Galata; balık ve huzur

Nice yangınlar geçiren Galata Köprüsü Haliç'in kıyısında ordan oraya taşınmış durmuş yıllar boyu. Görevi büyükmüş; Haliç'in bir türlü bir araya gelmeyen iki yakasını bir araya getirmek...

Galata Köprüsü, kimi için nargile veya buz gibi bira demek, kimi için birkaç balık, kimi için bir avuç huzur, kimi için de ekmek kapısı...Üniversite öğrencisi Aslı Çelik köprüye ilk defa gelmiş. "Çok güzel bir ortam. Beni en çok çeken şey köprünün denize yakın olması. Temiz hava alıyorum" diyen Çelik kendisini burada çok huzurlu hissettiğini söylüyor. Köprünün altındaki restoranda garson olarak çalışan Şafak Altun, "Boğaz manzarası karşısında çalışmak çok güzel" diyor. Yaşlısı genciyle çok kişinin köprüye dinlenmek için geldiğini belirten Altun gelenlerle sohbet ettiklerini anlatıyor. Altun, 1991'de Galata Köprüsü yanmadan önce eski köprüde de üç ay çalışmış. "Eski köprüden arabalar geçerken masalar sallanırdı, tabaklar düşerdi. Bu köprü daha geniş, daha düzenli. Diğer köprü salaştı" diyor. Mustafa Akgöl, can sıkıntısını gidermek için köprüye gelenlerden. "Gedikpaşa'da atölyem var. Hem yakın, hem de dinlendirici olduğu için kafam bozulduğunda buraya geliyorum" diyor. Eski köprünün daha nostaljik olduğunu söyleyen Akgöl, "Bu köprü daha derli toplu. Turistlere hitap ediyor" diye ekliyor.

Balık tutmak dertlere deva Bekçi ve balıkçılar da Galata Köprüsü'nün ayrılmaz birer parçası. Hafta sonları köprüye balık tutmaya gelen Aydın Goca "Yemek için balık tutmaktan ziyade, düşüncelerim dağılsın diye balık tutuyorum. Başka yerlerde de balık tutanlar var. Ama burada sabahladığımız zamanlarda bile aradığımız her şeyi bulabiliyoruz. Yiyecek, içecek, oltadaki eksiklikler..." diyor. Ertuğrul Coşkun köprüde balık tutup satanlardan. "Hafta sonları" hariç diye üstüne basa basa belirttikten sonra "Hafta içi hep burdayım" diyor. "Hafta sonları daha çok amatör arkadaşlar balık tutuyor. Ben profesyonelim" diyor gülerek. Yanan köprünün daha nostaljik olduğunu düşünen Coşkun, yenisini biraz yapay bulsa da burada balık tutmanın çok daha rahat olduğunu söylüyor. "Balık çok iyi çıkıyor bu aralar. Akşamları çinekop gündüzleri kefal. Zargana balığı da devamlı geliyor oltaya" diyen Coşkun, balıkları tutmak için karidesleri yem olarak kullanıyor. Hobi olarak yapanların yanı sıra sağlığı için balık tutmaya başlayanlar da var. Bunlardan biri de Masume Muhammed Zadd Parvin. Parvin Suriye asıllı. Uzun zamandır İstanbul'da yaşıyormuş. Kalp hastası olduğunu belirterek "Kalbimde pil var. Fazla stres bana yaramıyor. Doktorum balık tutmayı önerdi. Stres atmamda faydalı olurmuş. İki aydır kızımla birlikte balık tutuyoruz burda" diyor. Parvin balık tutmanın çok eğlenceli olduğunu söylemeden edemiyor.




Vinci'den günümüze Galata Köprüsü Haliç'in bir türlü bir araya gelmeyen iki yakasını ilk kez Aghios Khalinikos Köprüsü bir araya getirmiş. 6. yüzyılda I.Jüstinianus Devri'nde inşa ettirilmiş olan bu köprüden sonra, Fatih Sultan Mehmet de İstanbul kuşatması sırasında bir köprü yaptırmış Haliç'e. Demir halkalarla birbirine bağlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış büyük fıçılardan oluşan bu köprü Ayvansaray- Kasımpaşa arasındaymış. Bugünkü Galata Köprüsü içinse ilk girişim II.Bayazıt Dönemi'nde yapılmış. Leonardo da Vinci, bir Haliç Köprüsü tasarımı sunmuş padişaha. Dönemin olanaklarına göre tasarımın hayata geçirilmesini imkânsız bulmuş Bayazıt. Aradan 350 yıl geçtikten sonra 1845 yılında, Sultan Abdülmecid zamanında Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılmış ilk Galata Köprüsü. Köprüye, Cisr-i Cedid, Valide Köprüsü, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Yeni Cami Köprüsü, Güvercinli Köprü adları takılsa da, günümüzde yalnızca Galata Köprüsü olarak biliniyor. 1863, 1875 ve 1912 yıllarında yenilenmiş Galata Köprüsü. 1912'de tamir gördükten sonra açılan son köprü, 16 Mayıs 1992'de yanmış. Yanan köprü onarıldıktan sonra Balat- Hasköy arasına yerleştirilmiş ve Karaköy- Eminönü arasındaki eski köprü yerine de yeni bir köprü yapılmış. İstanbul trafiği için hayati önem taşıyan bu köprü, Haliç'in iki yakasını bir araya getirmeye devam ediyor.




Köprüden hayata bakmak Birçok şaire ilham olan Galata Köprüsü'nden yaşam bir başka görünür. Boğazı izlemek bir başka, balık tutmak, köprünün altından vapurla geçmek, bir bardak çayın tadı bile bir başka...Orhan Veli de Galata Köprüsü'nden böyle bakıyor işte hayatın koşuşturmacasına; Galata Köprüsü adlı şiirinde: Dikilir köprü üzerine, Keyifle seyrederim hepinizi. Kiminiz kürek çeker, siye siye; Kiminiz midye çıkarır dubalardan; Kiminiz dümen tutar mavnalarda; Kiminiz çımacıdır halat başında; Kiminiz kuştur, uçar, şairane; Kiminiz balıktır, pırıl pırıl; Kiminiz vapur, kiminiz şamandıra; Kiminiz bulut, havalarda; Şıp diye geçer Köprü'nün altından; Kiminiz düdüktür, öter; Kiminiz dumandır, tüter; Hepiniz geçim derdinde. Bir ben miyim keyif ehli içinizde? Bir şiir söylerim belki sizlere dair; Elime üç beş kuruş geçer; Karnım doyar benim de...

www.evrensel.net