Fotoğraf: AA

Yüzde 82 ile gurur duyun

Irak işgalinde 1.500'den fazla askerin ölmesi, işgal gerekçelerinin yalan olduğunun anlaşılması gibi nedenlerle halkın hükümete tepkisi artıyor. İşgalin 2. yıldönümünde bu sokaklarda da ifadesini buldu ve ABD'de 300'den fazla eylem yapıldı.

Irak işgalinde 1.500'den fazla askerin ölmesi, işgal gerekçelerinin yalan olduğunun anlaşılması gibi nedenlerle halkın hükümete tepkisi artıyor. İşgalin 2. yıldönümünde bu sokaklarda da ifadesini buldu ve ABD'de 300'den fazla eylem yapıldı. ABD'li asker ailelerinin kurduğu Military Families Speak Out (Asker Aileleri Konuşuyor) isimli örgütün kurucularından Ludy Linehan ile Stockholm'da katıldığı savaş karşıtı gösterinin ardından bir söyleşi yaptık.

Evrensel: Örgütünüzün kuruluşu ve amaçları hakkında bilgi verir misiniz? Linehan: Bush yönetiminin izlediği politikalara duyduğumuz tepki sonucu böyle bir örgütlenmeye gittik. Hükümetin saldırgan politikalarından en fazla çocukları savaşa gönderilen askerlerin aileleri etkileniyordu. Ama Bush yönetimi aileleri dikkate almadı. 2002'nin Kasım'ında oğulları Irak'a gönderilen Charles Richardson ve Nancy Lessin bu örgütlenmeye öncülük ettiler. Bir gazetede bu çiftin savaşa karşı olduklarına ilişkin haber çıktı. Ben de aynı düşüncede olduğum için kendileri ile ilişki kurdum. Sonra diğer ailelerle bir araya gelerek yapacaklarımızı konuşmaya başladık. Ilk toplantımıza 30 aile katıldı. Şimdi ise 2 binden fazla aile derneğimizin üyesi. Örgütümüzün önüne koyduğu görev savaşı durdurmak, askerlerin dönmesini sağlamak ve Iraklılara ve Irak'a daha fazla zarar verilmesinin önüne geçmek. Bu arada örgütümüz Irak'taki gelişmeleri takip ederek halkı savaş konusunda bilgilendirme çalışmalarını da sürdürüyor.

Savaşı durdurmak için somut olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Protesto gösterileri ve basın toplantıları yaparak kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Birçok kez Washington ve New York'a giderek değişik eylem biçimlerini hayata geçirdik. Senatörlerle, Kongre üyeleriyle ilişki kurarak savaşı durdurmaları için harekete geçmelerini istedik. Barış için yaptığımız mücadelelerden dolayı bizlere Politik Eğitim Enstitüsü tarafından ödül verildi. Çok prestijli bir ödüldü bu. Enstitü bu ödülü Pinoechet döneminde Şili'de öldürülen iki insan hakları savunucusunun anısına her yıl bir örgüte veriyordu.

11 Eylül saldırılarının Amerikan halkı üzerinde nasıl bir etkisi oldu? Korku, üzüntü ve endişe. Amerikan halkının saldırı karşısındaki tutumu tam olarak buydu. Halk bu saldırıların gerçekten olduğuna inanamıyordu. Bu şok atlatıldıktan sonra herkes saldırıların nedenlerini tartışmaya başladı. Bazıları delilerin bu işi gerçekleştirdiğini söylüyordu. Ama bazıları da diğer ülkelere karşı izlediğimiz politikaların bu saldırıların nedeni olduğunu düşünüyordu. Halkın bir kesimi ise olanlara anlam veremiyordu. Ama ilerici ve demokratlar eninde sonunda böyle bir saldırıyla karşılaşacağımızı biliyorlardı. Izlediğimiz politikaya karşı bir tepki idi bu. Olayın şoku atlatıldıktan sonra insanlar birbirleriyle bu olayı ve nedenlerini tartışmaya başladılar. Halk arasında intikam duyguları, gidelim başka ülkeleri bombalıyalım şeklinde eğilim ve anlayışlar yoktu. Bu saldırıda ölenlerin aileleri bir araya gelerek örgütlendiler. İntikam amacıyla yapılacak girişimlere karşı olduklarını açıkladılar. Ama hükümet bu saldırıdan sonra oluşan korku ve üzüntüyü kendi saldırgan politikasını hayata geçirmek için kullandı.

Tüm bunlara karşı Bush ve ABD yönetimi nasıl bir tepki gösterdi? Bizleri ve mücadelemizi görmezden gelmeyi yeğlediler. Çocuklarını şavaşta yitirmiş ailelerle birlikte savunma bakanı Donald Rumsfeld ile görüşmek istedik. Ama görüşme isteğimizi geri çevirdi.

ABD askerlerinin ölüm haberleri aileleri ve ABD kamuoyunu nasıl etkiledi? Size somut bir örnekle durumu anlatmaya çalışayım. Bizim aile dostlarımızdan birinin oğlu Irak'ta öldürüldü. Ailesinin ve yakınlarının ilk tepkisi oğullarının cesaret ve kahramanlığından söz etmek oldu. Ama daha sonra bu savaşın gereksizliğini anladılar. Şimdi de ABD askerlerinin Irak'tan geri çekilmesi için çalışıyorlar. Savaşan ya da orada yaşamını yitirenlerin aileleri barış hareketinin güçlenmesine katkıda bulunuyorlar.

Bush kitle imha silahları olduğunu söyleyerek Irak'ı işgal etti. Bunun yalan olduğunun anlaşılması halkı nasıl etkiledi? Savaşa karşı olanlar daha başından beri Irak'ta kitle imha silahları olmadığını biliyorlardı. İşgalden sonra Irak'ta kitle imha silahlarının bulunmadığının açığa çıkması ile birlikte halkın büyük bir bölümünün Bush ve yönetiminin yalanlarını anlayacağı beklentisine girdik. Ama öyle olmadı. ABD halkının bir kısmı gerçekleri görmek istemiyor. Bush'un kendilerinin güvenliğini sağlamaya ve dünyada demokrasiyi yaymaya çalıştığına inanıyor. Ama bizim örgütümüz ile barış hareketleri için Bush'un yalanlarının açığa çıkması çok önemliydi. Çocuklarımızın yalanlar üzerine inşa edilen politikalar sonucu savaşa ve ölüme gönderildiklerini sürekli olarak gündeme getirdik. Bush'un yalanları üzerine açılan savaşta sadece bizim askerlerimiz değil, Iraklılar da yaşamlarını yitiriyorlar. Her geçen gün halk savaş karşıtlarının haklılığını daha çok anlıyor ve savaş karşıtı örgüt ve eylemlere katılıyor.

Sizce işgalin gerçek nedeni nedir? Bush demokrasi götürmek için Irak'ı işgal ettiğini söylüyor. Buna inanmıyoruz. Birçok Iraklının seçimlere katılmasını işgalcilerin Irak'tan çekilmelerini istedikleri şeklinde yorumlamak gerekir. Iraklıların demokrasiyi kurmak için bizim askerlerimize ihtiyaçları yoktur. Ama dünya medyasının büyük bir kısmı ABD'nin Irak'a demokrasi götürmesinden bahsediyor. Barışı sağlamak için Irak'tan çekilmemesi gerektiğinden söz ediyor. Savaşa katılmayan ülkelerin de tavır koyarak ABD'nin Irak'tan çıkmasını istemeleri çok önemli. Bunu yapmaları ABD'yi geriletecek ve barış hareketini güçlendirecektir. Savaşın başlamasından önce Türkiye'nin savaşa karşı olduğunu açıklayarak ABD üslerini kullandırmayacağını açıklaması bizi umutlandırdı. Bush'un Türkiye'nin yardımı olmadan Irak'ı işgal edemeyeceğini düşündük. Ama ne yazık ki diğer ülkeler ABD'den yana tavır aldılar. Türkiye'nin savaşa karşı bu tutumunu takdirle karşılıyoruz. Yapılan araştırmalar Türkiye halkının yüze 82'sinin savaşa karşı olduğunu gösteriyor. Bununla gurur duymalısınız.




Yaralıları ölüme terk ediyorlar Oğlum döndükten sonra yaşadıkları hakkında konuşmadı. Kendisi doktor, görevi orada yaralanan askerleri tedavi etmekti. Bu yüzden sıcak çatışma içinde yer almadı. ABD askerlerinin evlerin kapılarını kırarak insanları gözaltına almalarına şahit oldu. Ama kendisi kısa bir süre içinde ABD'nin katliam ve baskılarının direnişi artıracağını anladı. Askerlerin korkunç şeyler yaptıklarını biliyordu. Tutuklulara işkence yapılmamasını söyledi. Ama askerler kendisine Iraklıların kendilerini öldürmeye çalıştıklarını ve bunu hak ettiklerini söylediler. Oğlum bir Iraklı polisin bir saldırı sonucu ağır yaralandığını, iç organlarının dışarıya çıktığını gördüğünü, ama yaralıları taşımak için gelen helikopterin Iraklıyı almak yerine hafif yaralı ABD askerlerini taşıdığını anlattı. Buna itiraz edince de askerler önce ABD askerlerinin yaşamlarını kurtarmak gerektiğini belirterek Iraklıyı ölüme terk ettiler. Tüm bunları Irak'ta görev yaparken telefonda bizlere anlattı. Böylelikle cephede olanlar hakkında bilgi sahibi oluyorduk.

www.evrensel.net