13 Aralık 2004 22:00

Altınızda arabayla döneceksiniz
   dediler

Önce bıçak falan çekip tehdit ettiler. Yıkık eve geldiğimizde bize daha bir sürü şey anlatıp ikna ettiler. Diyarbakır'a tekrar altımızda Doğan'la döneceğimizi söylüyorlardı.

Paylaş
Diyarbakırlı çocuklar, son günlerde yaşanan kapkaç olaylarının merkezine oturtuldu. Özellikle medya, kimi ailelerin çocuklarını bilinçli bir şekilde 'kapkaç çetelerine' kiraladığını öne sürdü. Binlerce çocuğun neden okula gitmediğini ve sokaklarda çalıştığını sorgulama yerine, çocuklar ve aileler suçlandı. 14 yaşındaki M.C. de bu çocuklardan sadece biri. Diyarbakır'da 'kapkaç çetesi' tarafından kaçırılan ve Sakarya Tren Garı'nda yakalandıktan sonra ailesine teslim edilen M.C., önce tehdit edildiklerini daha sonra ise araba, ev ve telefon vaadleriyle ikna olduklarını söyledi. M.C., yaşadıklarını EVRENSEL'e anlattı: - Olay nasıl başladı? - İnternet kafede arkadaşlarla birlikte oturuyorduk. Birdenbire iki kişi geldi. Daha önce de görmüştük onları. Ama hiç konuşmamıştık. "Bir şey konuşacağız sizinle" deyip ara bir sokağa götürdüler bizi. Tehdit ettiler. Bıçak çıkardılar. "İstanbul'a gideceksiniz, yoksa öldürürüz. Size telefon, araba, ev alacağız" dediler. Bizi tutup boş bir eve götürdüler. - Sonra... - Saat gündüz 1-2'iydi. Yeniköy mezarlığının oraya götürdüler bizi. 5 kişiydik. Orada harabe, kapıları pencereleri olmayan bir eve götürdüler. İki gün beklettiler. - Kendi isteğinizle mi gitmeyi kabul ettiniz? - Önce bıçak falan çekip tehdit ettiler. Yıkık eve geldiğimizde bize daha bir sürü şey anlatıp ikna ettiler. Diyarbakır'a tekrar altımızda Doğan'la döneceğimizi söylüyorlardı. İki gün soğukta o evde bekledik. Odun pazarından odun getirip yakıyorduk. Benle birlikte iki kardeş vardı. Üçümüz akşam harabe evde kaldık. Diğer iki çocuk evlerine gidiyordu. Hiç yatmadık iki gün. Çok soğuktu. Çok üşüdük. Bizi kaçıranlarla birlikte 5 kişiydik. Diğer iki çocuk evlerine gitti. - İki gün ne yaptınız? - Artık gitmeyi benimsemiştik. Hayaller kuruyorduk. Çalacağımız paralarla neler yapacağımızı konuşuyorduk. İnandık. O kadar çok şey anlattılar ki! Onlar diyordu; "Diyarabıkır'a altımızda arabayla döneceğiz" diye. Benimle harabede kalan iki kişi de benim gibi öğrenciydi. Aynı okuldaydık. Diğer iki çocuk okula gitmiyordu. - Neden hemen İstanbul'a gitmeyip iki gün bekletildiniz? - Hemen İstanbul'a gidemedik çünkü "para yok" diyorlardı. Ö.Y. babasından para aldığını söyledi. O parayla İstanbul'a gittik. - İstanbul'a niye gideceğinizi açıkça konuştular mı? - Konuştular. "Çalacaksınız" dediler. Kapkaç yapacağımızı söylediler. - Tren... - Trene, kalkış saatinden 5 dakika önce bindik. Yolda peynir, ekmek, yumurta yedik. Saat 11:30'da bindik. Akşam 20:30'da da beni yakaladılar. - Hiç geri dönmeyi düşündün mü? - Zaten Eskişehir'de kaçtım ellerinden. Anneme telefon açtım. Kaçırıldığımı karakola gideceğimi söyledim. Tam karakola gidiyordum arkamdan yakaladılar beni. - Sonra... - Tekrar trene götürdüler. Adapazarı'nda arama yapıldı. Beni yakaladılar o zaman. Diğerleri İstanbul'da yakalandı. Annem polise bildirdiği için beni Adapazarı'nda aldılar. - Kaçmaya ikna olmuşken, neden geri dönmek istedin? - Trende yoldayken çok düşündüm. İki gün harabe bir evde kalmıştık ve çok zordu. Çok üşümüştüm. Yerde soğukta yatmıştık. İstanbul'da da aynı koşullarda yaşayacağımızı düşündüm. O yüzden dönmek istedim. - Bu düşünceni arkadaşlarınla paylaştın mı? - Hayır. Çünkü onlara söylesem diğerlerine söyleyeceklerdi. Güvenemedim onlara. - Şimdi nasılsın? - Kurtulduğum için rahatlamış hissediyorum kendimi. Ama korkuyorum da. Beni yine yakalarlarsa diye. Annem de korkuyor. Yalnız dışarı çıkmıyorum. - Okulunu özledin mi? -Otobüsten indikten sonra eve geldim. Sonra da okuluma gittim. Herkes bana sarılıyordu. Neler yaşadığımı soruyordu. - Ne olmak istiyorsun? - Avukat - Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun? - Arkadaşlarımı seçerken daha dikkatli olacağım.


FRANKFURT'TA 60 ÇOCUK MERKEZİ VAR DİYARBAKIR'DA SADECE 1 MERKEZ VAR Diyarbakır 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdür Vekili Taha Akdeniz, sokakta çalışan çocukları rehabilite etmeye çalıştıklarını kaydetti. Çalışmalarını dört aşamada sürdürdüklerini ifade eden Akdeniz, "Birincisi sokaktan çocuğu alıyoruz. İletişim kurup merkeze getiriyoruz. Merkezde ailesi varsa ailesiyle görüşüyoruz. İhtiyacı varsa bu çocuğu rehabilite ediyoruz. Bir de okula gidiyorsa okul takibini yapıyoruz. Okula gitmiyorsa milli eğitimle bağlantı kurarak yakın okullara göndermeye çalışıyoruz" dedi. Kontenjanları 500 olduğu halde 694 kayıtlı çocukları bulunduğunu dile getiren Akdeniz, 1999'dan bu yana 4 bin 300 çocuğa ulaştıklarını ifade etti. Personel yetersizlikleri olduğunu belirten Akdeniz, tüm çalışmalarını 2 sosyal hizmet uzmanı ve bir psikologla yürüttüklerini kaydetti. Akdeniz şunları söyledi; "Aşırı göç, işsizliğin yoğun olarak yaşanması, çocuğu sokakta çalışmaya yönlendiriyor. İleriki aşamada çocuğun parayla tanışmasıyla birlikte para talebine teşvik oluyor. Ailenin eğitimi de çok önemli. Aile çocuğuna sorumluluk duygusu kazandırmadan, para kazanmaya teşvik ediyor. Bir de çevre koşulları...Frankfurt'ta çocuklar için 60, Diyarbakır'da da sadece bir merkez var. Önlem alınmazsa ileride daha da dallanıp budaklanacak bu sorun. Halk, kamu kuruluşları, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürüterek bunun önüne geçebiliriz. Halkın duygusallığa kapılarak bu çocuklarla alışveriş yapmamalarını istiyoruz. Yapılması çocuğu teşvik eder."


BARO:
    NEDENLERİNİN SORGULANMASI GEREKİYOR Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi Üyesi Av. Canan Atabay, bu yılın ilk 10 ayında 2 bin 960 çocuk hakkında 6 bin 552 soruşturma başlatıldığını vurgulayarak, geçen yıla oranla çocuk suçlarında yüzde 20 artış yaşandığını kaydetti. Sokakta çalışan çocukların çocuk hakları açısından değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Atabay, çocuk istismarı konusunda başvurular aldıklarına işaret etti. Gündemde çocuklara ilişkin yapılan tartışmaların utanç verici olduğunu aktaran Atabay, "Ailelerin çocuklarını para karşılığı sattıklarına dair iddialar var. Bunun elbette araştırılması gerekiyor. Gerçekten aileler para karşılığında çocuklarının sonunu bilmedikleri bir şeye sürüklenmelerine izin verirler m? Bunun sorgulaması gerekiyor. Açıkçası ciddi bir araştırma yapıldığına inanmıyorum ben. Birkaç olay üzerinden genellemeye gidilmesi hata" diye konuştu. Olaya toplumsal açıdan bakarak çözüm üretilmesi gerektiğini kaydeden Atabay, şöyle devam etti: "Eğer bugün bu çocuklar aileleri tarafından satılıyorsa veya bu çocuklar kaçırılıyorlarsa burada aileler üzerinde durmak gerekiyor. Aileyi bu duruma düşüren nedenlerin sorugulanması gerekiyor. Sokakta yaşayan çocukların psikolojik destek almaları gerekiyor. Suçlulardan kurtulmanın yolunu, suçluları bir adaya toplamakla çözme iddialarını ortaya atanlar var. Bunlar çocuklar açısından incitici olan şeyler. Rehabilitasyon yapılacaksa toplum içinde yapılmalı, tecrit edilerek değil."


ANNE MUTLU AMA ENDİŞELİ Anne Nezihe C., oğluna kavuştuğu için çok mutlu. Ama bi o kadar da endişeli. Oğlunun yaşamından kaygı duyduğunu ifade eden anne şöyle diyor; "Şimdi de hiç rahat değilim. Böyle şeyler daha önce başıma gelmemişti. M.'nin kaçırıldığını öğrenince öldüm dirildim."


İHD: 28 BİN ÇOCUK SOKAKTA ÇALIŞIYOR İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu Muharrem Erbey, çocukların sokakta çalıştırılması ve suça itilmesinin sadece Diyarbakır'ın sorunu olmadığını ifade etti. 20 yılda yaşanan göçle birlikte sorunun bir bölge sorunu haline geldiğini kaydeden Erbey, ekonomik sıkıntı nedeniyle ailelerin çocuklarını sokakta çalıştırdığını söyledi. Sokakta çalışan çocuğun istismara açık olduğu için öncelikle suçla tanıştığını dile getiren Erbey, "Eğitimden uzak kalan çocuk, suç işleyerek para kazanmayı öğreniyor. Ya da daha iyi yaşam vaat edilerek kandırılan çocuklar İstanbul'a götürülüyor. Diyarbakır'da 28 bin çocuk sokakta çalışmaya başladı" diye konuştu. Erbey, şöyle devam etti: "Bu çocuklar suç işleyip mahkemede yargılanıyor. Daha sonra ceza alıyor. Ve bu ceza erteleniyor. Durum böyle olunca çocuk değişim, dönüşüm içerisinde hırsızlığa yöneliyor. Eğitim ihtiyaçları yetersiz, okul öncesi eğitim yetersiz. Türkiye Birlemiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni imzalayalı 10 yıl oldu. 10 yılda çocukların koşulları düzeleceğine daha da bozuldu. Devletin önlemleri yetersiz. Sokağa atılan, ihtiyaçları karşılanmayan, duygu, düşünceleri ihmal edilen çocuğun yapacağı tek şey hırsızlık."

Reklam
ÖNCEKİ HABER

FED faiz artıracak

SONRAKİ HABER

Putin, Hz. İsa ve Hz. Meryem hakkında espri yapan Rus komedyen ülkesinden kaçtı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...