Diyarbakırlı iki Süryani kaldı

Araştırmacı Mehmet Şimşek, Diyarbakırlı olarak şehirde sadece iki Süryani'nin kaldığını ifade ediyor. Ancak önemli bir noktaya da dikkat çekiyor: Süryanilerin, 1980-85 yıllarında hızlanan Avrupa'ya göçleri, günümüzde tersine doğru gelişmektedir.

Süryaniler, 1 Nisan günü Mardin'in Midyat ilçesinde gerçekleşecek "Bahar Şenlikleri"nde bir araya geliyor. Bölgenin en eski halklarından olan Süryaniler'in sayısı ne yazık ki her gün azalıyor. Büyük bir bölümü Avrupa'ya göç eden Süryaniler, başta İstanbul olmak üzere Diyarbakır, Mardin, Elazığ ve Adıyaman'da yaşıyorlar. Süryaniler üzerine araştırmaları olan, "Süryaniler ve Diyarbakır" ile "Naum Faik ve Süryani Rönesansı" kitaplarının yazarı Mehmet Şimşek, Diyarbakırlı olarak şehirde yaşayan iki Süryani'nin kaldığına dikkat çekti. Şimşek sorularımızı yanıtladı.

- Diyarbakır'ın Süryaniler için önemi nedir? - Hıristiyanlığın M.S. 38 yılında, Havari Toma'nın kardeşi Addai'nin çalışmaları sonucunda, Urfa'da kurulu bulunan Asur site devletinin yöneticilerinin bu inancı kabul etmesiyle Urfa üzerinden bölgeye yayılmaya başlar. Addai'nin öğrencileri olan Aggai ve Mara, Diyarbakır'da çalışmalar yapar. Bu misyon çalışmaları sonucunda M.S. 70-80'li yıllarda Eğil, Lice, Silvan'da bu inancın yerleştiği kaynaklarca belirtilir. Diyarbakır'ın Süryaniler için önemi, Roma Katolik Kilisesi tarafından büyük baskılara maruz kalan Süryani Patrikliğine iki dönem evsahipliği yapmış olmasıdır. Birinci dönem 1034-1056, ikinci dönem ise 1862 yılından başlamak üzere dört patrik bu şehirde ikamet eder. Süryaniler için Diyarbakır saygın bir konumdadır. Hıristiyan inanışına omuz vermiş binlerce teolog, rahip, tarihçi, edebiyatçı, tabip "Mor Yakup, Eğilli Rahip Musa, Meyyafarkınli Marutha, Amidli Mar Yeşua, Amildi Aetius, Naum Faik, Aziz Günel vb" birçokları Diyarbakır'ın bereketinin bir ifadesidir.

- Süryani kültürünün Kürt kültürüne etkileri/katkıları neler olmuştur? - Kuşku yok ki, evrensel değerler, kültürler arası alış verişin bir sonucudur. İnsanoğlunun ortaya koymuş olduğu maddi ve manevi kültür, farklı enstrümanların ortak katkılarının bir ürünüdür. Bu konunun bilimsel veriler ışığında ele alınmamış olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda verebilecek güzel bir örnek, Süryanice harfler kullanılarak yazılan ancak Kürtçe okunan mersiyeler, yörede yaşamış din adamlarınca kaleme alınmıştır. Turabdin yöresinde yaşayan birçok Süryani köyünde orta yaş ve üzerindekilerin Türkçe ve Arapça'nın yanı sıra Kürtçe'ye anadil düzeyinde sahip olduklarını görmek mümkündür.

- Bir söyleşinizde Süryanice'nin ve Süryaniler'in Antik Yunan uygarlığının tüm birikimini Ortadoğu'ya ve halklarına aktarılmasında kilit bir rol oynadığını söylemiştiniz. Bunu biraz açar mısınız? Bu sadece sizin kişisel görüşünüz mü yoksa ortak bir kanı mı? - Süryaniler konusunda ortaya koymaya çalıştığımız konularda bilimsellik ilkesine azami gayret gösterdiğimi düşünüyorum. Bu soruyu biraz düzeltmemiz gerekir. Bu durum kişisel görüşüm olamaz, olsa olsa tarihi bir gerçekliği onaylamak olsa gerekir. Süryanilerin kültürlerarası köprü olma durumu tarih biliminin ortaya koymuş olduğu bir olgudur. Bu durumun, Süryaniler için bir yazgı olduğunu söylemek yerinde olur. Tarihte kurulmuş olan ilk üniversitelere sahip olan Süryaniler, Nusaybin, Cundişapur, Edessa (Urfa), Resulayn (Viranşehir) Akademilerinde, antik dönemden kalan köklü gelenekleriyle, Süryanice, Yunanca eğitim verilmekteydi. Bölgeye Arapların hakim olmasıyla birlikte, bu okullarda öğretilen Yunanca ve Süryanice vasıtasıyla, batı kültürüne ait yazınsal metinler Yunanca'dan Süryanice'ye, buradan da Arapça'ya çevrilmeye başlanmıştır. Bu konudaki çeviri sorunları, Yunanca'dan Arapça'ya olan çeviri zorluğunun, Süryanice vasıtasıyla aşılmış olmasıdır. Bununla birlikte, Batı'ya ait birçok temel felsefe, mantık, astronomi kaynakları, Arapça'dan Süryanice aracılığıyla Batı dillerine çevrilebilmiştir.

- Bugün Süryaniler Diyarbakır ve diğer bölge illerinde yaşıyor mu? Nasıl yaşıyorlar? Bir asimilasyon sorunu var mı? Yurt dışındaki Süryanilerin geri dönüş eğilim var mı? - Diyarbakırlı Süryaniler şehri terk edeli uzun zaman olmadı, şehirde yaşayan elli yaşın üzerindeki insanların Süryanilerle ilgili anlatacakları birçok yaşanmış hatıralara rastlamanız mümkün. Günümüzde Meryem Ana kilisesi dahilinde yaşayan Süryaniler, Mardin-Midyatlıdır. Diyarbakırlı olarak şehirde yaşayan iki Süryani kaldı. Sevim Hıdırşah ve Lütfü Dokucu yaşam denen zaman aralığının son demlerini, Diyarbakır sevgisinin verdiği direnme ile yoğun sağlık problemlerine rağmen aramızda bulunmaktadırlar. Diyarbakır dışında, bilhassa Mardin, Midyat, Elazığ ve Adıyaman'da toplam olarak 2000 civarında, İstanbul'da ise 25.000 kadar Süryani bulunmaktadır. Ülkemizde yaşayan Süryanilerin, 1980-85 yıllarında hızlanan Avrupa'ya göçleri, günümüzde tersine doğru gelişmektedir. Avrupa'da, yaşayan birçok Güneydoğulu Süryani, ata topraklarına dönmektedir. Avrupa'nın tüketime dayalı toplumsal yapısı, Hıristiyan da olsa, Avrupa'nın insanına acı bir gurbet olduğunu, bedel karşılığında da olsa yaşayan Süryaniler, birlikte yaşama kararlılığıyla Türkiye'ye geri dönmektedirler.

www.evrensel.net