18 Aralık 2004 03:00

Zirve üzerine çöktü!

Dün Brüksel'de tamamlanan AB Zirvesi'nde Başbakan Erdoğan ve beraberindeki heyet büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Zirve öncesinde "kırmızı çizgilerden" vazgeçmeyeceğini ilan eden Erdoğan ve ekibi, istediklerinin hiçbirisini alamadı.

Paylaş
"Zafer günü" olarak ilan edilen 17 Aralık zirvesi adeta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın üzerine çöktü. Zirveden bir gün önce müzakere tarihinin alınacağının kesinleşmesi ile "Hava bizden yana, olumlu bir kararın çıkacağını bekliyorum" açıklamasını yapan Erdoğan, AB'nin daha da ağırlaştırılmış bir metni üzerine koyması üzerine zirveyi terk etmeyi dahi düşündü. Son ana kadar süren pazarlıklar sonucunda Türkiye şartları kabul etti ve anlaşma sağlandı. Önceki gün Belçika'nın başkenti Brüksel'de AB Konseyi binasında yapılan ve dün sona eren AB zirvesi, Erdoğan'ın ve hükümetin estirdiği olumlu havanın tam tersi bir seyir izledi. Zirve öncesinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdulla Gül tarafından yapılan açıklamalarda tam üyelik müzakerelerinin en geç 2005'in ilkbaharında başlanması talep edilirken, AB liderleri müzakerelerin en erken 3 Ekim'de başlayabiyeceğini kararlaştırdı.

İstediğini alamadı Erdoğan'ın müzakerenin sonucunda tam üyelik olması konusundaki ısrarı da AB tarafından karşılanmadı. AB, müzakerelerin ucunun açık olduğu, başarısızlıkla sonuçlanması durumunda da yeni bir formül bulunacağını belirtti. Ayrıca serbest dolaşım konusundaki kısıtlamalar da kalıcı hale getirildi. Bu gelişmeler Erdoğan'ın Türkiye'de yaptığı açıklamaların tam tersi oldu. Ama Erdoğan'ı en fazla sıkıştıran konu Kıbrıs meselesi oldu. AB'nin talebi Ankara Anlaşması'nın en geç 3 Ekim öncesinde imzalanması. Ayrıca 24 saat içerisinde de bu konuda yazılı bir taahhüt istedi. Tarih, ucu açık, serbest dolaşıma sınırlama gibi konularda fazla itirazda bulunmayan Erdoğan, Güney Kıbrıs konusunda AB'nin önerisine çözüm arayışlarına başladı. Bir ara, Erdoğan'ın TBMM'de yapılacak bir oylama ile Kıbrıs'ın tanınmasını gündeme getirebileceklerini, bunun için de zaman kazanmak istediği konuşuldu. Türkiye tarafında ise, zirve oncesinde "kırmızı çizgiler" ilan etmenin yanlış olduğu, bunun faturasının çok ağırlaşacağı belirtilerek, yanlış bir strateji izlendiğini kaydettiler. Konuştuğumuz bazı diplomatlar, Kıbrıs'ın resmi olarak AB üyesi bir ülke olduğunu, bunun için de tanımamada ısrarcı olunmasının gerçekçi olmayacağını, bunun Türkiye-AB ilişkilerinde büyük sorunlara yol açtığını dile getirdiler. Sonuçta Türkiye tarafı yazılı bir taahhüt vermeyeceğini bildirdi. Bu gelişme üzerine dün öğlen saatlerinde bir Kıbrıs zirvesi yapıldı. AB, Türkiye'den Kıbrıs'la ilgili protokole bugün (dün) paraf atma talebini geri çekti. Sözlü bir taahhütün ise yeterli olacağını bildirdi. Türkiye de bu öneriye sıcak yaklaştı ve sözlü bir taahhüt vermeyi kabul etti.

Erdoğan: İstediğimizi aldık Zirve sonrasında bir açıklama yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin istediğini aldığını iddia etti. Erdoğan, masanın üzerinde hiç bir şart kalmadığını ve Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirdiğini belirterek, "Müzakere öncesinde teknik şartlar var. Kıbrıs'ta bu şartlardan birisidir" dedi.




ANKARA ANLAŞMASI NEDİR? Ankara Anlaşması'na göre Türkiye, AB'yi bir bütün olarak kabul ediyor. Müzakerelerde seçicilik hakkı olmayıp, bütün üyelerle eşit şekilde müzakere etmesi ilkesi öngörülüyor. Örneğin, anlaşmanın dokuzuncu maddesi taraflar arasında uyrukluk dolayısıyla uygulanabilecek her türlü ayrımı yasaklıyor. 21'inci maddesi ise, üçüncü memleketlerin ileride AT'ye katılmaları veya ortak olmaları halinde karşılıklı çıkarlarının korunmasını sağlamaya elverişli bir danışma usulünü hazırlama konusunda yükümlü kılınıyor. İşte bu iki maddeden yola çıkılarak, anlaşmanın kapsamının genişletilmesi, Güney Kıbrıs'ın dolaylı da olsa tanınması gerektiği sonucunu doğuruyor.




KIBRIS KONUSUNDA TAAHHÜT Brüksel'deki beşli zirvede Kıbrıs paragrafında anlaşma sağlandı. Buna göre, Türkiye'nin sözlü güvencesi yetecek. Nihai bildiride Türkiye'nin iyi niyet beyanı AB tarafından not edilecek ve Türkiye'nin ayrıca bir deklarasyon yayımlamasına gerek kalmayacak. Ancak AB, Türkiye'nin müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim 2005 tarihine kadar Ankara Anlaşması'nın ek protokolünü imzalaması talebini sürdürüyor. Kıbrıs konusu dışında da taslakta yeni değişiklikler yapıldı. Müzakereler sadece 'Kopenhag Kriterleri' çerçevesinde netleştirilecek. 'Kalıcı kısıtlama' ifadesi, 'gerektiğinde kısıtlama getirilebilecek' şeklinde değiştirilecek. Müzakereler kesildiği taktirde, Türkiye'nin birliğe 'sıkı bağlarla bağlanması' kararı Türkiye'ye bırakıldı.




BASIN ZİRVEYİ DEĞİL ERDOĞAN'I İZLEDİ Aylardır AB Zirvesi'nin bir "zafer" olacağı yönünde yayın yapan Türk medyası, Brüksel'de zirveyi izlemek yerine Başbakan Erdoğan'ın kaldığı otelden ayrılmadı. Öyle ki, Erdoğan etrafından ayrılmayan basın mensupları için Conrad Otel'inde ayrı bir basın bölümü ayırtmak zorunda kaldı. Bunun dışındaki bütün basın mensupları zirvenin yapıldığı binadan haber geçtiler. Bu nedenle Türk medyası zirve toplantılarını izlemediğinden dolayı yabancı haber ajanslarının geçtiği bilgileri aynen kullandılar.

ÖNCEKİ HABER

Can dostlarım

SONRAKİ HABER

Halime Encu: Veli kalmıştı elimde, onu da aldılar

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa