Fotoğraf: AA

Yardim dagitiminda izdiham

Edirne'de, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nca, yoksullara Kurban Bayramı öncesi nakdi yardım ve toz şeker dağıtıldı. Yardım sırasında yaşlı bayanlar ezilme tehlikesi geçirdi.

Edirne'de, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nca, yoksullara Kurban Bayramı öncesi nakdi yardım ve toz şeker dağıtıldı. Yardım sırasında yaşlı bayanlar ezilme tehlikesi geçirdi. Alınan bilgiye göre, Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'ndan gönderilen 290 bin 900 YTL'nin, Edirne merkez ve ilçelerde muhtaç durumdaki kişilere dagitimina dün başlandi. Dagitim sirasinda görevliler ile yardim almaya gelenler arasinda zaman zaman sert tartişmalar yaşandi. Iki kilo toz şeker almak için saatlerce beklemek zorunda kalan yardima muhtaçlar çevreden topladiklari kartonlari yakarak isinmaya çalişti.

Sogukta beklediler Yaşanan izdihamda iki kilo toz şeker ile 50 milyon lira yardim parasini almayi başaranlar ise koşarak evin yolunu tuttu. Anneleriyle yardim almaya gelen küçük çocuklar ise çiplak ayaklarla dondurucu soguga aldirmadan kenarda siranin kendilerine gelmesini bekledi. Vakfin Edirne Şubesi'nce muhtaç kişilerin durumlarina göre para yardimi 50, 75 ve 100'er YTL olarak yapılıyor.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Tsunamizedelerle yardimlaşmanin neresindeyiz -1-
   Gerekli duyarlılığı gösterdik mi?HAZIRLAYAN: Fadime Alkan, Serpil Savumlu, Mehmet Özer, Müge Tuzcuoğlu SUNU Güney Asya'da yaşanan tsunami felaketinde yaklaşık 200 bin insan hayatını kaybetti. Medya kendi bakış açısına göre bu konuyu uzun bir süre gündemde tuttu. Ardından felaket bölgesindeki insanlar için dünyanın çeşitli yerlerinde yardım kampanyaları başlatıldı. Resmi açıklamalara göre, toplanan yardım miktarı 10 milyar doları aştı. Yardım listesinde Kamboçya'dan Zimbabve'ye, Romanya'dan Katar'a toplam 42 ülke bulunuyor. AB üyesi 25 ülkenin yapacağını açıkladığı yardım miktarı yaklaşık 2 milyar dolar. Avrupa Komisyonu da 619 milyon dolar yardım yapacağını açıkladı. Avustralya 760, Japonya 500, ABD 350 milyon dolar; Almanya 500, Fransa da yaklaşık 350 milyon Euro'yla bölgeye en fazla yardım yapmaya hazırlanan ülkeler. Ancak Türkiye 17 Ağustos gibi bir deprem yaşayıp 50 bin insanını kaybetmesine karşın toplanan yardım miktarı 5 milyon dolarla sınırlı kaldı. Geçen pazar günü 150'ye yakın sanatçının katılımı ile yapılan yardım konserine beklenenin çok altında insanın katılması ve SMS ile yapılan yardımların popstar gibi yarışmalara gönderilen mesajların çok altında kalması yeni bir tartışma başlattı. Tsunami mağdurları için düzenlenen yardım kampanyasına Türkiye'den şu ana kadar yapılan desteğin, diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça gerilerde kalmış olması, "Duyarsız bir toplum mu olduk?" sorularından başlayarak bir dizi başka soruyu da gündeme getiriyor. Bu ve benzeri sorulara yanıt aramak için hem uzmanlarla görüştük, hem de sokak röportajları yaptık. Türkiye'de yaşanan büyük deprem için toplanan yardımların yerine ulaşmamış olması, Kızılay'a güvensizlik, fakirlik, medyanın tutumu ve dayanışma kültürünün zayıflığına kadar uzanan yanıtlarla karşılaştık. Bu dizi boyunca, bu konuda çok sayıda görüşe yer vereceğiz.
"Tsunami mağdurları için Türkiye'nin gereken duyarlılığı gösterdiğini ve yardımı yaptığını düşünüyor musunuz?" diye sorduğumuz İstanbullular, insanların yaşadıkları ekonomik sıkıntılardan dolayı yardım etmekte güçlük çektiklerini söylediler. Görüşlerine başvurduklarımız içinde, daha duyarlı olunması gerektiğini, yeni bir deprem felaketinin İstanbul'un kapısına dayanabileceğini dile getirenler de vardı. Endonezya'nın Sumatra adası açıklarında 9.0 büyüklüğünde meydana gelen deprem ve sonrasında yaşanan tsunami felaketinde yaşamını yitirenlerin ardından yüzbinlerce insan temiz su, yiyecek, barınacak yer ve tıbbi yardım bekliyor. Birçok ülke yapacakları yardım miktarını açıklarken Türkiye ise yardım etme konusunda gösterdiği rehavet nedeniyle tartışmalara neden oluyor. "Çok mu duyarsızlaştık?" ve "Yardım etmekten çekiniyor muyuz?" sorularını yanıtlamaya çalışırken ardından Mydonose Showland'da 12 sanatçının katılımıyla gerçekleştirilen konsere katılımın az olması eleştirileri daha da artırdı. Kızılay, felaketin ardından topladıkları yardım mikatarını az olarak nitelerken bazı televizyon kanalları yardım etmeye teşvik edici programlar yayınlıyor, kimileri ise halkı cep telefonlarından SMS atmaya çağırıyor. Uzmanların "İstanbul'da 10 binler ölecek" açıklamalarıyla her gün diken üzerinde depremi bekleyen İstanbullulara "Tsunami mağdurları için Türkiye'nin gereken duyarlılığı gösterdiğini ve yardımı yaptığını düşünüyor musunuz?" diye sorduk. Beşiktaş'ta sahlep satan Mehmet Karakaya, Türkiye'de halkın zaten aç olduğunu ekonomik krizle boğuşmak zorunda kaldığını dile getirerek halkın yardım yaparken kurumlara güvenmesi gerektiğini söyledi. Karakaya, "Eğer ben bir emanet verdiysem bunu yerine ulaştırmak da ulaştırmamak da sizin göreviniz. Ben vicdanen vermişim. Ben de bir ara para toplanıyordu öyle verdim. Felaket bölgesine herkesin yardım etmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü aynı felaketle yarın biz de karşı karşıya kalabiliriz" dedi. İstanbul'da yaşanacak olası bir deprem karşısında yine insanların birbirlerine koşacağını ifade eden Karakaya, herkesin duyarlılık göstermesi gerektiğini vurguladı. 'SMS GÖNDERDİM' "Türk milleti yardımsever ve paylaşmayı seven bir milletir. İnsanlar güçlerinin yettiğince yardımlarda bulunmaya çalışıyor" diyen işportacı Tahsin Kara ise, felaket bölgesine gönderilen yardımların basına yansımadığından şikâyet ediyor. Türkiye ile büyük ülkelerin yardım miktarlarını karşılaştırmanın yanlış olacağını belirten Kara, kendisinin tsunami mağdurları için SMS gönderdiğini dile getirdi. "Bunu duydum ve yaptım" diyen Kara, Türkiye'de felaketler olmadan da birçok insanın aç yaşadığını anlatarak "İllaki felaketlerin yaşanması gerekmiyor burada felaketler yaşamadan da aç olan insanlar var. Bunlara da yardım edebiliriz" dedi. 'ÖNCE ZENGİNLER' Durağında müşteri bekleyen taksi şoförü Barış Erdoğan da "Türkiye'de insanların duyarsız olduğunu düşünüyorum" derken bir yandan da yardım etmediğini açıkladı. "Benim zenginler kadar param yok. O kadar param olsa zaten yardım ederim. Tabi ki Türkiye'nin de yardım etmesi gerekiyor ancak Türkiye'de birçok zengin var, bence önce onların harekete geçmesi gerekiyor. Bir gariban nasıl yardım edebilir ki? Ama herkesin bildiği bir şey yapsalar bende katılırım. Gerçekten inanayım, bir gün ne kazandıysam paramı oraya bağışlarım" şeklinde konuştu. Manav olan Mehmet Aslan da yardımda bulunamadığını belirterek maddi durumu iyi olanların yardım konusunda daha cömert olmaları gerektiğini ifade etti. '2 MİLYAR TOPLADIK' Nişantaşı Nuriye Akın Lisesi'nde lise öğrencisi olan Deniz Kalfa da "İki milyar gibi bir para toplandı bizim okulda ve felaket bölgesine gönderildi. İnsanlar duyarlı olmalılar. Sonuçta bizimde başımıza gelebilir. İlla bu olması gerekmiyor başka bir felakette gelebilir" diyerek herkesin yardımda bulunmasını istedi. Ablası Buket ise insanların yanlızca kendilerini düşündüklerinden yakınarak bunun hiç normal olmadığını bir an önce bir şeyler yapılması gerektiğini dile getirdi. "Bende küçük bir yardımda bulundum" diyen Selahhattin Biçicioğlu da insanların ekonomik sıkıntılarından kaynaklı yardım etmekte güçlük çekebileceklerini söyledi. Biçicioğlu, "Halkımızın içinde bulunduğu ekonomik zorluklarda yardım etmelerine engel olabiliyor. Evet damlaya damlaya göl olur ama olmayınca yapılacak bir şey yok" dedi. 'KURUMLARA GÜVENİLMİYOR' Rabia Özdeş ise, "İnsanlar güçlük çekiyorlar. Hayat pahalılığı var. Kriz var. Bütçesine göre yardım edebilen ediyor ama çoğu insan fakirleştiği için istese de bunu yapamıyor. Ayrıca yardım toplayan kurumlara da güvenmiyor insanlar çünkü geçtiğimiz 17 Aralık Marmara depreminde yollanan yardımlar mağdurlardan çok başkalarının eline geçti. Dengesiz yapılan yardımlar ve programlanmamış dağıtım, yardımların insanların ellerine geçmesini engelledi" dedi.


Duyarsızlaştırıldık mı? Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Araştırma Görevlisi olan Göksel Aymaz, Türkiye'de toplanan bağışların yetersizliğini değerlendirirken iki noktanın altını çizdi: Yalnızlaştırılmış toplum, medyanın her haberi magazinleştirerek vermesi.

Türkiye 17 Ağustos depremini yaşadı. Benzer bir felaket yaşayan Güney Asya'ya daha fazla yardım yapması beklenirken neden beklenenden az bir ilgi oldu? Öncelikle 17 Ağustos depremindeki basında çıkan haberlerin üzerinde durmak istiyorum. Depremden sonra haberlerde benim dikkatimi çeken şeylerden biri de haber yapanlar ya da köşe yazarları "devlet çöktü bitti" diye haberler yaptılar. Haklı bir yerden tutarak, "Devlet bu işi beceremiyor" eleştirisinde bulundular. Ama haklı bir eleştiriden haksız olan bir sonuca vardılar ve dediler ki; "Buraların özelleşmesi ve küçülmesi gerekiyor." Neden devletin küçülmesi gerekiyor ki, aksine devletin böyle bir durumda sosyalleşmesi gerekir. Artık medya insanların nasıl düşünebileceğinin yollarını değil, doğrudan nasıl düşünmesi gerektiğini gösteriyor. Biz böyle bir acıyı yaşamamıza karşın neden yardımlar yeterli düzeyde olmadı? İstanbul'da 150'ye yakın sanatçının katıldığı bir konser yapıldı yine de insanların ilgisini çekmedi. Bu durumun sebepleri nelerdir? Genel olarak bir yalnız bırakılma kültürü içinde yaşıyoruz. Bu da hayata karşı ilgimizi genelde bencil dünyamızdan ibaret kılıyor. Hatta zaman zaman en okumuşlarımızda bile bunu görebiliyoruz. Bencilce bir soyutlama içine giriyor insanlar. Böyle bir kültürün içinde yaşayan bireyler olarak Asya felekatine de göstereceğimiz ilgi bu genel çerçeveninin dışına çıkamazdı. Popstar yarışmalarına SMS ile katılım çok daha fazla olurken aynı yolun felaketzedelerden esirgenmesi ancak bu çerçevede değerlendirilirse anlaşılabilir. Dünyaya karşı ilgimiz ancak haberler magazin şeklinde sunulduğu zaman ilgimizi çekiyor. Biz buna alıştırıldık. Bu iletişim sürecini anlayabilmek için 1980'lerden sonraki medya iletişimini irdelemek gerekiyor. Tsunami felaketinde 150 bine yakın insan ölmüştü ancak futbolcu Emre Aşık ile sevgilisi Aysun Kayacı'nın nasıl kurtulduğunu defalarca yazdılar. Yine hatırlamıyorum ama bir gazetenin arka sayfa güzeli diye tsunami felaketinden kurtulan alımlı bir kadının fotoğrafı yayınlanmış. Orada onca insan öldü ama onu öne çıkarmıyorlar. Medya en ciddi haberi bile magazinleştirerek veriyor. Toplumsal bir duyarsızlıktan söz ediyorsunuz ama aynı toplumun içinde bulunan TEKEL işçileri kendi aralarında 190 milyar gibi büyük bir rakam topluyorlar. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Evet bu farklı bir durum. İnsanlardaki ortak duygu ortak erdemler yaratır. Yaşanılan şu olayı örnek vereyim. Tarihini tam olarak hatırlamıyorum ancak sanıyorum 1991'li yıllar. İşçiler eylem için İstanbul'dan Ankara'ya yürüyorlar. İzmit civarında bir yerde de oranın köylüleri işçiler geçerken yesinler diye ekmek, dometes, peynir vs. yiyecekler koymuşlar. Ancak işçiler aç olmalarına karşın doyabileceklerinden daha az ekmek alıyorlarmış. Bu durum birinin dikkatini çekmiş ve neden doyabileceklerinden az yemek aldıklarını sormuş. Aldığı cevap ise ilginç, "Arkadan gelenlere yetsin diye." Ben de diyorum ki aynı şekilde kalabalığın çok olduğu maç çıkışına koyalım bu yiyecekleri. İnsan kalabalığının aynı olduğu bu yerde insanlar aynı duyarlılığı, fedakârlığı göstermezler. Yürüyüş yapan insanların gösterdiği bu davranışın sebebi, ortak amaçlarıdır. Bu amaç o insanları bu erdemli davranışa sevk ediyor. İnsanların yaşadığı ortak sıkıntılar kendi erdemlerini yaratır. Zaten çok az maaşı olan işçilerin kendi aralarında para toplamaları kendilerinin yaşadıkları sıkıntıları oradaki insanlırın içinde bulundukları sıkıntıları arasında bir duygudaşlık kurmalarından kaynaklanıyor. Bu ortak duygudaşlık ise ortak erdem yaratıyor. İşçilerin birbirlerini tanıyor olmasının ve aralarında güven ortamının oluşmasının bu meblağda yardım toplanmasında etkisi olabilir mi? Tabi bunun da etkisi var.17 Ağustos depreminde Kızılay'da yapılan yolsuzluklar ortaya çıktı. Tabi buradan kaynaklanan bir güvensizlik de var. 17 Ağustos depreminde basına yansıyan haberlerde zenginlerden ciddi bağışlarda bulunanlar olmuştu. Neden böyle bir felakette ortaya çıkmadı? O zaman yardım yaparlarken büyük bir gösteriş içinde ve adlarını duyurarak yapıyorlardı. Yapılan bu yardımlar da tabi ki insanların gözünde iyi bir imaj bırakıyordu. Yani yardımları yapan insanlara yaptıkları bu yardımlar bir şekilde geri dönüşü olan yardımlardı. İşadamları ya da geliri yüksek olanlar Asya'daki bu insanlara neden yardım yapsınlar ki sadece ceplerindeki para gidecektir geri dönüşü olmayacak ki. Yunanistan da böyle bir deprem olsaydı aynı durum ortaya çıkar mıydı? Şimdikinden daha farklı bir durum ortaya çıkabilir. İnsanların duyarlılığı, yakın olmasından dolayı artabilir. DEVAM EDECEK src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


www.evrensel.net
    Evrensel E-gazete