinin sağlandığını savundu. Yalınkılıç, kuş göç yolu üzerinde yer alması, önemli kuş alanlarından Manyas Kuş Gölü'ne 35 kilometre gibi çok yakın mesafede bulunması gibi özelliklerinin yanı sıra değişik türden kalabalık kuş gruplarına ev sahipliği yapan Uluabat Gölü'ne değinirken, bölgeyi tehdit eden problemlerin başında sanayi ve tarımsal kaynaklı atıksuların geldiğini dile getirdi. Ramsar alanı olması dışında başka koruma statüsü bulunmayan gölün, günümüzde en iyi korunan ve yönetilen bir sulak alan olarak dikkati çektiğini ifade eden Yalınkılıç, bugüne kadar Ramsar Yönetim Planı çerçevesinde Göksu Deltası, Manyas Gölü, Uluabat Gölü yönetim planlarının hazırlandığını kaydetti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bize ulaşmak için; src=/resim/br.gif height=5>
Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70E-mail:
 [email protected]  src=/resim/br.gif>
html>

Toplam Query: 22