17 Aralık 2004 03:00

İşkence devletin politikası

Neredeyse her gün ortaya çıkan yeni işkence belgeleri, ABD'nin işkenceyi devlet politikası olarak uyguladığını gösteriyor.

Paylaş
ABD'nin işkence ve insanlık dışı uygulamaları gizleme çabası işe yaramıyor. Geçtiğimiz ay ortaya çıkan işkence fotoğraflarının ardından, Amerikan Kişisel Özgürlükler Birliği'nin (ACLU) elinde bulunan deniz piyadelerine ait belgeler de, Iraklıların özgürlük ve demokrasinin bedelini nasıl ödediklerini ortaya koyuyor.

Ellerini yaktılar Amerikan Kişisel Özgürlükler Birliği'nin, federal mahkeme kararıyla yayımladığı belgelerde El Mahmudiye'de bir tutukluya elektrik verildiği belirtilerek, bir tutuklunun vücudunun da kimyasal maddeler kullanılarak yakıldığı ifade edildi. Belgede, askerlerin Divaniye'de de dört tutukluya diz çöktürdüğü ve kafalarına silah dayayarak infaz etmekle korkuttuğu da belirtildi. Bu olayda kusurlu bulunan askerlerden ikisi 30 gün zorunlu çalışma 'cezasına' çarptırılırken, üçüncüsünün rütbesi indirildi, dördüncüsü aklandı. Iraklı tutuklunun ellerini yakan asker ise 90 günlük hapis 'cezası' aldı. Yine aynı belgelerde, Mart 2003'te bir esiri döven askerin "meşru müdafaa" yaptığı ilan edilerek aklandığı belirtiliyor.

Resmi politika ABD ordusundan yapılan açıklamada, olaylara karışan 24 askerden 13'ünün çeşitli 'cezalara' çarptırıldığı belirtildi. Askerlerin isimleri belgelerde yer almazken, ACLU avukatı; belgelerin işkencenin sistematik olduğunu kanıtladığını ve işkencenin ABD Savunma Bakanlığı politikası olduğunu söyledi.

Tutukluları delirtiyorlar Diğer yandan ABD'nin Küba'daki Guantanamo üssünde tuttuğu kişilerin akıl sağlıklarında ciddi sorunlar yaşadıkları belirtildi. Üste bulunan İngiliz vatandaşı Müslüman Muazzam Bey'in babası Azamet Bey, oğlunun delirmek üzere olduğunu söyledi. Bey, "Bir insan bu kadar uzun süre hücrede tutulursa nasıl normal kalabilir?" diye sordu. ABD'nin tutukluları bilinçli olarak delirtmek istediğini belirten baba, böylece bu insanların yaşadıklarını anlatmalarının engellenmek istendiğini belirtti. "İnsanları hücrelerde tutarak diğerlerine neler yapıldığını görmelerini de engelliyorlar" diyen Bey, "Oğlum o kadar kötü ki mahkemeye çağrıldığında aklını yitirmiş olacak" dedi.




Bir askerin başına gelenler Irak'ın Samarra kentinde, işkenceden rahatsızlık duyan bir askerin yaşadıkları, ABD işkencesinin sistematik niteliğini gözler önüne seriyor. Frank Ford adlı asker, komutanı olan Yüzbaşı Victor Artiga'ya, Samarra'daki askeri üste beş ayrı işkence olayına tanık olduğunu söyledi ve konunun soruşturulmasını talep etti. 15 Haziran 2003'te yapılan bu görüşmeden 36 saat sonra, 30 yıldır orduda çalışan Ford, akıl hastası muamelesi gördü. Bir grup askeri doktor kendisini soyup sedyeye yatırdı ve uçakla Irak dışında bir tedavi merkezine götürüldü. Yüzbaşı Artiga'nın, Ford ile görüştükten sonra tıp birimlerine onun "sanrılar gördüğünü" söyleyerek psikiyatrik muayene görmesini talep ettiği öğrenildi. Muayene, Ford'un "normal" olduğunu ortaya çıkarınca Yüzbaşı Artiga çılgına döndü ve doktoru tehdit etti. Doktor bunun üzerine raporu değiştirerek Ford'un "ağır stres altında olduğu" teşhisini yazdı. Frank Ford, uzun süre gözetim altında tutulduktan sonra "normal" olduğu anlaşılarak taburcu edildi. Başına gelen bu olayların ardından, Ford ordudan istifa etti.

ÖNCEKİ HABER

İşgalin kabaran faturası

SONRAKİ HABER

Antalya'da öldürülen arkeolog Sinan Sertel için müzede tören yapıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa