01 Ocak 2005 22:00

Almanya'daki dernekler
   MGK'ya bağlı çalışıyordu

Almanya'da birçok derneği bünyesinde toplayan Türk Dernekleri Koordinasyon Kurulları'na yıllarca Türkiye hükümetleri tarafından maddi yardımın yapıldığının ortaya çıkmasının ardından, bu kurulların faaliyetlerinin perde arkası da aralanıyor.

Paylaş
Uzun yıllar Hessen Yabancılar Meclisleri ve Federal Yabancılar Meclisleri Başkanlığı yapan ve "Almanya'da İslamcılar" adıyla bir broşür yayınlayan Murat Çakır, son günlerde Ankara'nın maddi desteğini kestiği Türk Dernekleri Koordinasyon Kurulları'nın çalışması ve bağlantıları konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı. Çakır, Koordinasyon Kurulları'nın MGK'ya bağlı olarak çalışmalar yürüttüğünü açıkladı.

12 Eylül'ün ürünü Koordinasyon Kurulları'nın 1980'li yıllarda yapılan "Huzur Operasyonu"nun bir ürünü olduğunu belirten Çakır, "Huzur Operasyonu, 12 Eylül cuntasından sonra Almanya'daki muhalif Türk gruplarının etkisini kırabilmek için devlet tarafından yönlendirilen bir operasyondur" dedi. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'ne bağlı olarak sürdürülen bu çalışmaların amacının ise Türk aile derneklerinin, cami derneklerinin ve benzeri örgütlenmelerin tek bir çatı altında toplanmasına dönük olduğunu vurguladı, Çakır. "Koordinasyonların adresleri de ya konsolosluklara bağlı Türk evleridir ya da konsoloslukların kendi adresleridir. Başkonsolosluk muavinleri, ki bunlar milli istihbarattan sorumlu görevlilerdir, koordinasyon kurullarının çalışmalarıyla ilgilenirler" diyen Çakır, bunun haricinde Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri'nin neredeyse ayda bir Almanya'ya gelip koordinasyon kurulu toplantılarına katıldığını ifade etti. Koordinasyon Kurulu başkanlarının da yılda bir defa Türkiye'ye giderek rapor verdiklerini söyleyen Çakır, "Buradaki çalışma tabii ki Türkiye'nin Almanya'da Avrupa'da yaşayan Türkiye kökenli göçmenleri kontrol altında tutabilmek, 'Alman vatandaşı olun ama devletimizi unutmayın' çizgisinde bir kuruluştur" diye konuştu.

'Alman hükümetinin haberi vardı' Alman hükümetinin de bu faaliyetlerden haberi olduğunu belirten Çakır, Türklerin Alman vatandaşı olsalar bile Türk olarak gettolaşma içinde kalmalarının Almanya'daki neoliberal politikaların rahatça uygulanması açısından çok önemli olduğunu vurguladı. Çakır şöyle devam etti: "Bu ülkedeki parçalanma böl ve yönet politikasının uygulanmasında kullanılıyor. Örneğin iç politikadaki sertleştirmeler için İslam terörü kullanılıyor. Bu nedenle gerek Alman devleti gerekse Türk devleti Almanya'daki Türkiyelilerin kimliklerini koruyarak dışlanmış bir grup olarak kalmasından yanadır, bu politik açıdan onların yararınadır." Çakır, Koordinasyon Kurulları'na yapılan maddi yardımların kesilmesinin nedenini ise Avrupa Birliği müzakerelerinin başlamasıyla birlikte Türkiye'nin Avrupa'da kamuoyu yaratabilmek için daha güçlü örgütlere ihtiyacı duymasına bağladı. "Artık bu türden örgütlenmeler çok gerekli değil. Yani kamuoyu çalışması yapmak için daha güçlü, profesyonel TÜSİAD gibi kamuoyunda politikacılar ve kurumlar arasında lobi çalışmaları yapacak örgütlenmelere ihtiyaç var" diyen Çakır, Türkiye kökenli göçmenlerin Türkiye'ye bağımlı bir şekilde örgütlenmesi için zaten medya üzerinden bağlantıların sürdüğüne dikkati çekti.


DİTİB İLE İÇ İÇE ÇALIŞIYORLAR Murat Çakır, derneklerin DİTİB ile ilişkileri konusunda da şu bilgileri verdi: Bir yanıyla öyle denebilir. Ama bir noktanın altını çizmek gerekiyor: Kurulların içinde çok sayıda gönüllü örgütlenmeler de var. Veli dernekleri ve benzeri örgütlenmeler, spor kulüpleri de var. Bütün bu dernekler koordinasyon kurullarının içinde. DİTİB, dini örgütlenmeleri, yani camileri örgütleyen bir kuruluş olduğu için Diyanet İşleri Türk İslam Birliği olarak adı geçiyor. Bu arada işin ilginç tarafı Almanya'da çok sert bir dernekler yasası vardır. Bu yasa özellikle Almanya'daki diğer ülke temsilcilerinin dernek vb. çalışmaları konusunda çok hassastır. DİTİB, doğrudan Diyanet İşleri'ne, yani Türkiye devletine bağlı olmasına rağmen Alman tarafının bir müdahalede bulunmadığını görüyoruz.


YENİ ÇATI ARAYIŞI Theo van Gogh adlı yönetmenin Hollanda'da Faslı bir İslamist tarafından öldürülmesinin ardından Avrupa genelinde başlayan histeri sırasında, Almanya'da en büyük Müslüman kuruluşu olan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) tarafından 20 Kasım'da gerçekleştirilen ve 20 bin kişinin katıldığı gösteri, Almanya'da Türkiye'nin çıkarlarını savunan daha güçlü bir oluşum ihtiyacı tartışmalarını hızlandırdı. Bu yürüyüş ile Almanya'daki bütün Müslümanları kapsayacak bir "çatı kuruluşu" arayışına DİTİB dolaylı da olsa yanıt vermiş oluyordu. Gösteri öncesinde ve sonrasında basında yapılan tartışmalarda, DİTİB'in "resmi muhatap" kabul edilmesi, diğer Müslüman örgütlerin de bunu kabul etmesi işlendi. Bu gelişmeler Ankara ve Almanya'daki konsolosluklardan "bağımsız" havası verilecek ve Alman Dernekler Yasası'na göre yeniden yapılandırılmış bir DİTİB'in kabul edilebilir muhatap haline gelmesi için operasyonun süreceğini gösteriyor.

ÖNCEKİ HABER

Almanya'da Türkiye'nin izleri

SONRAKİ HABER

Cezayir'de ‘Buteflika temsilcileri’ne karşı kitlesel eylem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa