28 Kasım 2004 22:00

Yeşilçam'ın sultanları
   yonca yapraklarında!

Hülya Koçyiğit gri pardösüsü ile hakkını arayan kentli bir kadın olurdu, Fatma Girit aşiret geleneklerine karşı çıkan cesur bir köylü, Filiz Akın şapkası, sarı saçları ve Avrupalı havasıyla sevgiden, aşktan bahseden bir meltem, Türkan Şoray ise baygın gözleri ile sarhoş eden asi bir kadın.

Paylaş
Hülya Koçyiğit gri pardösüsü ile hakkını arayan kentli bir kadın olurdu, Fatma Girit aşiret geleneklerine karşı çıkan cesur bir köylü, Filiz Akın şapkası, sarı saçları ve Avrupalı havasıyla sevgiden, aşktan bahseden bir meltem, Türkan Şoray ise baygın gözleri ile sarhoş eden asi bir kadın. Türkiye Sineması'nın her yaştan, her kesimden izleyicinin gönlünde taht kuran bu 'dört diva'sı 'Dört Yapraklı Yonca'da buluştu. Onları hep orada görürüz: Köylü, kentli, işçi, zengin ailenin kızı ya da belki de bahçıvanın kızı ama mutlaka güzel. Ağlayan, gülen, bağıran, ezilen belki muzip yönleriyle sinema seyircisinin belleğinde iz bırakan Yeşilçam'ın sultanlarının görülmeyenine "Dört Yapraklı Yonca" kitabında mercek tutuluyor. Orada ise ışıltıdan uzak, mütevazı yaşamların, yalnızlıkların, yılgınlıkların ve cesaretin izleri yansıyor. Türkan Şoray (42 yıl, 196 film), Hülya Koçyiğit (41 yıl, 176 film), Filiz Akın (120 film, 18 yıl) ve (46 yılda 186 filmde rol alan) Fatma Girik'in ortak danışmanı olan Bircan Usallı Silan'ın "dört diva" ile yaptığı söyleşilerden oluşan kitap, kadının sinemadaki yolcuğu, sinemanın kadınla yolculuğunu gözler önüne seriyor.

Özgürlük düşü Sinemanın unutulmayacak karakterlerini yaratan dört diva ve bir o kadar kadın sinema oyuncusunu ele alan kitap, bu kez ışıltılı yaşamlarının aksine 'keşkeler'ini anlatıyor. Yaşlanmayan, eskimeyen, hep beğeniyle alkışlanan dört ünlü kadının kitaba yansıyan en büyük özlemleri ise özgürlükleri. Yazar Bircan Usallı Silan, dört diva için şunları söylüyor: "Asla gerçek anlamda mutlu olamadılar. Asla çok zengin olamadılar. Asla tatmin de olmadılar. 'Keşke'leri hep oldu. Met-cezirleri, artıları, eksileri, özlemleri, arzuları, gizli kalmış acıları, paylaşmadıkları sevinçleri... Aldatılmışlıkları bir de. Ben bu söyleşileri yalnızca benim değil, 40 yıldır hepimizin yaşamında çok özel bir yere sahip bu kadınları niye sevdiğimizi anlayabilmek için yaptım. Derdim yaşam hikâyeleri değil. Onları sanat adına eleştirmek hiç değil. Yalnızca onları daha yakından tanıyabilmek. Dünyaya bakış açılarını sizlerle paylaşabilmek. Bazen dört köşesi aynı mendil gibi benzeşiyorlar. Bazen dört mevsim gibi birbirlerinden çok farklılar. Bazen küçük birer kız çocuğu, bazen de eski anakara gibiler. Yaşları yok onların. 10 yaşındalar, 20, 30, 40, 150 hatta. Sahi onların sihri neydi?"

Saptamalar Silan, Türkiye Sineması'nın 40 yıllık yıldızlarından "Erkek Fato"yu, kendisiyle çok barışık biri olarak tanımlıyor. Silan, iyi bir gönüllü ve insanlarla her şeyi paylaşabilen biri olduğunun altını çiziyor. Fatma Girik, alnındaki çizgi dışında hiç estetik olmamış. Gazeteci Bircan Silan, kitabında sosyolog Nilüfer Göle'den de yararlanmış. Sosyolog Göle, Hülya Koçyiğit'i Atatürk Cumhuriyeti'nin öğretmenine, Fatma Girik'i 'köylü kadının baş temsilcisi'ne, Filiz Akın'ı 'Avrupa'ya bakan yüzümüz' olarak, Türkan Şoray'ı da "kadın gibi kadın" ifadeleriyle tanımlamış. Silan, kitabında sansasyondan uzak, yaşama dair saptamaların yer almasına özen göstermiş. "Bu dört kadını biz hâlâ niye çok seviyoruz?" sorusundan hareketle yayımlanan kitap, acıtıcı gerçeklerden ibaret anektotlarla yüklü. 40 yıldır bitmeyen sihirlerinin peşine düşen Silan, bu sihrin formülünü çözmeye çalışmış. "İnsani bir çaba içinde insani yanlarını anlatmaya çalıştım" diyen Silan, iddialı olmadığını da vurguluyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Dobrinja'da Düğün

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa