16 Kasım 2004 03:00

'Ayarcı Namık'ın hikayesi

Bir saz, bir darbuka, varsa bir de kenar eşliğinde arka mahalle düğünlerini, eğlencelerini şenlendiren Ankara havalarına, şimşir kaşık seslerinin yanı sıra Ankaralı Namık'ın esprili sözleri de ekleniyor artık. 6 yaşında eline aldığı sazıyla eğlencelerde "Sazcı Namık", "Ayarcı Namık" olarak boy gösterirken, ilk kasedini çıkararak, "Ankaralı Namık" ünvanını alan Namık Uğurlu'nun sesi bugünlerde, Ulus'un, Bentderesi'nin, Türközü'nün, kasetçilerinden, evlerinden yükseliyor.

Paylaş
Ankara, Kırıkkale, Kırşehir gibi İç Anadolu illerinde yaz mevsiminde, dört bir yandan Ankara havaları duyulur. Elektro sazın oynak sesine eşlik eden darbuka ile kutlanan düğünler, kına geceleri, sünnet düğünleri veya asker uğurlamaları gibi eğlenceler İç Anadolu Bölgesi'nin vazgeçilemez gecelerindendir. Bu gecelere bir de isim yapmış Ankaralı şarkıcılar, "k" ve "t" harfini kullanmadan ve nazal ile söylenen şarkılar, şimşir kaşık sesleri, köçekler, ocakbaşı muhabbetleri eklendiğinde ortaya tam bir ziyafet çıkar. Bu yüzden olsa gerek bu mahallelerin delikanlıları, darbuka, saz çalmayı ya da oyun bilir. Lakapları "Ankaralı" diye başlayan birçok şarkıcının doğduğu büyüdüğü mahallelerde bugünlerde her evde son ses "Ankaralı Namık"ın kasedi çalınıyor."Ankara havaları"na, yeni bir tarz getiren Ankaralı Namık'ın bilinen parçalara eklediği esprili sözler ise herkesin dilinde. "Ayarcı Namık", "Sazcı Namık"tan sonra kazandığı yeni ünvanı "Ankaralı Namık" ile görüşüyoruz.

Ağır kültür "Ankara başlı başına bir kültür, folklordür. Türkiye'de Misketsiz Fidaydasız düğün veya eğlence olmaz. Ankara'nın düğünleri, kına geceleri çok ağırdır. Arkadaşımın düğünü varsa, ben bayanla gitmek zorundayım. Düğünlerde ocak muhabbeti vardır. Ocağa birkaç tane 70'lik söylemek zorundayımdır. Bu düğünlerde benim maliyetim bir milyara yakındır. Sözü geçen bir insan vardır, ocak heyeti olarak. Ocak "otur" dese oturulur, "kalk" derse kalkılır. Düğündeki bayanlar sazın kenarına otururlar. Sazın etrafında ocaktan insanlar oturur. Bir düzen vardır yani. Düğün salonu gibi herkesin kalkıp oynama şansı yok. Ankara'nın düğünü böyle ağır. Bu ağır düğünleri de hafif bir kültürün zaten kaldırması mümkün değil. Düğünlerde oynamaya gelen oyuncu bayan arkadaşlar vardır. Parçalar genelde onlara yazılmıştır. Düğünde saz çalana ilham gelmiştir, ona bir şey söylemiştir, onu yazmıştır. 'Yandım aman aman sarı kız' gibi... " diye anlatıyor Ankaralı Namık yani Namık Uğurlu. Ankaralı Namık, Çankırı Kurşunlu'nun Yeşilöz köyünden. 6 yaşına kadar Altındağ'da büyümüş. 6 yaşında saz çalarak başladığı müzik hayatında; düğünlerden, gazinolardan kaset yapmaya kadar yol almış. Cebeci'deki Deryalar Gazinosu'nda çalışıyor, akşam sekizden sabah dörde kadar. Programlarında arabeskten pop müziğe, sanat müziğine kadar birçok parça söylüyor; bir saz, bir darbuka, olursa bir de kenar ile. Ankara tarzı müziğin; neşeyi, eğlenceyi bunların yanında dramı da barındırdığını söyleyen Ankaralı Namık, müziklerinin aslında yaşamı hissedene, kendisini anlattığını belirtiyor. Ankaralı Namık, düğünlere gitmeden, o ortamı görmeden bu kültürün anlaşılamayacağını bu yüzden görüntülü CD çıkardıklarını anlatıyor. Ankara tarzı müziği icra edenlerin genel olarak sahipsizlik, imkânsızlık gibi sorunlar yaşadığını ifade eden Ankaralı Namık, sarfettikleri emeklerinin karşılığını bulamamaktan yakınıyor.

Ankara havasına yeni tarz Ankaralı Namık'ın çevresine ve birkaç firmaya sunmak için hazırladığı demo kaset, korsan hariç, reklamsız-klipsiz 500 binden fazla sattı. Stüdyoda 3 saatlık bir çalışma ile hazırlanan kaset, Ankaralı Namık'ın ilk albümü. Oyun havasına gırgır ve şamata ile farklı bir tarz getiren Ankaralı Namık, parçaların arasına "aman memleketim koçlar, Angara vay vay", "Hani kaşık sesi, kır kaşıkları", "Siz oynayın koçlarım, Namık verir ayarı", "Misafir ol gel bana, börekler açarım sana, param pulum yok kızım, darbuka çalarım sana", "Al amcası, al dayısı, ver babası, amanin de bu bebek pek datlı", "Kaşık sesi demek; alkış demek, alkış demek; eğlence demek, eğlence demek; sazıyla sözüyle Namık demek" gibi sözler ekliyor. Bu sözleri, parçayı çalarken doğaçlama yarattığını veya eski sözler olduğunu anlatan Ankaralı Namık, "Ankaralı Turgut da böyle sözler ekler ama diğerlerinde yoktur. Ankaralı Turgut'un tarz itibariyle Ankara kültürüyle alakası yoktur. Kasetleri tamamen mizahi. Biz bu kültüre farklı bir tarz getirdik. Esprili, çeneli bir kaset yaptık" diye konuşuyor. Kendi bestelediği arabesk şarkıları albüm haline getirmeyi hedefleyen Ankaralı Namık, arabeske getireceği farklı bir tarzı da ilk kez bize açıklıyor: "Üniversite yıllarından kalan şiir hastalığım var. Şiirle arabeski birleştirerek sunacağız. Bu kadarını söyleyeyim size, sürpriz olsun."

'Sıcaklık ve yakınlık önemli' Esprili olması nedeniyle hiç oyun havası dinlemeyenlerin bile bu kasedi ellerinden düşürmediğini söyleyen Ankaralı Namık, bir klibin yayınlanması için toplam 20 bin dolara yakın para gerektiğini, bu yüzden tüm taleplere rağmen bir klip çeviremediklerini belirtiyor. Ankaralı Namık, "İnsanlar kendilerinden bir şeyler buldukları için bu kaset dinleniyor ve satılıyor. İnsanlar yakın şeyleri ve doğallığı seviyorlar. Kasetteki parçalar yeni değil. 'Yandım amman sarı kız' yılların parçası ama bir 'Salla kızım salla' yeni çıkan bir parça. Bizim yaptığımız hem kültürü yaşatmak hem de onu doğallığıyla insanlara vermek" diye anlatıyor. Kasedinin bu kadar satması üzerine çeşitli söylentilere maruz kalan Ankaralı Namık, bunlara kendi üslubuyla cevap veriyor: "Eskiden maçlara gittiğimizde karşı taraf tezahürat yapınca, skor olarak iyiysek, 'tabelaya bak' diye tezahürat yapardık. Ben o çekemeyenlere, 'tabelaya bakın' diyorum. Bir şey beğeniliyor ki isteniyor, alınıyor. Herkes emeğinin karşılığını alacaktır."

'Varoşlar sahiplenir' Bentderesi veya Ulus'ta gün boyu kasedinin dinlendiğini ancak Çankaya'daki bir kasetçide çalınmadığını belirterek ekliyor Ankaralı Namık: "Varoşlar bizi sahiplenirler, artı bırakmazlar. Çankaya'daki bir insan için bir kaset almak basit bir şeydir, gelir düzeyi iyidir. Dar gelirli bir ailede kaset almak zordur. Bir kaset beş milyon lira, yirmi ekmek parası ediyor. İşin bu tarafına bakınca bu kültür ile yaşanmışlık bakımından bir özdeşlik var. Ayrıca bizim varoş kesimdeki insanların eğlence tarzı, stres atma tarzı bu. Öbür insan gecede iki milyar hesap öder. Biri de kasedi koyar, çay içer. Bu Türkiye'nin çarpıklığı işte." Ankaralı Namık çıkan ilk kasedi ve medyayla yeni yeni tanışması ile aslında bir pazarın içine doğru sürükleniyor, ister istemez. Müzik piyasasını "Isırgan tarlaları uzaktan gördüm yeşil türbe, içine girdim bin kere tövbe" sözüyle tanımlayan Ankaralı Namık, "'Unkapanı kurtkapanı' derler, doğru. İnsanı çabuk yutar. Bir şeyler pat diye olmuyor. Ankaralı Namık pat diye buralara gelmedi. Kasedi çıktı, 'Ankaralı Namık' oldu. Düne kadar 'Sazcı Namık'tı. Günlük sekiz saat canlı program yapıyoruz, bazıları canlı şarkı söyleyemezken. Yemeği bile türkü arasında yiyoruz. 17-18 saatlik programlar oluyor. Sindire sindire gelirsek geri düşmemiz zor olur ama pat diye çıkarsan düşmen de kolay olur." diyor. Parça arasında "Kurban olsun Namık sana" diyen Namık Uğurlu, sözlerine seven sevmeyen herkese teşekkür ederek son veriyor.

ÖNCEKİ HABER

Akgübre işçilerine bayram ziyareti

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa