'Omzumda kamera sırtımda ağrı!'

Haberlerin altında küçük bir alt yazıyla isimleri geçen kameramanlar, omuzlarında 15 kiloluk bir kamerayla gün boyu oradan oraya koşuşturarak en iyi görüntüyü almaya çalışırlar.

Sırtlarında, her gün en az 10-15 kilo ağırlıkla haber peşinde koşar kameramanlar. Günde belki dört-beş ayrı habere koşar, gittikleri basın toplantısı değil de örneğin bir eylem ya da yürüyüşse bu yükleri daha artar. Sayıları kanal sayısına paralel artmakla birlikte, çalışma şartları, güvenceleri aynı oranda düzelmez. Bel, sırt rahatsızlıkları ise meslek hastalığı bile sayılmaz. "İşimiz gerçekten zor iş" diyor kameramanlar. Kanal sayısının artmasına paralel sayıları artsa da çalışma koşullarında çok da iyileşme olmayan kameramanların durumlarını "içi bizi, dışı eli yakar" sözü çok da güzel anlatır. Gittikleri habere göre hem psikolojik hem bedenen etkilenir, yıpranırlar. Bir trafik kazası, kavga, eylem ya da doğal afet, farketmez onlar için. Omuzladı mı kameralarını koşturmak zorunda kalırlar. Patronları, haber müdürleri onlardan en iyi görüntüyü almasını isterken, vatandaş tarafından da "herşey de çekilmez ki, bu kadarı da fazla" diye eleştirilirler. Kimi zaman dayak yer, kimi zaman itilip kakılırlar; medya patronlarına olan öfke çoğu zaman onlardan çıkarılır. TGS Ankara Şube yöneticisi Turgut Dedeoğlu kameramanların çalışma koşullarını, nasıl zor bir meslek olduğunu şöyle anlatıyor: "Bir kameranın ağırlığı 11-15 kilo arasında değişiyor. Tripot, çanta, yedek akü, kasetler, yağmurluk vs... 10 kilo da tesisatıyla her gün on saat 23 kiloyu taşımak zorundasın. Genelde tripot kullanıyoruz, ama kullanılmadığı durumlar da var. Ya kamerayı omuzumuzda ya da başımızın üzerine kaldırarak çekim yapmak zorunda kalıyoruz ki, bu bir insan için çok büyük bir işkence. Filistin askısından daha beter. Belli bir süreden sonra o kameranın ağırlığı artık omuzlardan aşağı doğru akmaya başlıyor ve dayanılmaz bir ağrı hissediyorsun. Sorular, konuşma uzadıkça kamera başının üzerinde ağırlaştıkça ağırlaşıyor. İtiş kakış cabası..."

'Meslek hastalığı bile sayılmıyor' Profesyonel Haber Kameramanları Derneği Başkanı iken, üç yıl önce Gazi Üniversitesi ile ortak bir çalışma yaptıklarını, kameramanların hem psikolojik, hem bedensel olarak meslek hastalığına yakalandığını, kameramanlar arasında yüzde 99 oranında meslek hastalığı olduğunu ıspat ettiklerini anlatıyor Dedeoğlu. Bunu Çalışma Bakanlığı'na da ilettiklerini, ancak İsveç, Avusturya, İtalya hükümetleri destek olurken, Türkiye'de sıcak bakılmadığını söylüyor ve nedenini şöyle anlatıyor; "Çünkü rapor onaylanırsa, bunun sonucunda hem Çalışma Bakanlığı, hem SSK, hem de işveren bir yükümlülük altına girmiş olacak. Birçok kameraman arkadaşımız şu an sakat durumda. Omuzları çökmüş, omuriliklerinde yamulmalar var." Dünyada depresyona girme olasılığı en yüksek meslek grubu olarak müzisyenlerin görüldüğünü belirten Dedeoğlu, "Oranı yüzde 12. Fakat bizim raporumuzda bizim, yani kameramanların depresyona girme riskimiz yüzde 36. Müzisyenleri üçe katlıyoruz. Dünyanın en yüksek depresyon oranını üçe katlayan bir meslek grubuyuz." diyor.

www.evrensel.net