26 Aralık 2004 03:00

Akıbetleri ne oldu?

Tunceli'nin Mirik mezrasına 10 yıl önce düzenlenen operasyondan sonra Hıdır Işık, Hatun Işık, Elif Işık, Yeter Işık, Düzali Serin, Gülizar Serin ve üç yaşındaki Dilek Serin'den bir daha haber alınamadı. Onları bulmaya giden Ali Işık'ın ise cesedi bulundu.

Paylaş
Tunceli merkeze bağlı Mirik mezrasına 1994 yılında düzenlenen askeri operasyonun ardından kaybolan Işık ve Serin ailelerine mensup 7 kişiden 10 yıldır haber alınamıyor. Baskılar nedeniyle göçe hazırlanan köylülerin bölgede operasyon yürüten Bolu Dağ Kamondo Tugayı tarafından gözaltına alındığı ve bir daha kendilerinden haber alınamadığı belirtiliyor. Olayla ilgili yürütülen hukuki mücadeleden de bir sonuç alınamadı. Bolu Komando Tugayı ve Tümgeneral Yavuz Öztürk, Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde ortaya çıkan toplu mezar ve HADEP yöneticileri Ebubekir Deniz ile Serdar Tanış'ın kaybolmasından sorumlu tutuluyor. İddialara göre 23 Eylül 1994 tarihinde Mirik mezrasına operasyon düzenleyen Bolu Komando Tugayı, Hıdır Işık, Hatun Işık, Elif Işık, Yeter Işık, Düzali Serin, Gülizar Serin ve üç yaşındaki Dilek Serin'i gözaltına aldı. Işık ve Serin ailelerinin gözaltına alınmadan önce baskılardan dolayı göçe hazırlandığı ifade ediliyor. Ailesinden haber alamayan ve askerden yeni dönen Ali Işık'ın ise, mezraya gittikten bir hafta sonra kayalar arasında cesedi bulundu. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen Işık ve Serin ailelerine mensup 7 kişinin izine bir daha rastlanmadı.

Keşif yapılmadı Olayın aydınlanması için avukatların yürüttüğü mücadeleden de bir sonuç alınamadı. 10 yıldır bölgede keşif yapılmasını talep eden avukatların isteği, "güvenlik" gerekçesiyle geri çevriliyor. Ailelerin Avukatı Hüseyin Aygün, Bolu Komando Tugayı için soruşturma açılmasını talep ettiklerini ancak savcılığın bu konuda ciddi bir adım atmadığını söyledi. Aygün şöyle dedi; "Soruşturma hâlâ devam ediyor. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, Bolu Dağ Komando Tugayı'na o dönem; 'Siz Gökçek köyü Mirik mezrasında operasyon yaptınız mı yapmadınız mı? Yaptıysanız bu insanların ölümü hakkında ne biliyorsunuz. Sizin öldürdüğünüz iddia ediliyor' şeklinde bir müzekkere yazısı yazdı. Bolu Dağ Komando Tugay Komutanlığı da bir cümlelik yazı yazdı, 'Biz orda operasyon yapmadık' cevabını verdi." Aygün, kimsenin ifadesine başvurulmadığını belirterek, "10 yıldır bölgede keşif yapamıyoruz. En son 15 gün önce yine keşif talebimiz reddedildi. Keper mezrası gibi bir sonucun ortaya çıkacağına eminiz. TBBM İnsan Hakları Komisyonu'nun Keper'de yaptığı çalışma örnek bir çalışmaydı. Bizler, en azından bu komisyonun buraya gelip inceleme yapmasını istiyoruz" dedi.


ONLARI 10 GÜN ÖNCE GÖRMÜŞTÜM 1994 yılında Gökçek Köyü Muhtarı olan Cebrail Nakış, kaybedilen aileleri operasyondan 10 gün önce gördüğünü söyledi. Nakış şunları anlattı; " 23-24 Eylül 1994 devlet bir operasyon düzenlemiş. Bu operasyon gününde ben merkezdeydim daha sonra köye gittiğimde her tarafı yakıp yıkmışlardı. O adamlarda kayıptır kimseyi bulamadık. Bir çocuğu vardı askerden gelmişti köye gitmek istedi. Biz gitme dedik o yok dedi. 'Babam onlara ne olmuş ben gidecem' dedi. Gitti, o da kayboldu cesedi bir hafta sonra kayanın içinde bulundu.


EVLER BOMBALANMIŞTI... 10 yıl önce kaybolan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan Işık Ailesi'nden geriye, o dönem okula gittikleri için köyde bulunmayan Süleyman ve Aynur Işık kaldı. 1994 yılında 16 yaşında olan Süleyman Işık, babasının, iki ablasının ve bir kız kardeşinin köyde kaldığını anlatıyor. Olayın meydana geldiği tarihte lise ikinci sınıfa gittiğini ifade eden Işık şöyle devam etti; "Ailem buraya gelmek için hazırlık yapıyordu. Abim vardı askerden gelmişti burada manavda çalışıyordu. Geç saate kadar onu bekledim gelmedi. Sonra olayı öğrendim… Abim olayı duyar duymaz köye gidiyor. Hayvanları Gökçek köyü karakoluna getirip teslim ediyorlar. Abim köye gitmek istiyor ama bırakmıyorlar. Abim daha sonra tekrar köye gitti… Cesedini bir hafta sonra çobanlar buluyor kayanın dibinde. Vurulduğu yer karakoldan gözüküyor. Olaydan sonra aileme ait hiçbir şey bulamadım. Olaydan bir hafta sonra ancak köye gidebilmiştik. Evler bombalanmıştı, kışlık yiyecekler dağıtılmıştı, hayvanları vurmuşlardı." Ailesini kaybetmenin maddi ve manevi zorluklarını yaşadığını kaydeden Işık, sorumluların cezalandırılmasını istiyor.

ÖNCEKİ HABER

3 Ocak'ta Hartz IV eylemleri

SONRAKİ HABER

Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa