19 Kasım 2004 03:00

Korkunun ecele faydası...

Birçok sosyolog, siyaset bilimci ve hatta sinemacı Amerikan toplumunu bir arada tutan en önemli harcın 'korku' kültürü olduğu konusunda hemfikir...

Paylaş
Birçok sosyolog, siyaset bilimci ve hatta sinemacı Amerikan toplumunu bir arada tutan en önemli harcın 'korku' kültürü olduğu konusunda hemfikir. Yerlilerden korkmak, siyahlardan korkmak, Latinlerden korkmak, işini kaybetmekten, hayat standartlarını yitirmekten ve şimdilerde de 'terörizm'den korkmak. Bu tespitlerin doğruluk payı olduğu su götürmez. Bu durum, sinemada da sıkça konu ediniliyor. David Fincher'ın çektiği Panik Odası, bir mülke sahip olmanın ve onu korumak zorunda kalmanın korkularını anlatıyordu. Bugüne kadar daha çok mistik ve dinsel yanları ağır basan filmleriyle dikkat çeken ve hatırı sayılır bir izleyici kitlesine sahip olan Hint asıllı yönetmen Night Shyamalan'ın bugün gösterime giren filmi "Köy" ise 'dış tehditlere' karşı duyulan korkuyu anlatan başarılı bir gerilim. Daha önceki filmleri "İşaretler" ve "Altıncı His" ile sinemalarımıza konuk olan yönetmen, yine 'doğa üstü güçlerin' insanların üzerindeki etkilerini anlatan bir gerilime imza atmış. "Köy", korkuyla yönetmek ve yönetilmek üzerine bir film. 19. yüzyıl Pennsylvania'sının küçük bir köyündeyiz. Belirli kuralları olan ve herkesin birbirine saygı duyarak yaşadığı bu şirin köy, ideal bir 'Ütopya' yerleşkesi gibi tasarlanmış. Ancak, her şey bu kadar kusursuz değil. Ama öte yandan, bu kapalı devre yaşamın dışındaki her şey bir tehdit oluşturmaktadır. Ahalinin "adını anmadıklarımız" olarak tanımladığı yaratıklarla uzun süren bir anlaşma imzalanmış ve köy halkı onların alanlarına müdahale etmediği sürece, yaratıklarda köye girmeyecektir. Ancak, yeni nesilin köyün ötesini de anlama isteği, kasabalara gitmek, oradaki insanlarla tanışma talebi işlerin bir anda değişmesine neden olur. Anlaşma bozulur ve köyde esrarengiz olaylar patlak verir. Suç'tan arınmış bu steril hayat, yeniden suça tanık olur, ütopya yıkılır .

Shyamalan ve gerilim Yönetmen Shyamalan, daha önceki filmlerinde olduğu gibi bu filmde de gerilim ögelerini kullanmayı ve atmosfer yaratmayı başarıyor. Özellikle sır perdesinin ağırlığını koruduğu ilk bölümde, yani yaratıklarla insanlar arasındaki anlaşmanın sona erdiği bölümde, mutlu insanlar topluluğuna yönelen tehditlerin, köyün içinde esrarengiz bir biçimde dolaşan yaratıkların gerilimi tırmandırdığı söylenebilir. Shyamalan'ın kamerası bu bölümde 'esrarengiz yaratık' kimliğine bürünüyor ve köyün içinde öyle dolaşıyor.

Çözülme ve gerçekler "Köy", bağımsız olarak ele alındığında yalnızca başarılı bir gerilim filmi olarak değerlendirilebilir kuşkusuz. Ama 11 Eylül gibi birçok şeyin yeniden tanımlandığı olayın ardından çekildiği düşünüldüğünde başka türlü okumalara da tabi tutulabilir. Filmdeki sırlar çözülmeye ve toplum üzerinde yaratılan korkunun nedenleri ortaya çıkmaya başladığında; korkunun kaynaklarını anlamak da kolaylaşıyor. Ergenlikten kadınlığa geçiş aşamasındaki kör kız Ivy ve başka dünyaları tanımakta ısrar eden Lucius Hunt'ın ısrarlarının 'korku'nun temellerini sarstığı bölümde; kasabayı yöneten 'ihtiyar heyeti'nin de kendi korkularıyla yüzleştiklerine tanıklık ediyoruz. Shyamalan, söylencelerin zamanla nasıl gerçeğe dönüştüğünü; gerçeğinse ancak korkunun üzerine giderek çözülebileceğini gösteriyor finalde. Kusursuz toplum olamayacağını, toplumları bir arada tutmak için kullanılan korku motiflerinin gücünü ve toplumlarda yarattığı bozuşmayı da ihmal etmeden.

Oyunculuk iyi Filmin oyuncu kadrosuna da değinmekte yarar var. Gözü kara genç Hunt rolünde Joaquin Phoenix; kasaba lideri Edward Walker rolünde William Hurt beklenen performanslarındalar. Ama filmin en etkileyici oyunculuklarını kasabanın güzel ve cesur kızı Ivy Walker'ı canlandıran Bryce Dallas Howard ve köyün delisi rolündeki Adrien Brody sergiliyor.

ÖNCEKİ HABER

Kızılay'da sular durulmuyor

SONRAKİ HABER

Vedat Muriqi transferi: Gündemde Fenerbahçe var, resmi teklif Toulouse'dan geldi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa