17 Aralık 2004 03:00

Yeni bin yılın yeni adayı

Japonya 1931 yılında Mançurya'yı işgal eder. İşgalin ardından iktidara kukla bir başkan atayan Japonya bu aday sayesinde ülkeyi idare eder. Bu gelişmeler siyasi literatüre "Mançuryalı Aday" olarak girer...

Paylaş


Mançuryalı Aday

Orijinal Adı: Manchurian Candidate Yönetmen: Jonathan Demme Oyuncular: Denzel Washington, Meryl Streep, Liev Schreiber, Jon Voight, Senaryo: Daniel Pyne, Dean Georgaris Yapım: 2004, ABD Tür: Dram

Japonya 1931 yılında Mançurya'yı işgal eder. İşgalin ardından iktidara kukla bir başkan atayan Japonya bu aday sayesinde ülkeyi idare eder. Bu gelişmeler siyasi literatüre "Mançuryalı Aday" olarak girer. Dünyadaki benzer durumları tanımlamak için kullanılan bu deyim, bugünün dünyasını anlamada da fazlasıyla yol gösterici değil mi? Bunu anlamak için fazla uzağa gitmeye gerek de yok aslında. Hemen yanıbaşımızda Gürcistan, Ukrayna ve Irak da olanlara baktığımızda Japonların yöntemlerinin bugünün dünyası için bir 'gerçeklik' haline gelmeye başladığı görülebilir. Bu deyim üzerine uzun bir siyasi analiz yapılabilir. Ama biz Jonathan Demme'nin yönettiği "Mançuryalı Aday" isimli filme değinelim. İlk olarak 1962 yılında John Frankenheimer tarafından Richard Condon'un aynı adlı romanından uyarlanan filmde, Kore savaşı sırasında hipnotize edilen ve komünistler tarafından yönlendirilen Shaw, Amerikan başkanı olmak için çabalıyordu. Oysa adada geçen 42 yılda pek çok şey değişti. 'Komünizm' çöktü, bir süre yeni bir düşman arayan Amerika şimdilerde aradığını bulmuşa benziyor.

Farklı bir yorum "Kuzuların Sessizliği" filmiyle tanıdığımız Jonathan Demme de bu durumun farkında olacak ki, yeni "Mançuryalı Aday"a farklı bir yorum getirmiş. Kahramanlarımız bu kez 1. Körfez Savaşı sırasında kötü uygulamaya maruz kalıyorlar. ABD Ordusu'nda görev yapan Binbaşı Bennett Marco 1. Körfez Savaşı'nda Kuveyt'te yüzbaşı olarak görev yaptıktan ve ülkesine döndükten sonra Amerikan Silahlı Kuvvetleri'nin halkla ilişkiler departmanına atanmıştır. Seminerler düzenleyerek savaş sırasında yaşanmış olayları-kahramanlıkları süsleyerek, abartarak anlatır. Seminerler sırasında üzerinde önemle durduğu konu, komuta ettiği bölüğünün Kuveyt çöllerinde düşürüldüğü pusuda yaşananlardır. Şeref madalyasıyla ödüllendirilen Çavuş Raymond Shaw'ın sergilediği büyük kahramanlık sayesinde bölüğün nasıl kurtulduğunu anlatarak Shaw'ın şöhretini artıran konuşmalar yapar. Ancak gece olup da yatağına yattığında, o kuşatma sırasında gerçekte yaşananlar ürkütücü kabuslar halinde beynine üşüşmektedir. Bölüğündeki kimi askerlerin esrarengiz bir şekilde ortadan kaldırıldığını öğrenen Marco, olayın diğer tanığı Shaw'a ulaştığında korkunç gerçekle yüzleşir. Bu arada Shaw, hızla Amerikan başkanlığına doğru ilerleyen bir politikacıdır.

Yeni tehtid İlk filmde Mançurya, hikâyenin başladığı yerden; Demme'nin yorumunda bir şirket adı olarak kullanılıyor. Demme'de böylece, bugünün Amerika'sında başkan koltuğuna kimin oturacağı konusunda şirketlerin oynadığı 'ölümcül' role dikkat çekiyor. Savaş ekonomisinin, savaş politikasının ve savaş psikolojisinin insanlar üzerinde açtığı yaralara da göndermelerde bulunan filmin en büyük handikapı, Hollywood'un her şeyi seyircinin kafasına vura vura anlatan üslubunu benimsemiş olması. Demme de, izleyenlerin üzerinde kafa yoracakları sorular sormak yerine bütün cevapları bir anda vermeyi tercih ediyor. Ama filmin Amerikan seçimleri öncesinde ve Bush yönetimi sırasında çekildiği göz önüne alındığında yorumuyla belirli bir cesaret örneği sergilediğini belirtmek gerek. Geçtiğimiz günlerde ülkemizi ziyaret eden Oliver Stone'nin de Bush'u kastederek "o günümüzün Mançuryalı adayıdır" dediği göz önüne alındığında film de bir yerlere oturuyor.

Oyunculuklar Filmde, Marco rolünde Denzel Washington, birçok kez benzer rollerde yer aldığı için fazla zorlanmıyor ama kendi ortalamasının üzerine çıktığı söylenemez. Ama Meryl Streep'in 'şirketin çıkarlarını' her şeyin hatta oğlunun bile üzerinde tutan Shaw'ın annesini Eleanor Prentiss rolünde etkili bir performans ortaya koyduğunu belirtelim. "Mançuryalı Aday", eski bir hikâyeye farklı ve güncel bir bakış getirmesiye ilgiyi hak ediyor. Ancak, birçok Hollywood prodüksiyonunda olduğu gibi sistemle uzlaşan; meseleyi 'iyilerle kötüler' arasındaki gerilime indirgeyen yaklaşımdan kurtulamıyor.

[email protected]

ÖNCEKİ HABER

Şiirin yüreği susmaz

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa