29 Kasım 2004 03:00

Hedefte hayvancılık var

AKP Hükümeti prim teşviğini indirerek, et ithalatını serbest bıraktı.

Paylaş
AKP'nin son dönemdeki hayvancılık ile ilgili politikaları, "nedir bu hayvancılığa düşmanlık" dedirtiyor. Bakanlar Kurulu kararı ile 1 milyon lira olan et teşvik primini 500 bin liraya indiren hükümet, son İlerleme Raporu'nda açıkça et ithalatı yasağının kaldırılmasını isteyen Avrupa Birliği'nin (AB) talebini anında yerine getirerek, et ithalatını da serbest bıraktı. AKP Hükümeti'nin son dönemde hayvancılıkla ilgili attığı adımlar tepki topluyor. AKP'nin ilk darbesi et teşvik primine oldu. Kesilen sığırlar için 190 kilogram et ağırlığının üzerinde olması durumunda kilogram başına verilen et teşvik primi Bakanlar Kurulu kararı ile 1 milyon liradan 500 bin liraya indirildi. Karar, 30 Eylül'de Resmi Gazete'de yayınlanarak, yürürlüğe girdi. Hükümet, ikinci büyük adımı et ithalatıyla attı. AB, 6 Ekim'de İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin AB'ye getirdiği et ithalatı yasağından şikâyet etmişti. Raporun üzerinden bir ay bile geçmeden AKP hükümeti AB'den et ithalatını serbest bıraktı. 30 Ekim 2004 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan "Avrupa Topluluğu Bazı Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulamasına İlişkin Tebliğ"e göre, AB ülkelerinin yanı sıra, Romanya, Makedonya, Hırvatistan ve Bulgaristan'dan canlı hayvan ve et ithalatı serbest bırakıldı. AKP'nin yıllardır kan kaybeden Türkiye hayvancılığına vurduğu darbe bununla da kalmadı. Hayvancılığa büyük katkıları olan, Türkiye hayvancılığının en önemli sorunlarından hayvan hastalıkları ile ilgili araştırmalar yaparak, çözüm üreten Manisa Tavuk Hastalıkları Araştırma ve Aşı Üretim ile Afyon Mandacılık Araştırma Enstitüsü'nün kapılarına kilit vurdu. Bursa İpekböcekçiliği Araştırma Enstitüsü ise yıl sonuna kadar kapanacak.

Dünya çapında önemli Türkiye hayvancılığına sayısız katkıları olan bu enstitülerin kapatılma gerekçesi ise "verimsizlik." Oysa, enstitüler sadece Türkiye'de değil, dünyada sayılı enstitüler arasında yer alıyor. 1982 yılında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı ile Tarım Bakanlığı işbirliği ile kurulan Manisa Tavuk Hastalıkları Araştırma ve Aşı Üretim Enstitüsü, sadece tavuk hastalıkları açısından değil, aşı üretiminde de insan sağlığını koruma açısından önemli yer tutuyordu. Enstitünün can damarını ise "mikropsuz yumurta" üreten merkezi oluşturuyordu. Bu özelliği ile dünyada ilk 10 ensitütü arasında yer alan enstitü, Ortadoğu ve Balkanlar'da ise tek. Enstitü, yıllık 300 bin adet mikropsuz yumurta üretmesinin yanı sıra, 7 çeşit kanatlı aşısı, 19 çeşit teşhis amaçlı antijen ve antiserum üretiyordu.


İTHALAT YIKIM GETİRİR Ankara Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ayhan Filazi, hayvancılığın başlı başına bir sektör olduğunu dile getirerek, hayvancılıkta her bir parçanın kullanılabildiğini ifade etti. Filazi, bir ülkenin ulusdevlet özelliğinin ortadan kaldırılması için tarım ve hayvancılığının bitirilmesinin yeterli olduğunu kaydederek, hayvan varlığı açısından büyük sorun olmadığına, ancak büyükbaş ırkların çoğunun düşük verimli olduğuna dikkat çekti. Türkiye hayvancılığının en büyük sorunlarından birinin hayvan hastalıkları olduğunu dile getiren Filazi, hastalıkların yaygın bir şekilde görülmemesini ve insanlara geçmemesini şans olarak değerlendirdi. Filazi, Türkiye'de hayvancılığın çok zor durumda olduğunu belirterek, hayvancılığın yüksek gümrük duvarları ile korunmaya çalışıldığını, ithalatın hayvancılık için tam bir yıkım anlamına geldiğini vurguladı. Filazi, son atılan adımların hayvancılığa büyük bir darbe vuracağının altını çizdi. Kapatılan araştırma enstitülerinin Türkiye hayvancılığına önemli katkıları olduğunu ifade eden Filazi, Afyon Mandacılık Araştırma Enstitüsü'nün Türkiye'de sığırlarla ilgili tek gen kaynağı olduğunu söyledi. Filazi, tavukçuluğun Türkiye'nin en dinamik sektörlerinden olduğunu dile getirerek, araştırma enstitülerinin kapatılmasının sektörü ciddi biçimde geriye götüreceğini söyledi.


ET AÇIĞI GİDEREK ARTIYOR 1990 yılında denetim altındaki 560 bin ton olan et üretimi, 2002 yılında 420 bin tona kadar geriledi. Koyun varlığı 40 milyondan, 25 milyona, sığır varlığı 13 milyondan, 9 milyona kadar geriledi. Hayvansal ürün üretimi gerilemeden nasibini aldı. Son 12 yılda sütte yüzde 14, ette yüzde 18 ve deride yüzde 40 gerileme yaşandı. Hayvancılığın girdisi olan yem ekim alanı toplam ekilen arazi içinde yüzde 3'lük bir değere sahip. AB'de ise bu oran yüzde 30. Yapılan hesaplamalar ise eğer hayvancılıkla ilgili etkin çözüm bulanamaz ise 2015 yılında Türkiye'nin et açığının 170 bin ton olacağını ortaya koyuyor.

ÖNCEKİ HABER

Doğu'da özerklik talebi

SONRAKİ HABER

Milas’ta 3 işçinin can verdiği feldspat madeni kaçak çalıştırılıyormuş

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa