AKP inandırıcı değil

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, yolsuzluklara ilişkin "ucu nereye giderse gitsin üzerine gidilecek" sözlerini samimi bulmayan CHP Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Ali Kemal Kumkumoğlu, milletvekili dokunulmazlığını kaldırmayan, yargılanmak isteyenlere izin vermeyenlerin bu konuda samimi olamayacaklarını söyledi.

Enerji Bakanlığı ile SSK'da ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları ve buna karşı Başbakan Erdoğan'ın "sonuna kadar üzerine gidilecek" açıklamaları, AKP'nin yolsuzluk iddialarına yaklaşımını bir kez daha gündeme getirdi. Meclis'te onca dokunulmazlık dosyası dönem sonuna ertelenmiş, milletvekillerinin iddiaları bile dikkate alınmazken, AKP'nin "yolsuzlukla mücadelede samimi olup olmadığını" Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi, CHP İstanbul Milletvekili Ali Kemal Kumkumoğlu değerlendirdi.

Başbakan, "Ucu nereye kadar uzanırsa uzansın yolsuzluk yapanların üzerine gidilecek, başları koparılacak'"diyor. Başbakan samimi mi? Samimi bulmak mümkün değil. Yolsuzlukları düşünelim. Kimler suçlanıyor. Her iki bakanlığın en üst düzey yöneticileri. Bir taraftan SSK Genel Müdürlüğü'ne, öbür taraftan Elektrik Üretim AŞ'nin genel müdürüne kadar gelip dayanmış iş. Her ikisinde de müsteşar ve bakan. Enerji Bakanlığı'ndaki rüşvet organizasyonunun içinde, CHP'den seçilip iktidar partisine transfer olmuş bir milletvekilinin kendi şirketi, yine CHP'den seçilmiş iktidar partisine transfer olmuş bir milletvekilinin de kardeşinin şirketi var. Hem bu milletvekilinin şirketinin bu işin içinde olduğunu bileceksin, ama milletvekilinin de bir taraftan dokunulmazlığı olacak, öbür taraftan da 'nereye kadar giderse gitsin bu işi sonuna kadar takip edeceğiz' diyeceksin. Kaldı ki, bu hükümet, başbakan öncelikle kamuoyunu yanıltarak işe başladı. Seçimlerden önce Türkiye'de siyasetin kirlenmesinde, milletvekili dokunulmazlığının çok önemli olduğunu, Deniz Baykal ile birlikte bir TV programında, kamuoyunun gözü önünde paylaşıp, önemini vurgulamıştı. Seçildikten hemen sonra ipe un sermeye başladı. Üzerinden 2.5 yıl geçmesine rağmen, bu konudaki bütün samimi girişimleri de reddeden bir anlayış içindeler. Sırf kendilerini koruyabilmek adına başka milletvekillerini de töhmet altında bırakacak uygulamalardan kesinlikle çekinmiyorlar.

Sizin gündeme getirdiğiniz iddialar ne oldu? Yolsuzluklara ilişkin, "Elinde belge olan getirsin, ne varsa, ne biliyorsanız getirin" diyen bütün bakanlara ulaştırdığım üç konu var. Adalet Bakanı'na "İşbirliği yapacaksanız buyrun sizinle işbirliği yapmaya hazırım" diyorum. Dönüp de bana "Sayın Kumkumoğlu, nedir bu yolsuzluk iddiaları? Bize nasıl yardımcı olabilirsiniz? Nedir bilgiler?" diye bir tek soru sormuş değiller. İstanbul Pendik ilçesinde, herkesin bildiği, gözleri ile tanık olduğu bir korsan Ro Ro Limanı inşaatı. Bir Ro Ro limanı inşaatı korsan yapılabilir mi? Devletin bütün birimleri, belediye kaymakamlığa, kaymakamlık valiliğe, valilik Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne, genel müdürlük bakanlığa, büyükşehir belediyesine bütün bu silsile izlenerek 'bu inşaat nasıl yapılır. Bu liman inşaatının izni, ruhsatı var mı? sorusunun sorulduğu süreçte inşaat devam etti, ikinci yılı tamamlandı. Liman inşaatı bittikten sonra, Bayındırlık Bakanlığı'nın, çok özel gerekçelerle verme yetkisi bulunan bir ruhsatla bu limana, neredeyse bittikten sonra izin verildi, yakında açılacak. Ne Pendik Belediyesi'nde, ne büyükşehir belediyesinde ne de denizcilik müsteşarlığında projesi var. Kendiliğinden gelip başlayan, biten ve bittikten sonra konuyla ilgisi olmayan Bayındırlık Bakanlığı'nın verdiği bir izinle kendisini yasal konuma taşımaya çalışan bir Ro Ro Limanı, Pendik'te, herkesin gözlerinin önünde yapıldı. Bir vatandaşın evinin kiremitlerini aktarmak için bile müsaade alamadığı, kiremitlerini aktarmaya çalıştığında evini başına yıkan bir belediye. Sel gelmiş, evinin bir tarafı yıkılmış, "Şuraya bir duvar örelim" dediğinde vatandaş, "Hayır yapamazsın" denilen bir ilçede Ro Ro limanı, hiçbir projesi olmadan, hiçbir birimden izin almadan yapılıp bitmiştir.



TEKEL'deki olay da var. TEKEL'de, Tütün Üst Kurulu Yasası'nda "İkinci el makina ithal edilemez" denilmesine, bırakın TEKEL'i, özel kuruluşların bile ikinci el makina ithali yasaklanmış olmasına rağmen TEKEL 8 adet, 14 milyon Euro olan ikinci el makinayı ithal etmiş. Üst Kurul "Yasa buna müsait değil" diyor. TEKEL bunu kabul ettirebilmek için yeni yasal düzenleme yaptırmaya çalışıyor. Önce makinaları ithal ediyor, baskı ile şantaj ile üst kurulu ikna edemeyince, şimdi bu tür makinaların ithalatına imkân tanıyacak yeni yasal düzenleme yapıyorlar. Bunları yapanlar, göz yumanlar, milletvekillerinin seslendirdiklerine en küçük ilgi göstermeyenler vatandaşa esip savurmalarında hiç samimi olabilirler mi?

TEKEL'in tütün satışından zararı söz konusu... TEKEL'de tütün satışı var. Bir şirkete cüzi bir teminatla TEKEL'in tütünlerini satma yetkisi veriyorlar. Bu şirket daha önce ortalama 2.5, 3 dolara satılan tütünleri 30-40 centten alıyor. Sadece işlenmiş tütünden devleti 23 milyon dolar zarara sokuyor. İşlenmemiş tütünlerden zararın 100 milyon doların üzerinde olduğu ifade ediliyor. Hem devlet olağanüstü zarara uğratılırken, hem bundan sonra Türk tütününün dünya piyasasındaki değerini dörte bir düzeyine kadar düşürebilen bir politika TEKEL yetkilileri tarafından uygulamaya sokulabiliyor.

Peki bunlar bu işi sadece düşmanlık olsun diye mi yapıyor? Hayır. Rüşvet ne ile olur. Rüşvet başka ne için alınıp verilir. "Efendim biz burdan hiçbir şey almadık" diyebilirler. Farketmez ki, alsan yapabileceğin başka bir şey mi var? Rüşvet ne için alınır, bir gayri yasallığa, hukuksuzluğa müsaade etme adına. Burada bir gayri yasallık var mı? Sonuna kadar. Hukuksuzluk var mı? Sonuna kadar. Rant sağlamış mısın? Olağanüstü çıkar sağlamışsın. "Gördünüz mü rüşvet alırken? Sen 250 bin dolarlık bir makinayı kanun yasaklamış olmasına rağmen, 2.5 milyon dolar verip alıyorsan, rüşvet başka nasıl tarif edilir? Kilogramı 2.5-3 dolara satılan tütünü 35-40 cente satar noktaya gelmişsen, bir şirkete küçük bir teminatla bunları satma yetkisi vermişsen, rüşvet başka ne için verilir, alınır?

'Eski başbakanı bile Yüce Divan'a gönderdik' diyorlar... O da ayrı bir çelişki. Her dönem bir devri sabık yaratma mantığından Türkiye'nin ve Türkiye siyasetinin kurtulması lazım, yapılabilecek en büyük iyilik budur. Herkes kendi döneminde yaptıkları yanlışlar nedeniyle bağımsız yargı önünde hesap verebilmelidir. Hele hele hesap vermek isteyenler engellenmemeli. Vatandaş da kim hesap veriyor, kim kaçıyor hiç olmazsa onu görme şansını, fırsatını yakalamış olsun. Siz hesap vermek isteyenlere bile müsaade etmediğiniz sürece eski başbakanları, bakanları şurada burada yolsuzluk yaptı diye, Yüce Divan'a göndermeye çalışırsanız, bu Türkiye'ye de adalet kavramının güçlülüğüne de zarar verir. Bir gün döner bu hesap bir şekilde sizi de vurur. 3 bütçedir Ro Ro işini gündeme getiriyorum. Ben gündeme getirdiğimde orada hafriyat çalışmaları yapılıyordu. En son gündeme getirdiğimde açılışına çok kısa süre kaldı deniyordu. Maliye Bakanı'nın, bir milletvekilinin bu kadar şikâyet konusu ettiği, devletin bütün birimlerinin yasal olmadığını ifade ettiği Ro Ro Limanı ile çok yakından ilgilendiği, gidip ziyaret ettiği de fotoğraflarıyla basına yansıdı.

www.evrensel.net