13 Aralık 2004 03:00

SHÇEK'ten özürlü hakları ihlali

SHÇEK, 30 bin özürlünün hizmet almaya çalıştığı "Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri"nin yönetmeliğini değiştirmeye hazırlanıyor. Değişiklik, özürlü hakları ihlali doğuracak.

Paylaş
Türkiye'de 30 binin üzerinde özürlüye hizmet veren Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri'nin yönetmeliği, Sosyal Hizmetler ve Çouk Esirgeme Kurumu SHÇEK tarafından değiştiriliyor. Taslak, merkezlerin sosyal hizmet uzmanı ve psikolog bulundurma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor ve özürlü haklarına aykırı nitelik taşıyor. SHÇEK, Türkiye'de özürlülere yönelik yataklı hizmetleri 1983 yılından bu yana kendi kurumlarında veriyor. Gündüzlü hizmetler ise 1990'dan sonra özel sektör tarafından verilmeye başlandı. Bu özel eğitim kurumlarına, Emekli Sandığı ve 1998'den bu yana da SSK tarafından, hizmet verdikleri her özürlü için aylık 305 milyon lira "tedavi yardımı" ödeniyor. Bu kurumlarda, bugüne kadar fizyoterapist, çocuk gelişimi uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve özel eğitimci olmak üzere 5 ayrı uzman görev almak zorundaydı. Ancak, SHÇEK'in hazırlandığı yeni yönetmelik bu uzmanlık alanlarından sosyal hizmet uzmanı ve psikolog bulundurma zorunluluğunu kaldırıyor.

Sayıları artıyor SHÇEK verilerine göre 30 bin özürlünün yararlandığı bu kurumların sayısı sürekli artıyor. Bugün itibariyle 600'ün üzerinde özel eğitim kurumu faliyet gösteriyor. Bu kurumlardan 400'ü SHÇEK'e, diğerleri ise Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı hizmet veriyor. Özürülülere verilen gündüzlü hizmetlerde de bu nedenle iki başlılık yaşanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, elindeki olanaklar doğrultusunda, çocuk gelişimci, sınıf öğretmeni ve çocuk eğitimcisinden oluşan bir ekiple hizmet veriyor. Bu da özürlünün ailesini dışlayan birey odaklı eğitimi getiriyor. SHÇEK'e bağlı kurumlarda ise karma odaklı eğitim benimseniyor. Bu eğitimde ailenin de özürlüye yaklaşımının gelişimi amaçlanıyor. Ancak SHÇEK'in hazırladığı "Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri Yönetmeliği Taslağı", mevcut eğitimin daha da geriye götürülmesini öngörüyor. Taslak, Türkiye'nin de imzaladığı Uluslararası Özürlülerin Rehabilitasyonu Sözleşmesi'ne aykırı bir biçimde sosyal hizmet uzmanları ve psikologları sürecin dışına itiyor.

