13 Aralık 2004 22:00

Dünyayı aldatma programı

Amerikan ordusu, muharebe alanında yürütülen gizli psikolojik operasyonların, 'halkla ilişkiler' ile birleştirilerek 'dünyaya yayılmasını' tartışıyor.

Paylaş
ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon), "dünya kamuoyunu etkilemek" için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda "ciddi bir tartışma içinde olduğu" bildirildi. New York Times gazetesinin haberine göre Pentagon, bilgi/haber manipülasyonunun "sınırlarını" saptamaya çalışıyor. Planlanan propaganda faaliyetlerine onay verilirse, muharebelerde kullanılan "aldatma taktikleri", örtülü propaganda kampanyalarına uyarlanacak. Bu kampanyaların hedefi "tarafsız" veya hatta "müttefik" ülkeler olabilecek.

Gizli talimname ABD yönetimi, bugüne dek söz konusu kampanyaları "düşman liderleri etkilemek" için kullanmaktaydı. Ancak yeni yayınlanan "3600.1" sayılı ve "Enformasyon Operasyonları" başlıklı gizli talimnameye göre, bu faaliyetin "tarafsız ülkelere ve müttefiklere" kadar yayılması söz konusu. Bu metin emir niteliği taşımamakla birlikte, Pentagon'un önümüzdeki dönem benimseyeceği propaganda politikasına yön verecek nitelikte. Bu planlara karşı çıkan bir ekip ise, böylesi yalan kampanyalarının Pentagon'un "saygınlığını" zedeleyeceğini ve Vietnam Savaşı sırasında yaşanan "güven krizi"nin tekrar edebileceğini söylüyor. New York Times'a bilgi veren kaynaklara göre, neomuhafazakârların tartıştığı konular arasında, geleneksel propaganda ("halkla ilişkiler") faaliyetlerinin ordu tarafından benimsenmesi bulunuyor. Bu kapsamda, "dünya çapında algılamaları etkilemeyi" hedefleyen dezenformasyon faaliyetlerinin biçimde başlatılması söz konusu. Üç yıl önce... ABD yönetimi, bu konuda üç yıl önce de benzer bir tartışma içine girmişti. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, o dönemde, "Stratejik Nüfuz Bürosu" adlı bir organ oluşturmuştu. Ancak bu birim, neomuhafazakârlara itiraz eden grupların baskısı nedeniyle kısa süre sonra kapatıldı veya kapatıldığı açıklandı. Büronun amacı 'dış basına yalan bilgi vermek ve bu yolla dünya kamuoyunun fikirlerini etkilemek' olarak açıklanmıştı. Söz konusu büronun kapatıldığı açıklansa da, dünyada ABD'ye duyulan nefretin yükselmesi, Pentagon şeflerinin kara propaganda ihtiyacını artırıyor. Tartışmaya doğrudan katılan bazı yöneticiler; "gizli bir propaganda programı" yürütülmesini istiyor ve bu yolla yabancı gazetelere "sahte haber" yayınlatmanın veya sahte belgeler üretip internet siteleri kurarak, özellikle Müslüman halkların "fikirlerini etkilemenin" önemine işaret ediyorlar. Almanya bile hedef olacak! Öncelikli hedef Ortadoğu ülkeleri ve Pakistan gibi Güney Asya ülkeleri olsa da, "diğer müttefikler" unutulmamış. Öneriye göre, Almanya da hedefler arasında, çünkü bu ülkedeki camilerin "anti-Amerikancılığın merkezleri" haline geldiği düşünülüyor. Irak'ın işgal edilmesinden önce, ABD ordusunun elektronik savaş birimleri, Saddam Hüseyin'e yakın isimlere gizli mesajlar göndermiş, cep telefonlarını arayarak onlarla irtibat kurmuştu. Rüşvet tekliflerinin de etkisiyle, Saddam'ın güvendiği birçok ismin Amerikan saflarına geçmesinin sağlandığı söyleniyor. Irak saldırısını yöneten isimlerden General George W. Casey, işgalin ardından "ordunun günlük halkla ilişkiler faaliyeti" ile "muharebe alanındaki psikolojik ve enformasyon operasyonlarını" tek bir çatı altında birleştirmiş, bu kuruma "Stratejik İletişim Bürosu" adını vermişti. Pentagon şefleri, bu taktiklerin 'ABD'nin savaşta olmadığı ülkelerin liderleri' için kullanılmasını istiyor.

Soğuk Savaş gibi Böylece, "Soğuk Savaş" döneminde çeşitli ülkelerde tanınmış aydınların, siyasetçilerin, gazetecilerin ve sendikacıların "satın alınması" farklı bir biçimde tekrarlanmış olacak. Bu dönemde özellikle Batı Avrupa'daki birçok tanınmış simanın, aslında CIA hesabına çalıştığı yıllar sonra ortaya çıkmıştı. ABD ordusu içindeki kimi "geleneksel" çevrelerin, neomuhafazakârların bu planlarından rahatsızlık duyduğu belirtiliyor. Bu çevrelerin kaygıları, Genelkurmay Başkanı Richard Myers tarafından da dile getirilmişti. Myers, yayınladığı bir iç notta şöyle diyordu: "Kurumlar, fiziksel olarak entegre olmuş halkla ilişkiler/enformasyon büroları kurmaya eğilimli olabilir. Ancak bu tip kurumlar, komutanların medya ve kamuoyu nezdindeki saygınlığını zedeleyebilir."

Irak taktikleri Irak'taki askeri yetkililere göre, Myers'ın bu uyarısını dinleyen olmadı, çünkü işgal komutanları, direnişçilere karşı "ellerindeki her silahı" kullanmak zorunda olduklarını düşünüyorlar. Bu silahlar arasında psikolojik harp taktikleri önemli bir yer tutuyor. Örneğin, Irak'taki komutanların verdiği demeçlerin bazılarının tek amacı, "direnişçileri provoke etmek" olabiliyor. Bu amaç uğruna, yalan haber ve bilgi yayılıyor. Böylece, psikolojik harp operasyonları, enformasyon operasyonları ve 'halkla ilişkiler' programları arasındaki teorik ayrımlar silinmeye başlandı.

Rumsfeld'in yol haritası Pentagon'un üst düzey yetkilileri arasında devam eden tartışmada, Bakan Donald Rumsfeld belirleyici rol oynuyor. Rumsfeld'in geçen yıl sonlarına doğru "Enformasyon Operasyonları Yol Haritası" adlı gizli bir talimname yayınladığı öğrenildi. 74 sayfalık bu belgenin, "enformasyon operasyonlarını, ordunun çekirdek faaliyetlerinden biri haline getirmeyi"

amaçladığı kaydediliyor. Rumsfeld bu metinde; ordunun "halkla ilişkiler" ekipleri ile gizli psikolojik operasyonlar yürüten ekipleri arasındaki koordinasyonun dikkatli bir biçimde oluşturulmasını istedi. Bu emir üzerine çalışmaya başlayan ekipler, sonunda bir "Merkezi Enformasyon Müdürlüğü" kurulması önerisinde bulundular. Bu öneriyi içeren rapor, Ulusal Savunma Üniversitesi tarafından hazırlandı ve 20 Ekim'de Pentagon şeflerine sunuldu. Raporu alanlar arasında, Savunma Bakan Yardımcısı Douglas Feith de bulunuyor. Feith, "Stratejik Nüfuz Bürosu"nun kurulmasında da belirleyici olmuştu.

Dış politikaya askeri müdahale

Pentagon, propaganda faaliyetleri çerçevesinde, "Kamuoyu Diplomasisi İçin Askeri Destek" adlı bir kavram da geliştirdi. Bu kavram ile, "yabancı ülkeler ve halklarla kurulacak iletişime katkı sağlanması" kastediliyor. Ordunun dış politikaya müdahalesini derinleştiren bu girişimin başında, Feith'in yardımcısı Ryan Henry bulunmakta. Henry, bu konuda şöyle diyor: "Teknolojinin ilerleyişi ve terörle küresel savaşın niteliği göz önüne alındığında, enformasyonun, stratejik bir zaferin, nispeten de taktik bir zaferin önemli bir unsuru haline geldiği anlaşılacaktır."

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kapıda bekleyen tehlike grip

SONRAKİ HABER

Elazığ depremine dair sosyal medya paylaşımlarına soruşturma

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa