28 Kasım 2004 22:00

Şiddetin çocukları!

Ekonomik, sosyal veya toplumsal nedenlerden kaynaklanan şiddet olaylarına her geçen gün bir yenisi eklenirken; şiddet ortamında büyüyen çocukların oynadığı oyuncaklar da şiddetin ulaştığı boyutlarını ortaya seriyor.

Paylaş
Ekonomik, sosyal veya toplumsal nedenlerden kaynaklanan şiddet olaylarına her geçen gün bir yenisi eklenirken; şiddet ortamında büyüyen çocukların oynadığı oyuncaklar da şiddetin ulaştığı boyutlarını ortaya seriyor. 15 yıllık çatışma ortamının en sıcak biçimde hissedildiği, sokak ortasında infaz gibi şiddet olaylarının yaşandığı Diyarbakır'da çocukların en gözde oyuncakları arasında oyuncak silahlar, patpat ve kızkaçıran geliyor. Dicle Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aytekin Sır, şiddet gören çocukların oyuncak da olsa silah kullandığı zaman kendisin güçlü hissettiğini belirterek çatışmalı ortamın çocukları da çatışmaya ittiğini söyledi. Sır, ailelere, çocuklarına özgüven vermesi konusunda önerilerde bulunurken; çatışma ortamınında şiddet gören, çalıştırılan çocukların yaşama kazandırılması için yetkilileri göreve çağırdı.

Çevresel etmenler Çocukların davranışları üzerindeki çevresel faktörlere değinen Sır, "Kız çocukları evcil ve bebekle oynamaya meyilliyken erkek çocukları daha fazla silah araba gibi oyuncaklara yönelebilir. Bunun bir kısmı doğuştan gelen özellik ise, bir kısmı da çevrenin etkisiyle oluşur. Çevre, insanların çocuklarını şiddete meyilli olması yönünde teşvik ediyor. Bu bilinçli olmuyor çoğu zaman" dedi. Aile içersinde şiddet gören çocuklarda ilerleyen yaşlarda içe kapanıklık, bastırılmış kişilik gibi davranış bozuklukları görüldüğünü anlatan Sır şöyle devam etti; "Aile içerisinde baba çocuğuna güç kullanıyorsa; çocuğunu dövüyorsa, çocuk buna karşı koymaya çalışıyor. Çünkü kendisi güçsüz. Ona karşı mücadele etmesinin yolu kendisinin güçlenmesini gerektiriyor. Kendisini güçlendirecek şey bir silahtır. Ve bununla çevreye karşı daha güçlü hissetmeye çalışıyor. Ve arkadaşlarına çevresine karşı o da şiddet uygulamaya başlıyor. Kime şiddet uygulanmışsa ilerde bakıyorsunuz o şiddete daha meyilli oluyor" diye konuştu. Çocuğa kendine güvenin öğretilmesi gerektiğini belirten Sır, şiddet içeren programlara yer veren televizyon kanallarını da eleştirdi.

Çatışma psikolojisi 15 yıllık çatışmalı ortamın çocuk psikolojisini olumsuz yönde etkilediğini ve çatışmalı ortamın çocukları da çatışmaya ittiğini anlatan Sır, "Görüyorum çocukları ağzını yüzünü kapatmış. Öyle bir çatışmada hissediyorlar ki kendilerini ve birbirlerine ateş ediyorlar. Bir köşede saklanmış ve arkadaşına ateş ediyor. Tabii ki süren çatışmalar, çocukları olumsuz etkiliyor" diye konuştu. Sağlıklı çocukların yetişmesinde öncelikle ailenin rolü olduğuna vurgu yapan Sır şu önerilerde bulundu; "Aile çocuğa güven vermeli. 'Sen her şeyi yaparsın. Ben sana inıyorum, güveniyorum' diyerek güven vermeli. Bir de kendi arkadaş grubu içerisinde çocuğu ön plana çıkarmalı ve bunu ön plana çıkaracak birtakım etkinliklerle çocuğu yönlendirmeli. Örneğin çocuğun resim yeteneği var. Güzel resim yapıyor. Resim kursuna göndermeli. Müziğe eğilimi var. İyi bir kulağı var. Müzik kursuna, saz, gitar vb. kurslara göndermeli." Sır, şiddet altında kalan sokak çocuklarının da kötü alışkanlıklara ve kendini savunmak için şiddete başvurduğunu belirterek, ilk yapılması gereken şeylerden birinin bu çocukların sokaktan koparılarak, aile ortamınına katılması ve eğitim verilmesi olduğunu ifade etti.




HER ÇOCUĞUN ELİNDE BİR SİLAH! Diyarbakır sokaklarında çocuklar ellerinde oyuncak silahlarla 'öldürmece' oynuyorlar. İp atlama, top oyunu ya da başka bir oyuna benzemiyor bu. Birbirlerini öldürmek için kovalıyorlar. Onlara göre her şey çok gerçekçi. Yaşıyorlar... Şiddet sinsice çocukların yaşamına girmiş. Çocuk çocukça duygularını yitirmiş farkında olmadan. Tetiğe bastıkça rahatladığını söylüyor biri. Bir diğeri eğlenceli buluyor silah kullanmayı. Sadece filmlerde değil; gerçek yaşamda gördüğü görüntüleri de taklit ediyor diğeri... Irak'ta süren savaşın aslında ne kadar içimizde olduğunu görüyoruz bir kez daha; "Ya Udeyh ya Saddam" diyerek ellerindeki silahları kaldırıp indiriyorlar. Sohbet etme isteğimizi 'çatışmaya gidiyoruz' diyerek reddediyorlar. Biraz ilerledikten sonra yolda gördükleri bir çocuğu boynundan kavrayarak tetiğe basıyorlar. Arkasından "İçi boştur" diyerek gülüyorlar. U.Y. (10 yaşında-4 sınıfta): Hep silah almak istiyorum. Araba da istiyorum. Silahım olunca güçlü olduğumu hissediyorum. Çatışmalar oluyor. Kuşlara sıkıyoruz. Çok hoşlanıyorum. Televizyonlardaki çatışmalı filmleri çok seviyorum. Ş. Ç. (9 yaşında-okula gitmiyor): Canımız sıkılıyor. Sıkınca rahatlıyorum. Hoşuma gidiyor. Bu beni mutlu ediyor. Bazen de kavga ediyoruz. O zamanlar da rahatlıyorum. Kavga için de bize lazım oluyor silah. Ben bebek değilim diğer oyuncakları alayım. N. Ö. (9 yaşında-3. sınıf): Silah çok almak istiyorum. Herkesin elinde var. Şuradaki bakkalda füze, kızkaçıran da satıyorlar. Bebek de seviyorum. Ama silah daha da hoşuma gidiyor. G.K. (10 yaşında- 4. sınıf): Bende sulu silah var. Seviyorum silah kullanmayı.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

7 işletme özel şirketlere kiralandı

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa