20 Kasım 2004 03:00

Naksoslu kahraman rahibe
   POLİKRİTE

Eski çağda, Naksos Adası Kralı'nın kızkardeşi olan Polikrite (Polycrité); Apollon tapınağında, güzelliği ve soyluluğuyla ünlü bir rahibeydi.

Paylaş
Eski çağda, Naksos Adası Kralı'nın kızkardeşi olan Polikrite (Polycrité); Apollon tapınağında, güzelliği ve soyluluğuyla ünlü bir rahibeydi. Bu tapınak kentin dışındaydı. Bir ara Miletliler ve onların savaş ortakları; Ada'nın bütün çevresine surlar örüp Naksos Krallığı'nı tam bir kuşatma altına aldılar ve surların dışında konuşlandılar. Savaş ortağı işgal orduları komutanlarından İyonyalı genç ve yakışıklı Diyognetos; surların hemen ardındaki Apollon tapınağının alımlı ve güzel rahibesi Polikrite'ye, daha ilk gördüğünde vuruldu. Haliyle Diyognetos; bu genç rahibeye askerleri aracılığıyla, duygularını dillendiren haberler göndermeye başladı.

Karşılıksız aşk Her ne kadar mesajları ulaştıran askerler her seferinde, komutanın aşkını simgeleyen gönül çelici armağanlar sunuyorlarsa da, ülkesini kuşatma altına almış bir komutana yüz vermek, gönül vermek geçmiyordu güzel rahibenin içinden. Gönderdiği mesajlara hiçbir doyurucu karşılık alamayan aşık komutan; ilettiği haberlerin birinde, çok sevmesine ve her şeyi yapabilecek konumda olmasına karşın, tanrı Apollon'un saygın ve kutsal rahibesini zorla kaçırmanın yakışık almayacağını bildirdi. Bir süre sonra güzel rahibenin gönlünü çelmek için çareler arayan komutan, uzaktan da olsa gizlice onu sık sık seyretmeye gidiyordu. Ne var ki komutanın inatçı çabaları da boşa gitmedi. Bir süre sonra Polikrite'nin de kanı ısınmaya, bu yakışıklı komutana doğru gönlü kaymaya başladı. Güzel rahibenin gönlünde başlayan bu meyillenme, gittikçe mayalandı ve açığa vuramasa da, gerçek bir aşka dönüştü zaman içinde. Bunun üzerine güzel Polikrite; ilişkilerinin gönüllerince sürebilmesi için komutana; hiç itirazsız bir dileğini yerine getirip getiremeyeceği yollu bir haber ulaştırdı. Komutan Diyognetos; hiç düşünmeden ve sevinçten havalara uçarak, sevgilisine elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğu karşılığını gönderdi.

İlk karşılaşma Böylece ilk kez yüz yüze gelmiş oldular. Komutan, sözkonusu isteğin ne olduğunu sordu kıza. Her şeyi göze alan Naksoslu güzel rahibe; bütün içtenliğiyle komutanı sevdiğini, ama bu arada ülkesinin de haksız bir işgal altında olduğunu ve sürekli yağmalandığını söyledi. Haliyle kendisinin hem kişisel hem de ülkesine olan aşkı arasında sıkışıp kaldığını açıklamaya çalıştı. Bu yüzden komutandan durumuna anlayış göstermesini ve bu haksız kuşatmanın kırılması için yardımcı olmasını istedi… Böyle bir istekle yüz yüze gelebileceğini hiç düşünememiş olan Diyognetos; hemen kılıcını çıkarıp güzel rahibenin göğsüne dayadı. Ne var ki komutan; Polikrite'nin korkusuz ama aşk dolu gözlerinde, bir anda fark ettiği katışıksız içtenlikten çarpılmışa döndü. Kılıcını yeniden kınına soktu. Ama bundan sonra da ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Kuşatma altındaki Naksos'ta işgalci bir komutan olarak üstlendiği sorumluluk ve Polikrite'ye olan sınırsız aşkı arasında cebelleşerek geçirdi bütün gecesini…Vicdanıyla giriştiği bu hesaplaşmalarının sonunda, kendisinin gerçekte işgalci ve haliyle haksız bir konumda olduğu düşüncesine vardı. Üstelik karşılıklı olarak birbirlerine besledikleri aşkın; bu savaşın olası zaferinden çok daha görkemli olduğunu bütün benliğiyle hissetti. Sabah sevgilisi Polikrite'ye, isteğini yerine getireceği sözünü verdi.

Diyoknetos'un çadırı Polikrite, sevgilisi Diyoknetos'un çadırındaydı artık. Üç gün sonra da işgalci Miletli askeri birlikler;Tanrı Apollon ve Tanrıça Artemis onuruna her yıl düzenledikleri ve şarabın su gibi aktığı şölenlere başladılar. Diyoknetos; şölen gecesi, Apollon tapınağı yanındaki gizli sur kapısını açık bırakacağını söyledi Polikrite'ye. Polikrite de aynı gün hazırladığı pasta içine yazılı bir mesaj koydu ve bunu kardeşi olan Naksos Kralı'na apar topar ulaştırdı. Mektubunda; o gece sur kapısının açık bırakılacağını, ama her olasılığa karşın kendisinden gelecek bir meşale ışığını da mutlaka beklemeleri gerektiğini yazdı. Geceleyin Miletli işgal birlikleri ve yandaşları, şarabın verdiği derin uykuya daldıklarında Polikrite; sur kapısını yoklamaya gitti. Gerçekten de sevgilisi komutan Diyoknetos sözünü tutmuş ve gizli kapıyı açık bırakmıştı! Güzel rahibe hemen yaktığı meşalesini, surların ardında hazır bekleyen Naksoslu birliklere doğru coşkuyla sallamaya başladı…

Polikrite'nin ölümü Sur kapısından geçen Naksoslu askerler, gecenin karanlığında önlerine çıkan işgalci askerleri kılıçtan geçirdiler. Hiç beklemedikleri bir baskınla şaşkına dönen birlikler, hemen gemilerine atlayıp Naksos adasından apar topar kaçışmaya başladılar. Bu arada Polikrite; bu zaferi bağışlayan ve artık ölesiye bir aşkla bağlandığı komutan sevgilisini aradı bütün gece. Ne var ki sabah olduğunda, onun da kılıçtan geçirildiğini gördü büyük bir dehşetle. Güzel rahibe, sevgilisinin ölüsü başında, uzun uzun ağlayıp dövündü; ağıtlar yaktı. Sonunda sevgilisinin acısına dayanamayıp kendini hançerledi…

Anıtmezar İşgalden kurtulan Naksoslular; hem kahraman Polikrite hem de sevgilisi Diyognetos için, eşi görülmedik görkemli törenler düzenlediler; onların anısına büyük ateşler yaktılar. Bir süre sonra da, özenle yaptıkları büyük bir anıtmezara, iki sevgilinin küllerini gömdüler.

[email protected]

ÖNCEKİ HABER

Sendikaya hukukdışı engelleme

SONRAKİ HABER

İngiltere’de Avam Kamarasından sorumlu bakan istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa