11 Aralık 2004 03:00

Dava ertelendi
   mücadele ertelenmeyecek

Eğitim Sen'in kapatılması istemiyle açılan davanın temyizden sonraki ilk duruşmasından erteleme kararı çıktı.

Paylaş
Eğitim Sen'in kapatılması istemiyle açılan davanın temyizden sonraki ilk duruşması Ankara 2'nci İş Mahkemesi'nde dün görüşüldü. Yüzlerce eğitim emekçisinin, diğer emekçilerle birlikte Ankara Adliyesi önünde sendikalarına sahip çıktığı duruşmaya, yurtiçi ve yurtdışından çok sayıda sendika, kitle ve meslek örgütleri ile parti temsilcileri destek verdi. Duruşma sonrası dava 21 Şubat 2005'e ertelenirken, eğitim emekçileri mücadeleyi ertelemeyecekleri, rehavete kapılmayacakları mesajını verdiler. Sendikalarının kapatılmasına karşı İstanbul'dan yürüyüş yapan Eğitim Sen yöneticileri sabah saatlerinde Ulus'ta Gençlik Parkı önünde Ankaralı emekçilerle buluştular. Siyah "Eğitim Sen kapatılamaz" pankartı ve yüzlerce dövizle sendikalarına sahip çıkan emekçilerin önü polis barikatı ile kesildi. Bir süre beklemenin ve görüşmelerin ardından kortej duruşmanın yapılacağı Ankara Adliyesi önüne yürüdü. Duruşmaya yetişmek için adeta koşar adım yapılan yürüyüş sırasında zaman zaman çevik kuvvet polisleri ile emekçiler arasında tartışmalar yaşandı. Eğitim Sen yöneticileri duruşma salonuna giderken, eğitim emekçileri, destek veren örgütlerle birlikte, "Eğitim Sen kapatılamaz", "Direne direne öğreneceğiz, örgütlü Türkiye yaratacağız", "Zafer direnen emekçinin olacak" sloganları attılar.

'Yargıtay karıştırıyor' Eğitim Sen'e açılan kapatma davası ile ilgili Ankara 2'nci İş Mahkemesi'nin verdiği ret kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından dün dava Ankara 2'nci İş Mahkemesi'nde yeniden görüldü. Eğitim Sen'in avukatları, mahkemeden ilk kararında ısrar etmesini isterken, dava 21 Şubat 2004 tarihine ertelendi. Mahkeme heyeti, ertelemeye ilişkin, "verilen savunma dilekçelerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na tebliğine, tebligat yapıldığına ilişkin yazı geldikten sonra da Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmaması konusunda karar verileceğini" belirtti. Davayı çok sayıda avukatın yanı sıra, KESK ve Eğitim Sen yöneticileri ile çeşitli demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de izledi. Eğitim Sen avukatlarından Kazım Genç savunmasında Yargıtay'ın bozma gerekçesinde "Ankara 2'nci İş Mahkemesi'nin Eğitim Sen'e tüzüğünü değiştirmesi için 60 gün süre vererek, tüzüğün Anayasa'ya aykırı olduğunu kabul ettiğini" öne sürdüğünü hatırlatarak, yerel mahkemenin bu işleminin "usulü bir işlem olduğunu, işin esasına ilişkin olmadığını" ifade etti. Genç, Yargıtay'ın "eğitim ve öğretim" ile "öğrenim"i karıştırdığına dikkat çekerek, Eğitim Sen'in tüzüğünde "anadilde öğrenim" hakkının yer aldığını kaydetti. Eğitim Sen'in diğer avukatı Sedat Vural ise Eğitim Sen'e tüzüğünü değiştirmesi için verilen 60 günlük sürenin hukuki zemininin, davanın Ankara 2'nci İş Mahkemesi'nce reddedilmesiyle ortadan kalktığını söyledi. Vural, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre örgütlenme özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, Yargıtay'ın bozma kararının sendikaları "bir yardımlaşma sandığına" dönüştürür nitelikte olduğunu belirtti. Hakim Kudret Kurt ise Yargıtay'ın bozma ilanına uyulup uyulmayacağının kararlaştırılması için son duruşma günü olarak davayı 21 Şubat 2005 tarihine erteledi.

'Rehavet yok' Bir saat kadar süren duruşmanın ardından kitleye seslenen Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, "Bizi susturmak isteyen güç odaklarına sesleniyoruz. Yüzyıllık eğitim emekçileri mücadelesini engelleyemeyeceksiniz" dedi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, "Süreci askıda, tehdit altında tutmak doğru değil. Bu dava sadece Eğitim Sen ya da KESK'i değil, demokratik güçleri bastırmak amacıyla açılmış bir davadır" diyerek, yapılması gerekenin rehavete kapılmadan, IMF politikalarını hedef alan bir mücadele yürütmek olduğunu söyledi. Yapı Yol Sen Genel Başkanı Cengiz Faydalı da "rehavete kapılınmaması" uyarısı yaparak, sürecin demokrasi mücadelesi ile özdeş bir süreç olduğunu dile getirdi. BES Genel Başkanı Bülent Kaya, hükümetin sözde demokrasi adımları atarken bu davanın çelişki yarattığını hatırlattı. Kaya, "mücadele, tüm kesimlerin desteği ile sürecek" dedi. KESK MYK üyesi Güven Gerçek de KESK bütünlüğü içinde mücaleyi esas alarak bu saldırıları, keyfi uygulamaları geriletebileceklerini kaydeden Gerçek, örgütü tabandan harekete geçirmek gerektiğini de dile getirdi. Birçok sendikacı da benzer görüşleri dile getirdi.

Emniyet inceleme başlattı Öte yandan Ankara yürüyüşü öncesi polisin saldırısı Meclis gündemine taşındı. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er, polisin aşırı güç kullanımını onaylamadıklarını ve olay hakkında inceleme başlattıklarını söyledi.




İZLENİM........Fatih Polat

17 Aralık molası Bu başlık, Eğitim Sen davasında alınan karara dair teknik bir tespit olarak okunmalı. Çünkü aksi bir okuma, hem kararı veren mahkeme heyeti ve hakiminin, hem de sendikalarına sahip çıkan Eğitim Sen'in ileri unsurlarının iradelerini gözardı etmek olur. Tüzüğündeki "anadilde eğitim" ifadesi nedeniyle Eğitim Sen'in üzerinde yargının kararlarını etkileyebilecek düzeyde bir baskı uygulandığı biliniyordu. Genelkurmay'dan gösterilen hassasiyet, Eğitim Sen'lilerin sendikalarına sahip çıkmak için yaptıkları eylemlere yönelik polis saldırısını da cesaretlendiren cinstendi. Sendikanın Genel Başkanı Alaaddin Dinçer'in de aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla açılan ceza davası da "yukarıdan" gelen işaretin savcılarca nasıl yorumlandığının göstergesiydi. Ancak, sendika içinde kapatmanın olası sonuçlarından kurtulmak için mücadele etmenin ötesinde farklı arayışlara yönelmeyi de kışkırtan bu basınca rağmen, Eğitim Sen'in ileri unsurlarının aşağıdan yaptıkları ve son bir haftadır yoğunlaştırdıkları baskı dava sabahına gelindiğinde havayı bir ölçüde değiştirmişti. Dava sabahı basında, Eğitim Sen yöneticilerine açılan ceza davasının haberi ile Eğitim Sen'lilere karşı kimyasal saldırıda bulunan İstanbul polisi hakkında inceleme başlatıldığı haberleri birlikte yer aldı. Eğitim Sen'liler ve onlara destek verenler dün sabah adliye'nin önündeydi. Duruşma salonu tıklım tıklımdı ve solonun kapısı da izdiham nedeniyle açıktı. Dışarıda gazeteciler dışında, avukatlar, yerli ve yabancı sendikacılar, demokratik kurum temsilcileri vardı. Duruşma görülürken Ankara'nın deneyimli yargı muhabirlerine mahkeme heyeti ve hakime dair olarak yönelttiğimiz sorulara verilen yanıtlar şu yöndeydi: "Bu hakim normalde kararında direnebilecek bir hakim. Ama dirense bile, davanın daha sonra gideceği Yargıtay Daireler Kurulu'nda kapatma yönündeki görüşün ağır basmasının muhtemel olması ve başka bazı nedenler mahkeme heyetini de, hakimi de baskı altına alıyor." Kararı verecek olan hakim açısından bu, mesleki kariyer ile mesleki etik arasına sıkışmak anlamına geliyordu. Yukarıdan bu kadar basınç varken dirense, bu siciline Yargıtay'a yükselmesini güçleştirecek bir "not"un düşülmesi demekti. Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi'nin kendi kararını bozarak kapatılma yönünde verdiği karara uysa, kendisi ile çelişecekti. Saat 12.00 civarında hakim, rahat karar vermek için içeridekilere "salonu biraz havalandıralım" dedi. Kısa bir süre sonra da, davanın 17 Aralık sonrası bir tarih olan 21 Şubat'a ertelendiği açıklandı. Bu karar, polisin saldırısına ve yukarıdan gelen derin baskıya rağmen sendikalarına sahip çıkan Eğitim Sen'in ileri unsurları ve onları yalnız bırakmayanlar için kapatma kararının önüne set çekmeyi başarmış olmak anlamına geliyor. Eğer onların bu kararlı tutumları olmasaydı, mahkeme heyetinin ve hakimin "17 Aralık molası" vererek, bu süreçten sonra oluşabilecek havaya bakma ihtiyacı duyması bile çok zordu. Eğitim Sen'liler, daha önce kapatma davasını redddetmiş olan Ankara 2'nci İş Mahkemesi'ne kararından geriye düşmemesi için bir dayanak sunmuş oldular. Bundan sonra da rehavete kapılmadan ve işi 17 Aralık'ta "dışarıdan içeriye doğru esecek" havanın kaderine bırakmadan daha güçlü ve giderek yaygınlaşan bir sahiplenme "yukarıdaki" oyunu bozabilir. Bugün verilen karar, belki arzu edilen karar değildir ama teslim alınamamış olmanın da bir ifadesidir. Yani bu dava nezdinde demokrasi isteyenler kazanmaya yakın bir noktadalar.

ÖNCEKİ HABER

Cheney'in şirketi 10 milyar doları aştı

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa