Polis protesto edildi

Öğrenciler ve Eğitim Sen üyeleri, son dönemde artan ülkücü saldırıları ve müdahalelerde yanlı davrandığı gerekçesiyle polisi protesto ettiler.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi'nde hafta başında ülkücülerin saldırısı sonrasında üniversiteye onlarca gaz bombası atılması, okulun camlarının kırılması, derslerin iptal edilmesi, öğrencilerin tutuklanması ve rektörlüğün olaylar karşısında seyirci kalması Beyazıt'ta düzenlenen eylemle protesto edildi. Eylemde, 8 Aralık Çarşamba günü Kadıköy İskele Meydanı'nda Eğitim-Sen üyelerinin, 13 Aralık Pazartesi günü de İÜ Fen Fakültesi'nde öğrencilerin polisin keyfi saldırısına uğradığı belirtilerek, tutuklanan öğrencilerin serbest bırakılması talep edildi. Basında çıkan gerçekdışı haberleri de eleştiren öğrenciler, protesto amacıyla ellerindeki kitap ve kalemlerini havaya kaldırdılar. Öğrenci Temsilcileri Konseyi, öğrenci grupları ve kitle örgütleri, Eğitim Sen İstanbul Şubeleri'nin çağrısı üzerine dün saat 14.00'te Beyazıt'ta bulunan İstanbul Üniversitisi merkez kampusu önünde biraraya geldi. Tutuklular serbest bırakılsın" pankartı açarak sloganlarla Merkez Kampüs'ten ve Edebiyat Fakültesi'nden çıkan öğrenciler, meydanda kendilerini bekleyen Eğitim Sen İstanbul Şubeleri üyesi eğitim emekçileri ile buluştular. Polis ve YÖK aleyhine slogan atan kalabalığa hitaben Eğitim Sen İstanbul Şubeleri adına bir açıklama yapan Nejdet Uygun, İstanbul polisinin tutumunu eleştirdi. İnsan Hakları Haftası'nın kutlandığı bir dönemde eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin polisin keyfi saldırısına maruz kaldıklarını söyleyen Uygun, İÜ'de yaşanan saldırıda polisin yanlı davranarak, saldırganları değil, öğrencileri gözaltına aldığını anlattı. Uygun, İÜ'de yaşanan olaylara ilişkin şu soruları yöneltti: - Öğrenci oldukları kuşkulu olan saldırganlar savaş gider gibi taşıdıkları onca saldırı aracını üniversiteden içeriye kimlerin korumasında sokmuşlardır? - Polis şiddeti münferit bir vaka mı, sistemli bir uygulama mıdır? - Yanlı ve keyfi tutum takınan polis bu yetkiyi kimden almaktadır? - Bizlerin bedeni üzerinde uygulanan şiddet ile demokrasiye ve değişime karşı direnç mi sergilenmektedir? Yalan haber... Eyleme katılan öğrenciler ise üzerlerinden satır ve benzeri saldırı araçları çıktığı yönündeki haberleri protesto etmek amacıyla ellerindeki kalem ve kitap havaya kaldırarak, "Bizim üzerimizden sadece kalem ve kitap çıktı" dediler. Daha sonra, "Katil polis üniversiteden defol", "Katil polis işbirlikçi rektör", "Beyazıt faşizme mezar olacak" sloganlarını haykıran öğrenciler adına bir açıklama yapan Rüya Kurtuluş, yaşadıkları olayların polis-idare işbirliği içinde muhalif öğrencilere gözdağı vermeyi amaçladığını söyledi. Rektör Tankut Centel'in polisi okula davet ederek yönetim anlayışını gösterdiğine dikkat çeken Kurtuluş, "Öğrenci düşmanı yönetimlerin, polisin ve faşistlerin olmadığı demokratik bir üniversiteyi kendi ellerimizle kuracağız" dedi. Açıklamaların ardından eylem sona erdirildi. Hafta başında ülkücülerin satırlı saldırısı sonrasında başlayan olaylarda yaklaşık 200 kişi gözaltına alınmış, 7'si öğrenci 1 ülkücü 8 kişi de tutuklanarak, cezaevine konulmuştu.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


küskün ve dikbaşlı komşu ermenistan -3-
   "Derin Ermenistan"ın kalbi: Daşnak PartisiHazırlayan : Aydın Çubukçu Erivan'daki ikinci görüşmemizi, tarihi Daşnak Partisi merkezinde parti yöneticileriyle yaptık. Daşnakzutyun olarak da bilinen parti, 1890'da Tiflis'te Ermeni milliyetçiler tarafından kurulmuş. Cenevre ve Paris'te yayınlanan gazetelerini posta aracılığıyla Osmanlı topraklarına ulaştırırmış. 1890-95 yılları arasında gerçekleşen Ermeni isyanlarının hemen hepsinde etkili rol oynamış. I. Dünya Savaşı'nda Rus ordularıyla işbirliği yapmak üzere Ermeni gönüllüler toplayıp silahlandırmış. Müslüman köylerine yapılan saldırılarda ve sivillerin öldürülmesinde başı çekmiş. 1915 faciasından, İttihat ve Terakki Partisi kadar bu parti de sorumludur. SSCB'ye ve Sovyet Ermenistanı'na karşı her zaman en sert muhalefeti sürdürmesi ve II. Dünya Savaşı sırasında Hitler yönetimiyle işbirliği yapması Daşnak'ın tarihinin kara lekelerinden. SSCB dağılana kadar faaliyetini esas olarak Avrupa ülkelerinde, Lübnan'da ve Amerika'da sürdürmüş. Erivanı süsleyen büyüktaş binaların belki de en eskilerinden biri, partinin genel merkezi. Militan bir partiye girmek üzere olduğumuz kapıları tutan gençlerden belli oluyor. En ufak bir sempati belirtisi göstermiyorlar. Partiyi yöneten dokuz kişilik "Yüksek Konsey"in üç üyesiyle büyükçe bir odada buluşuyoruz. Parlamento Grup Başkanı ve Tarihçi L. Mıgirdiçyan, Ermeni Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı A. Rusdamyan ve Yüksek Konsey Başkanı M. Manukyan. Alışılmış tanışma konuşmalarının ardından Rusdamyan söz alıyor. 114 yıllık bir partiyiz, diyor. Üçünün şu anda, Parti'nin Dünya Örgütünü temsil ettiklerini ekliyor. "Bölgede yaşayan halklar arasında sanat ve kültür aracılığıyla bir diyalogun başlatılması önemli ve övgüye değer bir girişimdir. Ama, eğer hep üzerinde anlaşabileceğimiz konulardan söz edersek, bu görüşme samimi ve verimli olmaz." diyor. "Türk kamuoyu bizi radikal bir parti olarak tanır. Radikalliğimiz, çözüm isteğimizin işaretidir. Partimizin tarihi, halkımızın tarihi ile özdeştir. Biz hem geçmişi, hem de güncel ilişkileri üzerimizde taşıyoruz. Ama geçmişe gömülmüş bir parti değiliz. Endişelerimiz ve üzüntülerimiz de geçmişe değil günümüze aittir. Türkiye bugün de bizi tehdit ediyor ve sıkıştırıyor. Biz çözümden yanayız ve tarihi haksızlıkların düzeltilmesini istiyoruz. Avrupa Birliği, Türkiye ile ortak idealimizdir ve çözüm için bir platform olabilir." Çözümü istenen sorunlar nelerdir? Bunun yanıtını tarihçi ve araştırmacı olduğunu söyleyen Mıgırdiçyan veriyor. "Ankara, Türk-Ermeni ilişkilerini Azerbaycan'a bağlamıştır. Azerbaycan'la bizim aramızdaki sorun, tamamen farklıdır ve biz bu sorunu çözmek için Azerbaycan ile görüşmeleri sürdürüyoruz. Türk-Ermeni ilişkilerinin sorunlu olmasının temelinde ise tamamen farklı nedenler yatıyor. Soykırım sorunu, geçmişe ait bir sorun değildir. Bugünün de sorunudur. Soykırımın kabul edilmesi, bizim bugün güvencede olmamızı sağlayacaktır. Turgut Özal, Erivan'ı bombalayacağını söylemişti. Türkiye Ermenistan Cumhuriyetini istemiyor. Ama geçmişteki suçlar kabul edilirse, Ermenistan'ın varlığını da barışçı bir tarzda kabul edecektir. Aramızdaki sorun dinsel değildir. Anadolu'dan kovulan Ermenilere Araplar kucak açmıştır ve bugün de Araplarla Ermeniler çok sıcak ilişkiler içindedir." Soykırımın kabul edilmesi dışında hangi sorunlar var? "Kars Anlaşması, SSCB ile Türkiye arasında imzalandı ve Ermenistan'ı böldü. Şimdi SSCB yok. Dolayısıyla sınırlar, Ermenistan Cumhuriyeti ile konuşularak yeniden çizilmelidir. Türkiye Dağlık Karabağ'ı kendi sorunu olarak görmekten vazgeçmelidir." Daşnakzutyun, varlık koşulunu Türkiye düşmanlığında bulan bir parti. Günümüzde başka hiçbir Ermeni kuruluşu Türkiye'den toprak istemiyor. Bu en uçtaki "düşmanlık partisi"nin faşist karakteri "ılımlı-liberal, demokrat" Ermeniler tarafından da biliniyor. Ermenilerin büyük çoğunluğu da Türkiye ile iyi ilişkiler istiyor. Buna karşın, özellikle ABD ve Avrupa'daki Daşnakçılar ve Türkiyeli gericiler tarafından yürütülen "lobiler savaşı", aynı zamanda bir "geçim kapısı" haline geldiği için sürüp gidiyor. Daşnak partisinin maddi kaynaklarının büyük bir kısmı bu faaliyet içinde bulunuyormuş. Lobicilik bir meslek halini almış ve büyük paralar dönüyor. Aynı durum Türkiye için de geçerli. Türkiye, "Ermeni Lobisi"ne karşı 80'li yıllardan başlayarak bir "Türk Lobisi" oluşturmaya girişti. Her yıl milyonlarca dolar lobicilik adına harcanıyor. Lobi faaliyetleri, her ülkeden parlamenter satın alma gibi bir yön de taşıyor. Tabii ki, satın alan da satılan da bu işten büyük miktarlarda para kazanıyor. Ermenistan ve Türkiye dışında sürdürülen bu savaşın Ermeni halkına da bize de zerrece yararı yok. Sınır kapılarının açılması, ticaretin yasallaşması, dedelerinin yaşadığı kentlerin, mezarlıkların, öyküleri hâlâ anlatılan komşuların serbestçe ziyaret edilebilmesi, Ermeni halkının büyük çoğunuluğunun beklentisi ve özlemi. Gericiliğin düşmanlığı körükleyen bir etken olarak tarihi kullanmasına karşı olumlu anıları yaşatan ve yeniden kardeşleşmeyi hedefleyen girişimler bu yüzden ilgi görüyor, destek buluyor. Şu anda zaten büyük ölçüde bir bavul ticareti yapılıyor. Erivan uçağı, çuvallar dolusu eşya taşıyor. Kadınlı erkekli yüzlerce Ermeni, İstanbul-Erivan arasında mekik dokuyor. Ama asıl ticaret Gürcistan ve İran üzerinden yapılıyor. Özellikle İranlı Azeriler, Türkiye ile ticarette aracılık yapıyorlar. Erivan'da hemen hemen hiç Müslüman olmamasına karşın oldukça büyük bir cami var. "İranlı dostlarımız için yaptık" diyorlar. Cemaati eksik olmadığına göre, alış/veriş fena gitmiyor demektir. Kuşkusuz Ermenistan'a uygulanan ambargonun ciddi bir nedeni yok. Karabağ sorunu, Ermenistan ve Azerbaycan arasındadır ve onlar tarafından çözülecektir. Sınırın kapalı tutulması, Ermenistan'a olduğu kadar sınırdaki Kars ve Iğdır'a da zarar veriyor. Ambargonun Daşnak gibi düşünenleri güçlendiren bir etkisi olduğu da söylenebilir.

Yarın: Yazarlar Birliği ve ARMAT (Demokrasiyi ve Sivil Toplumu Geliştirme Merkezi)

www.evrensel.net