Kâr odaklı eğitim SHÇEK'in ilk yönetmeliklerinin özürlü haklarına uygun hazırlandığını dile getiren Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Başkanı Hürriyet Uğuroğlu, yeni taslakta piyasanın ve özel sektörün taleplerinin karşılanması için, birey odaklı eğitime yönelme olduğunu söyledi. Gelinen noktanın tüm sözleşmelerin ve bilimsel yaklaşımların gerisinde olduğunu belirten Uğuroğlu, "özürlü haklarının ihlali söz konusu" değerlendirmesinde bulundu. Eğitim merkezlerinin kendi kârlarını düşündüklerini kaydeden Uğuroğlu, "Ne kadar az eleman çalıştırırsak, o kadar az ücret öder, daha çok kâr ederiz, diye düşünülüyor. Ancak, hizmet sektöründe kârlılık mantığı olamaz" diye konuştu. "Madem para ödeniyor, en azından hizmet kaliteli verilsin" diyen Uğuroğlu, sosyal hizmet uzmanları ve psikologların da özel olarak seçildiğini söyledi. Uğuroğlu, "Çocuğun sayı saymayı öğrendiği gösterilebilir, ama sosyal ve ruhsal gelişim gösterilebilir değildir. Para açısından sürüdürülebilir bir ilişki olması açısından eğitim merkezleri bunu istiyor" dedi. Türkiye Zihinsel Engelliler Federasyonu Başkanı Fikret Gökçe ise Bağ-Kur'lu veya sosyal güvencesi olmayan çocukların da eğitim kapsamına alınması gerektiğini ifade ederek, hükümetin milyonlarca özürlünün bir buçuk yıldan beri beklediği özürlüler yasasının çıkarmamasını eleştirdi. "Özürlü çocukların topluma kazandırılması için alanda doğru dürüst işleyen bir sistematik yerleştirilmeli" diye konuşan Gökçe, bu kurumlarda mutlaka sosyal hizmet uzmanlarına, özel eğitimcilere, psikologlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Talimatname değiştirildi Bu yılın başında açıklanan Bütçe Uygulama Talimatnamesi bu eğitim merkezlerinin 4 ayrı alandan uzman bulundurmasını hükme bağlamıştı. Ancak talimatnamenin bu hükmü, eğitim merkezlerinin "ısrarı" üzerine değiştirilmişti.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Cemevleri için 600 bin imzaFevzi Argun Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu (ABF) öncülüğünde, "cemevlerinin cami, mescit, kilise, havra ve sinagog gibi yasal statüye sahip ibadet merkezleri haline getirilmesi" istemiyle başlatılan kampanya kapsamında toplanan imzaların sayısı 600 bine ulaştı. Kampanya kapsamında yurt içinde ve dışından toplanan imzalar yarın Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığa verilecek. ABF yöneticileri, önceki akşam Ankara'da bazı gazetelerin yönetici ve yazarlarıyla birlikte yemekli toplantıda bir araya geldiler. Toplantı çağrısı geniş bir gazeteci kesimine yapılmasına karşın davete, Evrensel, Ülkede Gündem, Birgün, Radikal, Hürriyet ve Akşam gazeteleri dışında ilgi gösteren olmadı. ABF Genel Sekreteri Atilla Erden, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yetkili makamlarından çok yabancı ülke temsilcilerinden ya da kuruluşlarından ilgi gördüklerini anlatarak, Türkiye içinde ise bazı çıkarlar peşinde koşan kimi küçük grupların gündemde tutulmak istendiğine dikkat çekti. Gündemde tutulmak istenen kuruluşlar arasında Cem Vakfı, Dünya Ehly-beyt Vakfı ve bazı küçük yerleşim merkezlerindeki kimi derneklerin yer aldığını bildiren Erden, bu kurumların temsilcilerine medyada geniş yer ayrıldığını, kendilerine ise ambargo uygulandığını söyledi. Alevilerin yıllardır bütçeden büyük pay ayrılan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını istediğini hatırlatan Erden, çıkar amaçlı grupların şu dönemde ortalarda boy göstermesinin asıl nedeninin kendi kontrollerinde bir Alevi Diyaneti yaratmak olduğunu kaydetti. Erden, "Yeni bir Diyanet yaratmak istiyorlar, Tanrı bizi ikinci bir Diyanet'ten korusun" dedi.

Randevu istemlerine yanıt yok ABF öncülüğünde, "cemevlerinin cami, mescit, kilise, havra ve sinagog gibi yasal statüye sahip ibadet merkezleri haline getirilmesi" istemiyle başlatılan kampanya hakkında bilgi veren Kamil Ateşoğulları da Türkiye dışında toplanan imza sayısının 105 bine, yurt içinde toplananlarının sayısının da 500 bine yaklaştığını bildirdi. İmzaların yarın Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığa verileceğini, ayrıca Avrupa Parlamentosu'na da iletileceğini anlatan Ateşoğulları, bu nedenle gereken randevuları istediklerini ancak bu isteklerine henüz bir yanıt verilmediğini söyledi. Randevu verilmese de imzaların teslim edileceğini kaydeden Ateşoğlulları, "Sorunlarımızı Türkiye'deki muhataplarımızla çözmek istiyoruz. Bu olmazsa demokratik tepkimizi ortaya koyacağız" diye konuştu. Alevi kimliğinin tanınması için cemevlerinin kabul edilmesinin önemli bir adım olacağına dikkat çeken Ateşoğulları, ancak son dönemde yapılan yasal düzenlemelerde cemevlerine yer verilmediğini ve bunun da 900 yıllık inkâr politikasının sonucu olduğunu belirtti.

ÖNCEKİ HABER

Gençler Erdal Eren'i andı

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: Rakibimiz 18 bin oyla yanıldı, ben 3 bin oyla yanıldım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa