06 Aralık 2004 03:00

Küçükçekmece gölü kanalizasyon olmasın

Aşırı kirlilik ve hava koşullarının etkisiyle geçtiğimiz haftalarda yüzeyini 'alg basan' ve yeşile dönen Küçükçekmece Gölü çabuk unutuldu. Bir süre kamuoyunun gündemine gelen göl tekrar kendi kaderine terk edildi.

Paylaş
Aşırı kirlilik ve hava koşullarının etkisiyle geçtiğimiz haftalarda yüzeyini 'alg basan' ve yeşile dönen Küçükçekmece Gölü çabuk unutuldu. Bir süre kamuoyunun gündemine gelen göl tekrar kendi kaderine terk edildi. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Beyza Üstün'e, gölün geleceği ile ilgili sorular yönelttik. Üstün, İSKİ'nin, göle dökülen dereleri sanayi tesislerinin kanalizasyon gibi kullanmalarına izin verildiğini söyleyerek, bundan biran önce vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.

Küçükçekmece Gölü ile ilgili zaman zaman 'kurtarılacağına' ilişkin açıklamalar yapıldı ancak sorun devam etti. Gölün ve havzanın kirlilikten arındırılması önündeki engeller neler? Küçükçekmece gölü ile ilgili geçtiğimiz aylarda bir çalışma yaptık. Amacımız bölgede saptadıklarımızı, bilimciler, etkili, denetim ve yaptırım yetikisi olan resmi kurumların tümü, sanayi ve halkla birlikte bölgenin sorunlarını hep beraber tartışmaktı. TÜBİTAK ve Küçükçekmece Belediyesi önemli destek verdi. Bölge sanayi bölgesi olduğu için Sanayi Bakanlığı, kısmen tarım alanı olduğu için Tarım İl Müdürlüğü, altyapıdan sorumlu İSKİ, Sazlıdere Barajı nedeniyle DSİ, Büyükşehir Belediyesi, ilgili ilçe ve belde belediyeleri, Devlet Planlama Teşkilatı ve DİE'yi bu çalıştaya çağırdık. devlet Planlama ve DİE dışında hepsi katıldı. Ancak 'Ben bu bölgede yetkiliyim' diyen tek kurum çıkmadı. Hepsi diyor ki 'Biz bu bölgede çalışıyoruz ama vallahi çok yetkili değiliz. Biz şunu bunu yapıyoruz ama bizim sınırlarımız bunlar' Biz bunu bekliyoruz. Bölgede asıl sıkıntı burada.

En son göl tamamen yeşile dönünce ilk olarak 20 sanayi kuruluşu kapatıldı... Kapatılmasın demiyorum ama 20 tane sanayi kurumunu kapatmanız bir şeyi çözmüyor. Kapatılmasın anlamında söylemiyorum ama... Bizim çalışmalarımızda pilot bölge olarak seçtiğimiz Hadımköy ve Kayabaşı'nda 600'e yakın sanayi var. 20 tane ile çözebileceğiniz bir şey değil. Ayrıca bütün evsel atık sular da göle geliyor.

İSKİ'nin, 3 sene içinde kollektörleri tamamlayıp, atıkları Küçükçekmece Atıksu Arıtma Tesisi'nde arıtarak Gölü kurtaracağını iddia ettiği projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? 2 sene sonra yine 3 sene sonrası denilecek. İSKİ bir kollektör çalışması başlatmış. Duruyor. Böyle ara ara gelip orada 'biz gölü kurtarıyoruz' diyorlar. Bunu tamamen reklam olarak görüyorum. İSKİ oraya lütfetmiyor, altyapıyı tamamlamakla yükümlü zaten. Bunun farkında değil ya da farkında ama umursamıyor. Planlamalar var tabii. Ancak, biz hep planlıyoruz, uygulamıyoruz. İlk yapılacak şey, buradaki altyapının tamamlanması için öyle 3-5 sene sonra değil, hemen başlanması. Henüz böyle bir şey yok. Bana 3 sene sonra da gölün kurtulacağı hayal gibi geliyor. Ayrıca, İSKİ Küçükçekmece'ye bağlanan dereler için 'kanala deşarj' olarak izin veriyor. Saniyicilere 'kanala deşarj' ruhsatı veriyor. Yani, dereyi, kanalizasyon kabul ediyor. Halbuki orası açık doğal sistem. Siz orayı kanalizasyon kabul ediyorsanız varsayın sonunu. Bunu zaman zaman kendileri ile tartışıyoruz ve hiç hoşlanmıyorlar benim bu saptamamdan ama onlar inatla açık dereleri kanal kabul etmekten vazgeçip, altapı için çalışmayı başlatmadıkça ben bunları söylemeye devam edeceğim.

Bölgedeki sanayinin durumu nedir? Bölgedeki en büyük sıkıntılardan biri plansızlık. Sanayici arıtma tesisini yaparsa sorun yok. Arıtma tesisini yapmayan sanayici kirletendir. Ve doğru tesisi yapması gerekir. Üç tane reaktör koymanız bir şey ifade etmez. Bölge 1984 yılında 'Havza koruma alanı' olmaktan çıkarıldı ve 1997 yılında tekrar koruma alanı olarak ilan edildi. Bu ne demek, 'Buyrun ey ahali burayı istediğiniz gibi kullanın' demek. Sanayi gelip imarsız yerlere derhal yerleşmişl ve şu an hiçbirinin ruhsatı yok. Geçici ruhsatla idare ediyor. İşletmeyi kurduktan sonra işlemleriniz tamamlanıncaya kadar size geçici ruhsat veriliyor. 1 sene sonra tekrar geçici ruhsat süresini ilgili belediyeden uzatıyorlar. 15 yıldır geçici ruhsatla çalışanlar var. Bugün sadece Hadımköy'de 400 sanayi kurumu var; tekstil, boyama, suni deri ki bu başlı başına bir afettir, kot yıkama, kot boyama, döküm ağırlıklı. Bu 1996 yılında bir taneymiş bugün 400 olmuş. Sanayi plansız kontrolsüz işini kurmuş. Bölgede kimse kimseyi kontrol etmiyor. Sonra göl birden yeşilleniyor. Herkes panikliyor. Bu bugün olan bir şey değil ki. O sadece hava koşulları nedeniyle hepimizin görebileceği bir boyuta dönen bir kirlilik. Yetkililer de herkes panikleyince 'vallahi biz buraya bir şeyler yapıyoruz' diye hep beraber televizyonlarda boy gösterdik. Mecliste soru önergesi verildi, bir tek bundan umutluyum.

Gölün atıksularının toplanıp arıtılacağı tesis bir ön arıtma tesisi ve deniz deşarjı olarak planlandı. Ön arıtma, bölgeden gelen atıksuların denize deşarj edilebilecek 'temizlikte' arıtılması için yeterli mi? Siz herhangi bir ortama deşarj yapıyorsanız, yasa gereği sorumluluğunuz 'o ortama' deşarj etmeniz için izin verilen standartları tutturmanızdır. Bu ortam eğer bir kanalizasyon şebekesi ise, kanalizasyon şebekesine deşarj edecek starndartı tutturacak şekilde arıtırsınız. Kanalizasyonun sonunda da, taşınan atıksuyu, başka kurum (İSKİ) deşarj edeceği ortama göre arıtır ve öyle verir. Böyle bir zincirde, en başta kanalizasyona deşarj eden kurum, kirletici arıtmasını ön arıtma şeklinde yapar. Çünkü en sonunda nasılsa tam bir arıtma yapılacaktır. Yani İSKİ'nin yapması gereken ön arıtma falan değildir. İSKİ'nin yaptığı doğru dürüst, tam teşekküllü bir son arıtma olmalıdır. Çünkü toplayacağı suyu denize verecektir. Eğer siz arıtmayı kaba tekniklerle, yani birinci arıtma dediğimiz ızgara, kum tutucu, çöktürme tankı gibi fiziksel arıtmadan geçirir verirseniz, sadece askıda olan birtakım kirleticileri tutarsınız. Çözülmüş kirleticileri ya da koloit formda olanları tutamzasınız, bunların arasında organikler de var anornagik yapıda olanlar da var. Dolayısıyla yükünüzü olduğu gibi denize verirsiniz. Derin deşarj da bir arıtma tekniği değildir artık. Çünkü doğal ortamları giderek kirletiyor. Bunu yapıyorsanız mutlaka önüne biyolojik hatta gerekiyorsa kimyasal arıtmanızı koymak zorundasınız. Çok enterasan bir şey İSKİ yetkilisi Raif Mermutlu, Küçükçekmece bölgesindeki arıtma tesisi için, 'biz çamur olacağı için kimyasal arıtma koymuyoruz' dedi. Gerekiyorsa koymak zorunda. Çamuru başka şekilde bertaraf edecek.

Havza için önerileriniz neler? Göl havzasını yöneten bağımsız bir sistem olması gerekiyor. O bağımsız sistemin bütün metodolojisini çıkardık. TÜBİTAK ile birlikte, YTÜ, Boğaziçi Üniversitesi, İTÜ, İstanbul Üniversitesi'nden akademisyenler böyle bir proje çalışması içindeyiz. Küçükçekmece gibi diğer göllerde deuygulanacak bağımsız bir sisteme Türkiye'nin ihtiyacı var. Bunları aşamazsak bir şey yapamayız. Küçükçekmece unutuldu bile. Halk sahiplenmezse hiçbir yere varamayız. Konuşuruz, ve sonra hepsi rafa kalkar unuturuz.

ÖNCEKİ HABER

Eylemler yapılacak

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu: Kürtçe için yasal düzenleme yapılmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa