03 Ocak 2005 03:00

Sanayinin çocukları

Kuşluk vakti yollara düşen çocuklar, okula değil, Yüreğir'deki sanayi atölyelerine gidiyor. Çocuk işçilerinin, elleri,yüzleri, motor yağlarından siyaha bürünmüş. Makinelerin içinden çıkan bilyelerle oynayan çocukların bazıları bisiklet alıncaya bazıları da evde işler düzelinceye kadar çalışmayı düşünüyor.

Paylaş
Adana Yüreğir'deki küçük bir sanayi sitesinde, küçük bedenler, büyük yaşam kavgası veriyor. Sitenin simsiyah sokaklarında ve atölyelerinde koşuşturan küçük çocuklar, top peşinde veya okula yetişme telaşında değil. Onlar, giysileri ve yüzleri kapkara gözleri bir o kadar ışıltılı, evlerine ekmek götürme derdinde olan çocuk işçiler... Hemen her atölyede rastlanabilen çocuk işçiler, kışın soğuğunda, 06.00'da başlıyorlar işe. İlk işleri etrafı toplamak ve temizlik. Daha sonra "Usta ne söylerse, o". "Ustalığa giden" yolda, boylarından kat kat büyük traktörlerin pompalarını çıkarıyorlar, kendilerinden uzun malzemeleri tinerle temizliyorlar. Ardından koşar adımlarla ustalarına alet yetiştirip, spiral gibi güçlü aletleri kullanıyorlar.... Hayallerini de unutuyorlar. "Büyüyünce ne olacaksın?" diye sorunca , "Daha ne kadar büyüyeceğim" der gibi gözlerimize bakıyorlar. Yanıt arayan sorulara ustaları müdahale ediyor, "Oğlum mühendis, doktor olacağım desene..." Bu yoldaki engelleri takmadan hayatlarından memnun olduklarını söyleseler de bu şartlarda çalışarak, hayallerini unutarak ve daha çocukluktan "ezilmeye" başlayarak, aslında yaşamıyorlar. Onları hâlâ gülümseten belki de çocuk olmalarıdır. Veya parçaların içinden çıkan bilyelerle, oyun oynayabilme şansına sahip olmalarıdır. Ya da bisiklet alana kadar çalışacaklarını, bir dahaki seneye okula devam edeceklerini düşünmeleridir. Büyük bir çoğunluğu "göçün çocukları" olan işçiler, ortalama 10 nüfuslu olan ailelerine ekmek götürüyor, hem de birkaç kardeş aynı sitede çalışarak. Zaten başka yerde çalışma şansları da yok.

İşi öğrenmek Gökhan Türko henüz 12 yaşında. İlkokul üçe kadar okumuş, sonra "çalışacağım" diyerek ayrılmış. Gökhan, 5 kardeşin en büyüğü. Bu yıl okula geri dönmeyi umut ediyor, tabii evde işler iyi giderse... Haftalık 20 milyon lira aldığını söyleyen Gökhan, sabah 7'den akşam 6'ya kadar çalışıyor. Giysileri de gözleri ve saçları gibi karaya bürünmüş Gökhan'ın. Farklı bir yerde çalışma olanağı olup olmadığı sorusunu "Yani temiz bir yerde mi? Yok. Bu iş kolay geliyor. Hem yeni yeni öğreniyorum. Okul okusam da büyüyünce burada çalışacağım" diye cevaplıyor. Az ilerideki atölyede çalışan Mustafa da 12 yaşında. İlkokul dördüncü sınıfa giden Mustafa Özgen, okuldan sonra işe geliyor. Sekiz kardeş olduklarını ve babasının iki evli olduğunu anlatan Mustafa, yedi aydır oto tamiri işinde çalıştığını ve biraz yorulduğunu söylüyor. Öğretmen olmak istiyor, Urfa'dan Adana'ya göç eden Mustafa, şimdilik haftada 15 milyon lira alıyor. Bir kardeşi karşıda bir diğeri de yan atölyede ter döküyor... Bu arada usta çağırıyor, "makası kap gel", Mustafa koşa koşa gidip getiriyor makası, uzatıyor ustasına... Arka sokaktaki atölyede çalışıyor 15 yaşındaki Mehmet Demir de. "Ben okuyacağım, seneye liseye başlayacağım" diyor ilk olarak. Mehmet, hayatından memnun olduğunu söylüyor ve sürekli gülüyor. "Neye gülüyorsun?" diye soruyoruz, "Ne bileyim" diyor. Fotoğrafının çekilmemesi için bir motorun içine giriyor, "Çekeceksen buradan çek, istersen temiz elbiselerimi giyeyim" diyor. Babası öldükten sonra çalışmak zorunda kalan Mehmet, hafta sonları maç oynadığını bazen de internet kafeye gittiğini ama orada oyun oynamadığını söylüyor. Ustaları ise şöyle diyor onlar için; "Bunlar sevilme çağında çalışmak zorunda kalıyorlar. İşe alsak bir türlü, almasak bir türlü. Biz de bazen oynuyoruz, bazen seviyoruz onları. Zaten oyun çok akıllarına gelmiyor."

ÖNCEKİ HABER

Tek istekleri işlerine geri dönmek

SONRAKİ HABER

YSK, İstanbul kararının iptaline ilişkin gerekçeli kararını açıkladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa