19 Aralık 2004 03:00

Bir sergi, bir tiyatro ve emekçiler

Eğitim Sen 2 Nolu Şube resim sergisiyle, tiyatro oyunuyla o gece bir şölen sunmaya hazırlanıyor. Tam o sırada bir arkadaşımız elinde Şükran Kurdakul'un bir posteri ile çıka geliyor.

Paylaş
Eğitim Sen 2 Nolu Şube üyelerinden Nurhayat Polat'ın resim sergisi için hazırlık yapılıyor. Yer: Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi. Salona girdiğinizde "Ay Yüzlü Kadınlar" karşılıyor sizi... Nurhayat Polat, tablolarındaki kadınlara "Ay Yüzlü Kadınlar" diyor. Her bir çehre bir ay parçası gibi. Saf, temiz, bir o kadar da yaşamın ağırlığının izlerini taşıyan yüzler... Her tablodan gözlerinizin ta içine bakan kadınlar ve çocuklar, size susturulmuş Anadolu'dan bir şeyler fısıldıyorlar. Açılışa henüz bir saat var. Davetlileri ağırlama telaşımız gittikçe artıyor. "Çelengi şöyle koyalım. Küçük resim şu sütunda olsun. Yok yok tam cepheye yerleştirelim. İçecekleri nereye koymak lazım?". Derken "Dersimiz Savaş" adlı oyunu sergilemenin hazırlığı içinde Tiyatro Eğitim ve Araştırma Birimi'nden arkadaşlar. Eğitim Sen 2 Nolu Şube resim sergisiyle, tiyatro oyunuyla o gece bir şölen sunmaya hazırlanıyor. Tam o sırada Zehra arkadaşımız elinde Şükran Kurdakul'un bir posteri ile çıkageliyor. Ve ağzından şu dizeler dökülüyor: "Kalan biziz... Yontularda ürperen yankı / Ölmezliği sözcüklerimde çoğaldı". Şairi kaybettiğimizi bildiriyor. Mutlu bir paylaşımın telaşı buruk bir yutkunmaya dönüşüyor gırtlağımızda. Saat 19:30... Bu hazin haber, yıllardır aynı mücadelenin içinde yer alan emekçilerin yüreğini daha da birbirine kenetliyor. Onun huzurunda saygı ile eğiliyoruz. Emperyalizmin rüzgarlarının estiği bu "hoyrat zaman"da emeğin "vazgeçilmez çatısı" olduğumuzu hatırlayarak, gönüller dolusu selam yolluyoruz emek mücadelesinin kayan yıldızına... "Kayan yıldız" mı dedim? Bilirsiniz yıldızlar yer değiştirse de yansımaya devam ederler. O yüzden, Şükran Kurdakulların bizim daima parlayan ışıklarımız olduğunu hatırlıyor ve biraz olsun teselli buluyoruz. Hepimiz aynı duygularla "Ay Yüzlü Kadınların" gözlerindeki derin yansımalara dalıyoruz. Ve içimden şu dizeleri geçiyor şairin: "Kaç iklimin toprağı bağrına bastı beni / Ustalığıma kefil olur tarihler / Kaç dönem içimde savaş verdi / Utkularım çağımın türküsünü söyler / O türküler tezgâhında dönüyor şimdi." O gece hepimiz "türküler" söylemeye devam edeceğimize bir kere daha and içiyoruz.

ÖNCEKİ HABER

Herkes hakkını bilsin!

SONRAKİ HABER

The SEC ruling has tarnished every election that has been and will be held!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa