10 Aralık 2004 22:00

Aşk Tanrısı İnatçı Eros

Eros; ta ilkçağlardan beri, evrendeki birleşme ve üretme gücünün bir simgesi gibidir. O, ilk olarak Kaos'la birlikte evrenin oluşumunu sağlayan anagüçlerden biridir.

Paylaş
Eros; ta ilkçağlardan beri, evrendeki birleşme ve üretme gücünün bir simgesi gibidir. O, ilk olarak Kaos'la birlikte evrenin oluşumunu sağlayan anagüçlerden biridir. Bu yüzden o; dünyadaki bütün canlılara ve evrendeki bütün tanrılara egemen olan bir güç ve ele avuca sığmaz bir tanrı olarak algılanageldi hep. Gene eskiçağ teogonyacılarından Aristo'ya göre; Eros'u yaratan bir ana-baba yoktur ve o, döllenmemiş yumurtadan ortaya çıkmış çok güçlü bir tanrıdır. Böylece Eros; karşıt yaradılışlı varlıklar arasında çekici ve birleştici gücünü kıullanarak; gerek tanrıların gerekse canlıların üremelerini, sonra da uyum içinde yaşamalarını sağlamaktadır.

Aşk tanrısı Daha sonraki Helenistik çağda da Eros; aşk tanrısı olarak algılanır. Onları izleyen Romalılar da Eros'u; kendilerinin Kupido adını verdikleri aşk tanrısıyla özdeşleştirirler. Ama gene de bu iki özdeş tanrı arasında tam bir benzerlik yoktur. Klasik çağdaki inanışa göre Eros'un anası Afrodit'tir; ve en yaygın kanıya göre, babasının da Zeus olduğu kabul edilir. İlk başlarda Eros; güzel ve yakışıklı bir delikanlı olarak algılanıyordu. Sürekli elinde bulundurduğu yayla, istediklerinin yüreğine aşk okları gönderirdi. Böylece çiftler birbirlerine deli divane aşık olurlardı. Daha sonraları Eros; anası Afrodit'in dizlerinin dibinden ayrılmayan, dolgun yanaklı, sağlıklı bir çocuk olarak algılanmaya başladı. Anası tanrıça Afrodit; seçtiği erkek eşlerle arasında aşk ateşleri yaksın diye, bu delişmen veledini, dizinin dibinden ayırmazdı! Ama gene de Afrodit; gönderilecek okların hedefi konusunda bu dikkafalı oğluna her zaman söz geçiremezdi! Örneğin bir keresinde bu delişmen oğlu; aşk oklarını ölümlü bir erkeğe gönderdi ve anası tanrıça Afrodit, bu ölümlüye zil zurna aşık oldu! Daha önce bir öyküde anlattığımız gibi aynı Eros; gene aklına estiği bir gün, kendi oklarıyla kendisini yaralamış; ölümlü güzel Psike'ye hiç ayrılmazcasına bağlanmıştı!..

Zeus kılıktan kılığa Velhasıl bu haşarı aşk tanrısı; gönül serüvenlerinde baştanrı Zeus'a bile yardımcı olmuyordu! Eros'un; baştanrının beğendiği ölümlü güzel kızlara aşk okları göndermemesi, haliyle Zeus'u çileden çıkarıyordu. Bu yüzden kendini beğendirebilmek için baştanrı; bazen boğa, bazen kuş gibi kılıklara girmek zorunda kalıyordu. Aşk konusunda işlerinin ters gitmesi yüzünden öfkesinin büsbütün kabardığı birgün baştanrı; hıncını alabilmek için Eros'u zincire vurdurdu. Eskiçağ yazarlarından Lucien'e göre, aralarında şöyle bir tartışma geçti: "EROS: Peki sevgili Zeus, sana ne gibi bir kötülük yaptım da beni böyle zincirletiyorsun? /ZEUS: Bak hele, daha ne yapacaksın ki?!..Sırf kadınlara kendimi beğendirebilmek için girip çıkmadığım kılık mı kaldı!..Ölümlü kadınlar beni beğensinler diye kartal oldum, satir oldum, boğa oldum... Hani sen de lütfedip, hiçbir kadına aşk oklarını göndermedin; onları bana aşık etmedin! Evet, kadınlar kuğu kuşunu, boğayı seviyorlar, ama gerçek Zeus'u görünce de ödleri kopuyor!../ EROS: Bu çok doğal değil mi, sevgili Zeus? Kadınlar ölümlü yaratıklardır; haliyle senin gibi ölümsüz, iriyarı birine bağlanıp ısınamıyorlar. / ZEUS: Peki öyleyse; Brankos, Hiyakintos gibi ölümlüler nasıl oldu da tanrı Apollon'a aşık oldular? / EROS: Evet ama, hani Dafne denen o güzel kız da tanrı Apollon'a yüz vermedi...Sana şunu söyleyeyim, Zeus: Sen gerçekten beğenilip sevilmek istiyorsan, ilkin şu elindeki çelik kalkanı fırlat at! Sonra o yıldırımlar çaktıran aleti de gezdirip durma elinde. Kendini sevimli, sevecen göstermeye çalış. Başındaki saçlarını iki yana yatırıp ayır. Sonra saçlarını lüle lüle omuzlarına dek sarkıt. Gözalıcı giysilerle süslen. O altın işlemeli ayakkabılarını giy. Sonra flüt ve tamburdan çıkan melodilere uyaraktan, alımlı alımlı yürü...Bak o zaman hayranların nasıl alay alay gelecekler ardın sıra! Tanrı Diyonisos'un alayları bile bir hiç kalacak seninkilerin yanında.../ ZEUS: Deme be yahu! Yani şu ölümlüler sırf beni beğensinler diye söylediğin gibi hep o maskara kılıklara gireceğim, öyle mi? / EROS: Paşa gönlün bilir, Zeus! O zaman da sevmekten, sevilmekten vazgeçeceksin... Hem öylesi daha kolay olur senin için.../ ZEUS: Hayır, ben kılık değiştirmeden sevmek ve sevilmek istiyorum. Bunun için de senin aşk oklarınla bana yardımcı olman gerek. Yoksa sen hep böyle zincirli olarak kalacaksın... Anladın, değil mi?"

Bildiğinden şaşmadı Eros gene de bildiğinden şaşmadı; baştanrı Zeus'un önünde eğilip onun istediği aşk oklarını göndermedi. Eros'un kimlere aşk okları gönderip, kimleri birbirlerine deli divane aşık edeceğini, gene ta o zamandan beri, hiçbir kimse önceden kestiremedi...

[email protected]

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Akmerkez'de sanat bambaşka

SONRAKİ HABER

Saraçoğlu'da plan değişikliği: Yavaş'ın değil Tuna'nın görüşü alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...