18 Kasım 2004 03:00

Aman "mırra"ya dikkat!

Diyarbakır'dan kalkıp Ankara'ya gelmiş, çalıştığı lokantada müşterilere mırra ikram ediyor. Lise mezunu Aydın Pala, kendi deyimi ile "çok kardeşli" bir aileden geliyor. Aydın, mırra ikram ettiklerini uyarıyor, "fincanı asaya koymayın cezalı olursunuz".

Paylaş
Aydın Pala, Diyarbakır Dicle'den gelmiş, Meşhur Tavacı Recep Usta'nın yerinde mırra ikram ediyor müşterilere. Başında şapkası, ayağında şalvarı ile yöresinin giyimini Ankara'ya taşıyan Aydın Pala, "arap kahvesi" olarak da bilinen mırranın yapılışını ve ikram özelliklerini anlatıyor elindeki kulpsuz küçük fincanı göstererek. 2 yıldan beri bu işi yapan Pala, "kaç kardeşsiniz" sorumuza gülerek "kardeş çok ya..." karşılığını veriyor. Ankara'da, Selanik Caddesi'ndeki Meşhur Tavacı Recep Usta'nın yerinde çalışıyor Aydın Pala. Müşterilere yemeklerin ardından, elindeki minik, kulpsuz fincanlarla ikram ettiği mırranın özelliklerini de anlatıyor sorulunca. Aydın Pala Diyarbakır Dicle'den geldiği Ankara'da iki yıldır bu işle uğraşıyor. Ailesi Diyarbakır'da. Lise mezunu Aydın. Başında kasketi, ayağında şalvarı, yüzünde tebessümü ile lokantada müşterilerin arasında dolaşıyor. Geliri, ikram sonrası aldığı bahşişler... İşsizlik, yokluk birçok kişiyi olduğu gibi O'nu da Ankara'ya getirmiş. Kalabalık bir ailenin çocuğu olan Aydın, "Kaç kardeşsiniz" sorumuzu gülerek yanıtlıyor, "Kardeş çok ya...." "Mırra nedir" diye sorduğumuzda, Diyarbakır'da Araplardan öğrendiği mırranın özelliklerini anlatıyor hemen. Arap ülkelerinden gelen özel kahvenin önce kavrulduğunu, sonra havanda güzel bir şekilde dövüldüğünü söylerken, adeta "ben bu işi iyi bilirim" diyor. Mırra bununla bitmiyor Aydın'ın anlatımına göre, "24 saat kaynıyor, bir gün de dinlendiriliyor. Sonra yeniden kaynatılarak sıcak sıcak ikram ediliyor." Küçük, kulpsuz fincanların dibinde sunulan mırranın, dilek tutulduktan sonra bir defada içilmesi gerekiyor. Fincan geri verilirken de öyle masaya ya da tepsiye konmuyor.

Cezası düğün masrafları Ya işaret parmağı fincanın üzerine konularak ya da fincan ters çevrilerek veriliyor. Bunu yapmayanlar cezalı duruma düşüyor ki, "nedir cezası" dediğimizde gülerek yanıtlıyor Aydın; "Mırracı bekârsa düğün masrafları karşılanacak." Aydın'ın usta olduğu başka bir şey de meyan şerbeti yapımı. Meyan kökünün Güneydoğu'da yetişen bir bitki kökü olduğunu, topraktan sökülen köklerin güneşte kurutulduktan sonra kabuğunun soyulduğunu, dövüldüğünü anlatıyor Aydın ve eskiden çekiçle yapılan dövmenin şimdi makinası olduğunu da ekliyor. Aydın, şerbet yapımının zahmetli iş olduğunu vurgulayıp, anlatıyor; "ezilen meyan kökü meyilli bir leğende suyu aşağı süzülene kadar bekletilir. Kök yukarıda, suyu aşağıda kalır ve 45 dakikada bir devri daim yaptırılır." Bir kilo meyan kökünden 10 litre şurup çıktığını söylüyor ve faydalarını anlatıyor ballandıra ballandıra; "Mide ülserine, böbrek taşına, yüksek tansiyona, şeker hastalığına iyi gelir. Aç karnına alınır. Balı da ses sanatçılarının ses tellerini açar." Aydın, acı-tatlı karışımı bir tadı olduğunu söylediği meyan şerbetinin tok karnına alınması halinde zayıflatıcı özelliği olduğunu söylemeyi de unutmuyor...

ÖNCEKİ HABER

8 ayda 54 bin kişi iş buldu

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa