Fotoğrafa çok iş düştü

"Bizim fotoğraflarımız yaşananları yansıtmak zorundaydı. Halkın okuma yazma bilmediği bir mücadele dönemi yaşadık ve o zaman fotoğrafa çok iş düştü.

Küba'nın ünlü fotoğrafçısı Liborio Noval Küba devrimini anlatan fotoğraflarıyla ülkemize geldi. Devrimden önce de Küba'nın sosyalist gazetelerinde çalışmış olan Noval, ülkede yaşanan bütün değişimleri fotoğraflarıyla belgeliyor. Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde sergilenen fotoğraflar çoğunlukla Küba'da devrimci mücadelenin yükseldiği ve zafere ulaştığı dönemlere ait. Che'nin ve Fidel Castro'nun fotoğrafları da çoğunlukta. Noval, "Halkın okuma yazma bilmediği bir mücadele dönemi yaşadık ve o zaman fotoğrafa çok iş düştü" diyor. Fotoğrafçılığa nerede, nasıl başladınız? Bir basın yayın ajansında 1957 yılının Ocak ayında fotoğrafçılığa başladım. Benim bütün fotoğrafçılık hayatım aslında bir gazetede geçmiştir. Önce 26 Ocak Hareketi'nin Devrim (Revolucion) gazetesindeydim. Daha sonra Batista diktatörlüğüne karşı savaşan hareketin yayın organı olan Devrim ve Bugün gazetelerinin birleşmesi sonucu kurulan "Granma" gazetesi ortaya çıktı. Bu Küba Komünist Partisi'nin resmi yayın organıdır. 44 yıl boyunca bu gazetenin foto muhabiri olarak çalıştım. Foto muhabirliği içerisinde biraz daha sanatsal çalışmalar yapmak için uğraştım. İnsanların portrelerini çekmek hoşuma gider ve doğayı çekmeyi de severim. Gördüğüm ve hoşuma giden her şeyi çekmeyi severim, hayatım boyunca yaptığım şey budur. Nasıl bir fotoğrafçılıktı bu yaptığınız? Bizim fotoğraflarımız ülkede yaşananları yansıtmak zorundaydı. Aynı zamanda devrimden önce nasıl bir hayat olduğunu ve devrimin ortaya çıkardığı yeni hayatı da yansıtmak zorundaydı. Bütün bunların hepsini biz büyük birer fotoğrafçı grubu olarak yaptık. Ve bunu yaparken en büyük şansımız, içinde pek çok fotoğraf bulunan bir gazetede çalışıyor olmamızdı. Halkın okuma yazma bilmediği bir mücadele dönemi yaşadık ve o zaman fotoğrafa çok iş düştü. Büyük fotoğraflar, koca bir sayfalık röportajlar, sadece tek bir amaç içindi. Devrimden önce Küba'da 1 milyon okuma yazma bilmeyen insan vardı. Bu yüzden halka uluştarılması gereken mesajlar daha görsel bir yolla ulaştırılmalıydı. Ve meydana çıkan devrimci gelişimi yansıtmak gerekiyordu. Bütün bunları fotoğrafla yaptık. Yeni fabrikalar, yeni hastaneler, yeni okullar yapılırken hepsini belgeledik. Ve aynı zamanda ABD saldırısına karşı hazırlanmak zorundaydık. 1960'larda bize saldırmayı düşündükleri zamanlarda, bütün ülke bu saldırıya hazırlanmak zorundaydık ve bütün bunları da gazetede vermemiz gerekiyordu. Çalışma koşullarınız nasıldı? Devrimin ilk zamanlarında bizim için fotoğrafçılık çok önemliydi. Devrim öncesi fotoğrafçıları burjuva gazetecileriydiler. Halkın sorunlarını anlatan sadece bir gazete vardı, o da komünistlerin partisi olan Sosyalist Halk Partisi'nin yayın organıydı. Ama onu da kapatmaya çalışıyorlardı. Ve sonrada yasadışı bir gazete haline geldi. Aynı şekilde Devrim gazetesi de yasadışıydı ve devrim olana kadar da yasadışı kaldı. Burjuva gazeteleri toplumun önemli sorunlarını değil magazin haberleri veriyorladı ve halkın gerçek sorunlarını yazmıyorlardı. Fidel Castro'nun sorumluluğu ülkenin durumunu iyileştirmekti. Çünkü herkes okuma yazma öğrenmek zorundaydı. Herkesin hastane ve ilaca ulaşması gerekiyordu. 1961'de 100 bin öğrenciyle okuma seferberliği başlatan büyük bir kampanyaya girişildi. Bu 100 bin öğrenci 1 milyon Küba halkına okuma yazma öğretti. Devrimin başlangıcında yalnız 3 bin doktor vardı, bugün bu sayı 68 bindir. Afrika ve Latin Amerika'da halen oradaki halklara yardımcı olan 28 bin doktorumuz var. Latin Amerika'nın yoksul çocuklarına okul imkânı sağlıyoruz. Bu öğrenciler Küba'ya geldiklerinde yemeye, içmeye, kalacak yere para vermezler tüm bunları gazetede yansıtmamız gerekiyordu. Yeni yollar yeni tarım işletmelerini de, her yeniliği yani. Küba fotoğrafçılığının dünyada Castro ve Che fotoğrafları ile tanınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fidel Castro, Che ve diğer devrim önderleri benim için birer insandır. Fidel'in olduğu gibi kişiliğini yansıttım yalnızca. Che'nin de aynı şekilde. Che bana poz verse fotoğrafını çekmezdim, onların da bana poz vermek hiç hoşlarına gitmezdi. Andaki görüntüleredir benim çektiklerim. Yaklaşık 100 bin Castro fotoğrafım var. Devrim yalnızca Fidel ve Che demek değil. Çünkü devrimi halk yapar. Halk olmazsa devrim de olmazdı ve bugün hâlâ devrimi yapmaya devam ediyoruz. Çünkü devrim durağan, statik bir şey değildir. Sürekli bir adım ileri gitmeye çalışıyoruz. Küba'nın Amerika'yla ilişkileri nasıl? 1920'den beri Amerikalılar Küba'ya ve bütün Latin Amerika'ya sahip olmak istiyorlar. Küba'nın ve Karayiplerin bulunduğu coğrafyaya sahip olmak istiyorlar. Amerika şu anda dünyanın hamisi durumunda, her istediğini yapıyor. 1961'de bize saldırdılar zaten, hep bize saldırma planları vardı. 1961'deki savaşı kazandık ve onların bütün sorumlularını hapse attık. Ama bize saldırmaya devam ettiler, diplomatik ve ticari alanda da bize saldırıyorlar zaten. Birleşik Devletler'le ticaret yapamıyoruz. ABD vatandaşlarının Küba'ya seyahat etmeleri yasak ve Küba'ya seyahat edenler de Amerika tarafından cezalandırılıyor. Amerikan vatandaşları dünyanın hiçbir yerinde Küba purosu içemezler, bu da yasaktır. Amerikanın bir hapishanesi şeklinde, 45 yıldır yaşıyoruz. Çok küçük bir ülkeyiz. Şimdi 11 milyon nüfusumuz var. İnanıyorum ki bütün dünyada büyük bir saygı kazandık. Bu büyük imparatorlukla mücadele ederek kazandık bu saygıyı. Hiç kimsenin bizim hayatımıza burnunu sokmaya hakkı yok. Amerikalılar bize inanılmaz şeyler yapıyorlar. İlaç bile alamıyoruz. Kübalı bilimadamlarına Amerika'daki etkinliklere katılmaları için vize vermiyorlar. Amerika'daki bilimadamlarına da Küba'ya gelmeyi yasaklıyorlar. Hatta, Amerika'da ödül kazanmış Kübalı müzisyenlerin oraya gidip ödülü almalarına bile izin vermiyorlar. Che ya da Castro ile ilgili bir anınızı bizimle paylaşabilir misiniz? Hâlâ Che'yi rüyamda görüyorum. Che ile birlikte çok şey öğrendim, çok gençtim o zamanlar. Küba'nın temeli gönüllü bir çalışma anlayışına dayanır. Pazar günleri çok erkenden gönüllü çalışmaya gidilirdi. Evi olmayan insanlar için ev ve okul yapmaya gidilirdi. Ya da bir fabrikaya giderdik, üretime bir parça da olsa katkıda bulunmak için. Fotoğrafçılığımdan dolayı öncelikle bu çalışmalara fotoğrafçı olarak gazete adına katılıyordum ve bu çalışmaları belgeliyordum. Che bana böyle ne yaptığımı sordu, ben de bir röportaj için burada bulunduğumu söyledim. Bana fotoğraf çekmek yerine kendileri gibi çalışmamı söyledi. Ben de kabul ettim. Che de o zaman 'Gel benimle' dedi. O sırada harç yapıyordu. Bana nasıl çalışmam gerektiğini anlattı. Ben de onunla çalışmaya başladım. Ve böylece küçük bir ilişki başladı aramızda, bazan ondan bir mesaj alırdım. Ya da onu her hangi başka bir işte görürdüm ve bana derdi ki; pazar günü şurada şu işi yapacağız. Pek çok kere Che ile beraber böyle gönüllü çalışmaya gittik. Hem sıradan bir işçi gibi orada 4 saat çalışıyor, hem de gazete için fotoğraflar çekiyordum. Bu benim için çok iyi bir eğitim oldu.

www.evrensel.net