03 Aralık 2004 22:00

Psike'nin çileli direnci

Yeryüzünde sevgilisi ve kocası tanrı Kupidon'u bulabilmek için güzel Psike; her yerde deli divane onun izini sürmeye başladı. Çünkü tanrı kocasının sözlerini tutmadığı için onu elinden kaçırmıştı!

Paylaş
Yeryüzünde sevgilisi ve kocası tanrı Kupidon'u bulabilmek için güzel Psike; her yerde deli divane onun izini sürmeye başladı. Çünkü tanrı kocasının sözlerini tutmadığı için onu elinden kaçırmıştı! Bu arada başvurduğu en etkin tanrılar bile, tanrıça Afrodit'in dizginlenemez kininden ve şerrinden ürktükleri için, hiçbiri Psike'ye yardım etme yürekliliğini gösteremedi! Bilindiği gibi Afrodit; oğlu olan yakışıklı tanrı Kupidon'u; güzelliğini kıskandığı ölümlü Psike'yi cezalandırması için görevlendirmişti. Ama öz oğlu olan ve adı "arzu" anlamına gelen bu yaramaz tanrı Kupidon; adı "ruh" anlamına gelen Psike'yi görünce, onun güzelliğine aniden vurulmuş, üstelik düpedüz kocası da olmuştu!. Ona saraylar bağışlamıştı... İşte bu yüzden hem oğlu Kupidon'a, hem de özellikle eş olarak seçtiği Psike'ye kin üstüne kin bağlamıştı... Hıncını alabilmek için tanrıça Afrodit; Psike'yi yakalayıp yanına getirmesi için tanrı Merkür'e ricada bulundu. Tanrı Merkür, tanrıçanın isteğini yerine getirdi. Böylece biri ölümlü diğeri ölümsüz; iki güzel rakip yüz yüze gelmiş oldu. Tanrıça Afrodit; güzelliğiyle bir tanrıçayı bile çileden çıkarabilen ölümlü yaratık Psike'ye ağzına geleni söyledi. Sonra da; "Sen bundan böyle benim kölemsin!" diye kükredi. "Haydi, şimdi işe başlıyoruz!" Tanrıça, kızcağızın önüne bir çuval dolusu; birbirine karışmış susam, buğday, pirinç tanelerini yığdı. Bu tohumları; gün batana dek, ayrı ayrı kümeler halinde birbirinden ayıştıracaktı…Psike bir-iki saat sonra, umutsuzluktan ve yorgunluktan yığılakaldı. Bu sırada kızcağıza acıyan karıncalar, kısa sürede işi bitirip çekip gittiler. Tanelerin küme küme ayrıştığını gören Afrodit, şaşırdı; kuşkulandı. Ona hemen yeni bir iş verdi: "Bak," dedi kıza, "şu karşıdaki ırmağı görüyorsun ya, onun öte yakasında otlayan çobansız ve saldırgan koyunların altın yünlerinden bir çile kesip bana getireceksin!" O dondurucu ırmağı zarzor geçen Psike; umutsuzluktan canına kıymak üzereyken, serüvenlerini duyup ona acıyan sazlar, bu işi becerebilmesinin sırrını ona açıkladılar. Böylece Psike'nin yünleri kolaylıkla derleyip geldiğini gören Afrodit'in şaşkınlığı, bir kat daha arttı. Bu kızın bunca zor işlerin üstesinden gelebilmesinde, oğlu Kupidon'un yardımları olabileceğiniden kuşkulanmaya başladı. Bu kez ona yeni bir iş daha verdi: "Şu karşı dağın doruğunda kocaman bir kayalık vardır. Oradan buz gibi kaynayan sudan bir şişe dolusu getireceksin!" deyip ağzı iple bağlı bir şişe tutuşturdu eline. Psike dağa ulaştı ulaşmasına, ama onun dimdik kayalık doruğuna ulaşmak olası değildi! O anda ta yükseklerden süzülüp gelen tanrı Zeus'un kartalı; kızın elindeki şişenin ipten sapını kavradığı gibi yeniden havalandı ve dağın kayalık doruğuna ulaştı. Bir süre sonra da dolu şişeyi kızın eline tutuşturdu. Psike, hiç beklemeden doğruca Afrodit'e ulaştırdı dolu şişeyi. Şaşkınlıktan öfkesi daha da şahlanan tanrıça Afrodit; bu kez bu zoraki gelinine, kesinlikle üstesinden gelemeyeceğini düşündüğü yeni bir işle görevlendirdi. Psike'nin eline içi boç bir kutu verdi: "Şimdi doğruca Cehennem'e gideceksin. Oranın tanrıçası Proserpina'ya benden selam söyleyip bu kutunun içine biraz kendi güzelliğinden koymasını rica edeceksin. Tabii sonra da kutuyu bana getireceksin!" Artık Psike, bu dünyayla arasındaki her şeyin bittiğini anladı. Bundan daha fazla bir çile çekmenin bir anlamı kalmadığını düşündü. Kesinlikle, tanrılara meydan okuyan bir güzellikle yaratılmış olmanın kurbanı olduğu yargısına vardı. Bunun gibi karamsar düşüncelerle cebelleşerekten ilk rastladığı bir kulenin tepesine çıktı. Umarsızlığı yüzünden tam kendini boşluğa bırakacakken, koskoca kule dile geldi. Sonuna dek direnmesini öğütledi umutsuz Psike'ye. Sonra da Cehennem'e giriş ve Cehennem tanrıçasıyla nasıl konuşabileceği konularında onu bilgilendirdi. Böylece Psike, tanrıça Proserpina'ya ulaştı. Onun kendi güzelliğiyle doldurduğu kutuyu alıp Cehennem'in çıkışına doğru yönlendi. Yolda; "Neden ben de elimde tuttuğum bu kutudaki tanrısal güzellikten yararlanmayayım?" diye bir düşünce geçti içinden. "Hem tanrı olan sevgilim Kupidon beni o zaman daha çok beğenmez mi?" Ve kutuyu açtı: Kutu bomboştu. Aniden bir uyku çöreklendi Psike'nin içine: Az sonra da Cehennem'in kapıları önünde yığılıp kaldı... Kupidon da güzel karısını özlemeye başladı. Anası tanrıça Afrodit'e derdini anlatamazdı! Doğruca Olimpos'taki baştanrı Zeus'a çıkıp bütün başından geçenleri anlattı: Anası Afrodit'in zorlamasıyla cezalandırması gereken bir kıza aşık olmuştu. Zeus'tan yardım istedi. Olup bitenleri sonuna dek izlemiş olan baştanrı Zeus; böylesi serüvenlerin zaten yabancısı değildi! Hemen Olimposlu tanrı ve tanrıçaları; düzenleyeceği görkemli bir şölene buyur etti. Psike'yi de yeniden yaşama döndürüp bu şölene getirtti. Haliyle şölende tanrıça Afrodit de vardı. Baştanrı Zeus; adı arzu anlamına gelen tanrı Kupidon'la ölümlü Psike'yi; birbirini çok seven eşler adına, tanrısal bir nikâhla birleştirdi. Bütün tanrı ve tanrıçalar, Psike'yle Kupidon'u kutladılar; armağanlar sundular. Tanrıça Afrodit de; her şeyi unutup güzel gelininden övgüyle sözetti. Ve güzelliğin yanında, bir kadına her zaman gerekli olan direnç ve gerektiğinde kullanacağı en etkin silah olan isyan gücünü sundu çileli gelinine. Baştanrı Zeus da; mutlu aşık çiftlerin simgesi olarak güzel Psike'yi, ölümsüzlük armağanıyla ödüllendirdi… Artık ölümsüzleşen Psike'yle tanrı Kupidon'un bir kızları oldu. Ona, "çekici , birleştirici" anlamına gelen Volüpte adını koydular...

[email protected]

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Özürlüler ABD'yi protesto ettiler

SONRAKİ HABER

Manisa'da 4.0 büyüklüğünde deprem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa