10 Kasım 2004 03:00

Gökkafes neden yıkılmıyor?

Gecekonduları, 'kaçak, sağlıksız ve işgalci' oldukları iddiasıyla birer birer yıkarak, yoksul insanları kış günü evsiz bırakan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yargı kararlarıyla da kaçak duruma düşen Gökkafes'e dokunmuyor.

Paylaş
Yargıtay'ın geçtiğimiz mart ayında verdiği kararla kaçak konuma düşen Gökkafes'in yıkılması ve yetkililerin yargı kararlarını uygulaması talebiyle, aralarında meslek odaları, İstanbul Tabip Odası, İstanbul Barosu ve Çevre Konseyi'nin de bulunduğu 30'u aşkın meslek odası ve demokratik kitle örgütü eyleme geçmeye hazırlanıyor. Doğaya, çevreye, tarihsel ve kültürel değerlere sahip çıkan İstanbullular başta olmak üzere duyarlı tüm halkı 'adalet duygularını rencide eden bu hukuksuzluk sürecinin artık sona erdirilmesi için' eyleme çağıran kitle örgütleri, tüm ilgilileri de 'kamusal ve hukuksal sorumluluklarını yerine getirmeye davet ederek, 'hukuksuzluk anıtı'nın yıktırılması'nı talep ediyorlar. Gökkafes'in yıkılması talebiyle yapılacak eylem, 12 Kasım 2004 Cuma günü saat 11:00'de Gökkafes önünde gerçekleştirilecek.

Yargı süreci İstanbul Nâzım İmar Planı'nda II.numaralı park alanı olarak ayrılan ve tapusunda Abdülhamit zamanında 'bu gayrimenkul üzerinde inşaat yapılamaz şerhi' bulunan vadiyi ve İstanbul siluetini tahrip eden Süzer Plaza (kamuoyunda bilinen adıyla Gökkafes) ile ilgili yargı süreci sene başında tamamlanmıştı. Daha önceden tapudan çıkarılan şerhin tekrar tapuya konulmasına karar verilerek, yapı yasadışı konuma düşürülmüştü. Ancak, Yargıtay 1. Hukuk Mahkemesi'nin söz konusu kararı Mart 2004'te verilmiş olmasına rağmen Gökkafes hakkında herhangi bir işlem yapılmamıştı. İçinde Ritz Carlton Otel'in bulunduğu plazayı kurtarmak için bölge turizm bölgesi ilan edilmiş, ayrıca Beyoğlu Belediyesi'nden Şişli Belediyesi sınırlarına geçirilmesi gibi hükümetler tarafından bir dizi düzenleme yapılmıştı.

Hukuk ranta karşı işletilsin Gazetemizin sorularını yanıtlayan TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Temilcisi Meftun Gürdallar, Gökkafes'in bulunduğu alanda İstanbul Teknik Üniversitesi'nin de arsası olduğunu hatırlatarak, "İTÜ açısından enterasan bir durum. Üniversite Armutlu'da teknokent yapma gerekçesiyle kendi arsasının boşaltılmasını talep ediyor ancak Gökkafes için aynı duyarlılığı göstermiyor" dedi. 'Kaçak' olduğu gerekçesiyle gecekondu yıkımlarının çoğaldığı bir dönemde yasadışı olan Gökkafes'in yıkılmamasını eleştirerek, bir yerde hukuk işletilecekse bunun önce rant için otel binalarını hukuksuz olarak dikenlere uygulanması gerektiğini söyleyen Gürdallar, şöyle konuştu: "Armutlu'da barınma hakkını sağlamaya çalışan insanlara tebligatlar geliyor, 'boşaltın evinizi yıkacağız' diye. Beklentimiz önce hukuksuz olarak yapılan Gökkafes'in boşaltılması ve yıkılmasıdır. Yıkım kararı konusunda büyükşehir belediyesi yetkili. Dönemin belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğan 'ben bu işe başkoydum, bu binayı yıkacağım' diyordu. Bugün daha yetkili olan Erdoğan'ın işin takipçisi olmasını bekliyoruz."

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


GÜNDEMDEKİ DOSYA - 6İhsan Çaralan

Ekim Devrimi

Ekim Devrimi'nin böldüğü dünya birleşmek için      sosyalizmi bekliyor İnsanlığın mağaradan başlayan insanlaşma, sınıfsız, sömürüsüz bir topluma doğru ilerleme serüveni her günün bir önceki günden daha ileriye gidilen bir süreç olarak ilerledi. Ama, insanlığın bu uzun ilerleme kavgası, sınıfların ortaya çıkmasından beri ilerleme hergün, sürgit küçük ilerlemeler (evrimler) olarak olmadı. Tersine, bu küçük ilerlemeler; bazen ezilen sınıfların bir amaca ulaşma şansı olmayan başkaldırılarıyla kesintiye uğrarken, bazen de ezilen sömürülen sınıfların ileriyi, geleceği temsil eden bir sınıf etrafında, onun amaçları doğrultusunda birleşmesiyle toplumun ilerlemesine az çok katkı yapan bir ayaklanmaya, devrime yol açan gelişmeleri hazırladı. Devrimlerle ortaya çıkan değişim, küçük ilerlemelerden farklı olarak, gözle görülür olduğundan, tarihçiler; tarihteki bu önemli atılımları, devrimleri, toplumların gelişimini anlama ve bugüne ışık tutması bakımından nirengi noktaları olarak almışlardır. Onun için de; toplumların ilerlemesinden, dünden bugüne gelen insanlık mirasından söz edildiğinde, söz eninde sonunda devrimlere gelir ve bu devrimleri hemen; Hollanda Devrimi (1609), İngiliz Devrimi (1640), Amerikan Devrimi (1776), Fransız Devrimi (1789), Jön Türk Devrimi (1908), Ekim Devrimi (1917), ... diye sayarız. Saymasına sayılır da; eğer böyle sayıp geçme, Ekim Devrimi'nin tarihteki diğer devrimlerden biri olarak sayılıp geçilmesiyle sınırlı olursa yetersiz ve anlamsız olur. Sadece yetersiz ve anlamsız olmaz yanlış da olur. Evet tarih, daha ilk çağlardan beri, ezilenlerin, geleceği temsil eden güçlerin pek çok başarılı ve başarısız başkaldırılarına, devrim girişimlerine sahne olmuştur. Bu başkaldırıların kimisi bir "saray darbesi"ne dönüştürülürken bir bölümü, önemli toplumsal değişimlerin yolunu açan tarihin ileriye doğru seyrini kolaylaştıran gerçek devrimler olmuştur. Örneğin kapitalizmin gelişip dünya ölçüsünde, feodalizm ve öncesi kalıntıları yıkıp tasfiye etmesinin yolunu açan burjuva devrimleri elbette ki kendi çağı bakımından çok önemli roller oynamıştır. Ve 1789 Büyük Fransız Devrimi, bu kapitalizm çağı devrimlerinin en görkemlisi, kapitalizmin amaçlarını en ideal biçimde tarif eden bir devrim olarak, kapitalizm çağının devrimler hiyerarşisinin en tepesine oturtulmayı hak eder. Çünkü Büyük Fransız Devrimi, Hollanda, İngiliz ve Amerikan devrimlerinden farklı olarak, kendi ülkesinin sınırları içinde kalmamış; kısa sürede Fransa'nın ulusal sınırlarını aşarak kapitalizmin az çok geliştiği tüm Avrupa ülkelerinde etkisini şöyle ya da böyle hissettirmiştir. Dahası bu etki sadece devrimin gerçekleştiği birkaç yılla sınırlı kalmamış; sonraki yüz yıl boyunca dünyanın her köşesindeki devrimci başkaldırılara ilham vermiş; adeta tüm kapitalist dünyada tahtları, saltanatları, Kilise başta olmak üzere eskiye ait tüm kurumları sarsmıştır.

EKİM DEVRİMİ, DEVRİMLER İÇİNDE BİR DEVRİM MİDİR? Bütün kapitalizm çağı devrimleri, bütün görkemine karşın o Büyük Fransız Devrimi de; sonuç itibariyle, bir sömürücü sınıfın yerine bir başka sömürücü sınıfı iktidara getirmenin bir vesilesi olma rolünü oynamayı aşamadılar. Ekim Devrimi ise, insanlık tarihinde ilk kez; ezilen, sömürülen bir sınıfın, işçi sınıfının iktidarı ele geçirmesinin, burjuvazi ve tüm eskiyi temsil eden güçler üstünde iktidarının simgesi olarak bütün diğer devrimlerden ayrılan bir devrim olmuştur. Ve onbin yıllık insanlık tarihinde ilk kez dünya, sömürenlerin ve sömürülenlerin dünyası olarak ikiye bölünmüş ve bu bölünmenin sonucu olarak da; Ekim Devrimi sonrasının dünyasında siyasetten ekonomiye, bilimden sanata, kültürden kamusal hizmetlere, demokratikleşmeden bağımsızlık mücadelelerine hiçbir olay ve olgu, Ekim Devrimi'nin ve onun yolunu açtığı sosyalizmin izini taşımamazlık edememiştir. Ekim Devrimi, önceki devrimlerden sadece kapitalist dünyada büyük sarsıntı yaratma, olup bitenlere kendi damgasını vurmak gibi, nicel etkisinin büyüklüğü ile değil ama insanlık tarihi bakımından da gerçek bir sıçrama noktasına karşılık gelmiştir. Çünkü önceki devrimlerden farklı olarak; Ekim Devrimi, bir sömürücü sınıfın yerine başka bir sömürücü sınıfı egemen yapan bir devrim değil; her türden sömürücü sınıfın iktidarına son vermenin, insanlığın ileriye gidişinde, sınıfsız, sömürüsüz komünist bir topluma doğru ilerlemenin kapılarını açmanın devrimi olmuştur. Bu yüzden de Ekim Devrimi'nin burçlarından insanlığın geçmişine baktığımızda, Roma'nın çöküşü, Rönesans, İngiliz, Amerikan ve Fransız devrimleri sadece birer reform, mevcut mülk sahibi sınıfların sistemi içinde küçük ilerlemelere, küçük ileri atılmalara karşılık gelen reformlar olarak görülür. Ve muhtemeldir ki; komünizmin tarihçileri; (eğer tarihçileri olacaksa) insanlık tarihini üçe ayıracaklardır: 1-) İlkel komünist toplum çağı 2-) Sınıflı toplumlar çağı 3-) Modern komünizm çağı! Ya da insanlık tarihini şöyle değerlendireceklerdir: "İnsanılık, iki önemli aşamadan geçmiştir. Birinci aşaması, insanlığın hayvanlar aleminden kopma süreci olan ilk dönemidir ki, bu dönem, insan kavimlerinin, ulusların bir avuç egemenin çıkarları uğruna birbirini boğazlayarak ilerledikleri bir ilkellik dönemidir. İkinci dönemi ise; insanın insan olduğu, barış içinde, baskının, sömürünün, sınıfların olmadığı bir dönem!" İşte, sadece kapitalist dünyayı iki ayrı dünyaya bölmekle kalmaz Ekim Devrimi, insanlık tarihinin iki çağını da birbirinden ayıran devrim oldu. Rus işçi sınıfı ve onları izleyen köylüler; tarihte ilk kez; burjuvazinin iktidarına son vererek; dünyanın altıda birinde, komünizme doğru ilk gerçek adımı atmıştır. Böylece Ekim Devrimi, bütün dünya işçi sınıfı, bütün insanlık için, burjuvazi ve gericiliğin ne yaparsa yapsın artık kapatamayacakları bir yolu açmanın adı olmuştur.

BURJUVAZİ SOSYALİZMLE SAVAŞMAYA DEVAM EDİYOR 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Sovyetler Birliği'nde geriye dönüş; kapitalist ülkelerdeki işçi sınıfı hareketinin denetim altına alınması ve nihayet SB'nin çökerek resmen de tarih sahnesinden çekilmesi kapitalistlerce büyük bir coşkuyla karşılandı. Ve son 15 yıldan beri; kapitalizmin ideologları ve propagandacıları sosyalizmin öldüğünü, Ekim Devrimi ve ideallerinden söz etmenin nostalji olduğunu iddia ediyorlar. Bu propagandaya kendisini sosyalist sayan, burjuva sosyalist çevrelerden de güçlü destekler veriliyor. Ancak bütün bu "sosyalizm öldü" gürültüsüne karşın dünyanın ve insanlığın sosyalizme ihtiyacının olduğu; bugün insanlığın karşılaştığı sorunları sadece sosyalizmin çözebileceği hergün yeniden gözler önüne seriliyor. Çünkü; insanlık ilerledikçe; üretici güçlerin imkânları büyümekte, ama insanlığın bu imkânları realize edip dünyanın bir cennet olmasına kapitalizm, onun kâr hırsı engel olmaktadır. Ve kapitalizm her gün daha da çok anlamsızlaşmaktadır. Bunun içindir ki, bugün kapitalizmin güç odakları ellerindeki bütün güçleri; sosyalizme karşı, üstelik de "ebediyen öldü" dedikleri sosyalizme, onun dünyaya vurduğu damgayı silmeye yöneltmişlerdir. Son 25 yılda "reform", "yeniden yapılanma", "piyasa ekonomisinin yeniden kurulması"... olarak adlandırılan uluslararası ve her kapitalist ülkede ulusal plandaki çabaların tümü; (özelleştirme, esnek çalışma, sosyal güvenliğin yeniden yapılandırılması, emeğin haklarını ortadan kaldırmak için girişilen tüm çabalar, devletin sosyal görevlerinden arındırılması..) Ekim Devrimi ve onun yolunu açtığı sosyalizmin insanlık tarihine vurduğu damgayı silmek içindir

İNSAN TOPLUMU İLERLEMEYE DEVAM EDİYOR Elektronik, biyoloji, bilgisayar, iletişim teknolojilerindeki gelişmeler; emeğin verimliliğini devasa artıran ileri teknoloji ürünü makinaların üretilmesi, insansız fabrikaların teknolojik olarak imkân dahiline girmesi, üretimin tüm insanlığın bütün temel ihtiyaçlarını sağlayacak bir düzeye ulaşması elbette ki insanlık için önemli bir ilerlemeye karşılık gelmektedir. Ama buna karşın dünyanın üçte ikisinin açlık, yoksulluk, cehalet ve hastalıkların pençesinde kıvranması; milyarlarca insanın, insanlığın ulaştığı bu zenginliğin nimetlerinden yararlandırılmaması, teknolojideki her yeni gelişmenin işçinin aleyhine, sadece daha çok kâr amacıyla kullanılması mevcut üretim güçlerinin gelişmişliği ile tam bir karşıtlık oluşturmaktadır. Dünyanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin giderek daha küçük bir azınlığın elinde toplanması çelişmesini kapitalizmin çözememesi; tam tersine bu çelişkiyi büyüten bir mecrada ilerlemek için bütün şer güçlerini de harekete geçirmiş olması emek ile sermaye arasındaki çelişmeyi daha da şiddetlendirmektedir. Ve yine öte yandan en gelişmiş ülkelerde bile eğitim, sağlık, ulaşım gibi en temel kamusal hizmetlerin her geçen gün emekçiler için elde edilemez olduğu bir sürece girilmiştir. Sosyalizmin ve işçi mücadelesinin baskısıyla az çok disipline giren kapitalist hizmet kurumları, bu baskının kalkmasıyla işlevsizleşip, kendi görevlerini piyasaya devreden bir sürece girmişlerdir. Eğitim, sağlık, konut sorunu, ulaşım sorunu, enerji gibi en temel hizmetleri "piyasaya" açarak; (terk ederek) işçileri, emekçileri, yoksul halk yığınlarını bütün bu hizmetleri parayla almaya zorlayan kapitalist güç odakları; sosyalizmin, Avrupa'nın en geri ülkesinde bile çözdüğü sorunları yeniden insanlığın sorunu haline getirmiştir. Kısacası Ekim Devrimi'nin böldüğü kapitalist dünya; bütün "küreselleşme" çabalarına karşın; "bütünleşememekte"; emekle sermaye, ezilenlerle ezenler, yoksullarla zenginler, ezen uluslarla ezilen halklar arasındaki bölünme derinleşerek sürmektedir. -BİTTİ-


SOSYALİZM İNSANLIĞIN TEK KURTULUŞ YOLUDUR Bugün kapitalizmin en çok geliştiği ülkelerde bile sağlık, eğitim, ulaşım, konut gibi sorunların büyümesi kapitalizmin ortaya çıkan sorunlar karşısında çaresizliğinin göstergesidir. Çünkü bu sorunlar SB'de sosyalizm tarafından çözüldüğü gibi, SB'nin baskısıyla öteki kapitalist ülkelerde de çeşitli sosyal önlemlerle hafifletilmişti. Ama, piyasacı kapitalizme yönelerek sosyalizmin çözümlerini reddeden bir yönelişe giren kapitalist ülkeler; bu temel hizmet alanlarında gerçek bir çözümsüzlüğe sürüklenmiştir. Çünkü; Ekim Devrimi sadece kapitalist sömürüye son vermemiş, sağlık, eğitim, konut, ulaşım gibi en temel hizmet alanlarındaki sorunları çözmede de yüzde yüz başarı sağlamıştı. Şimdi; sosyalizmin çözümleri yok sayılarak, bu temel sorunlarda kapitalizm bir kaosa sürüklenmiştir. ABD, İngiltere başta olmak üzere tüm kapitalist dünya bu açmazla karşı karşıyadır. Çünkü; sosyalizmin çözümü dışlandığında, insanlığın bu sorunları çözmek için bu kadar imkân biriktirdiği (ilerlediği) bir çağda geriye çözümsüzlük kalmaktadır. İnsan toplumunun üretimde, bilim ve teknolojideki ilerlemesinin yarattığı imkânlarla kapitalizmin bunları insanlığın hizmetine sunmakta gösterdiği başarısızlık (sadece parası olanlara bu hizmetleri sunması ve yeni teknolojilerin işçi sınıfının aleyhine olarak devreye sokulması sistemin başlıca açmazlarından birisi olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Ve bütün belirtiler bu açmazın giderek büyüyüp yaygınlaşacağını göstermektedir. Bugün sömürünün giderek daha da artması, işçi haklarının hızla ortadan kaldırılması, işsizlik ve yoksulluğun büyümesi; temel kamu hizmetlerinin bir piyasa malına dönüştürülerek geniş yığınlar için ulaşılmaz hale getirilmesinin asıl nedeni, sermaye güçlerinin, emperyalist kapitalizmin Ekim Devrimi'nin en temel kazanımı olan sosyalizmi, en azından bir dönem için yenilgiye uğratmış olmasıdır. Ama; burjuvazinin bu zaferi, dünyada sömürünün artmasından ulusal, dinsel çatışmaların yaygınlaşmasına, hizmetlerin ortadan kaldırılmasından, kültür, sanat, bilim ve teknolojideki tıkanmalara kadar dünyanın sorunlarının devasa büyümesiyle yüzyüzedir. Kapitalizmin son 25 yıldaki tek başarısı sömürüyü, açlığı, yoksulluğu artırmak; halkın kazanımlarını ortadan kaldırmak olmuştur. Ve insanlığın bugünkü gelişmişlik düzeyinde bu sorunların tek gerçek çözümü de soyalizmdedir. Bunu Ekim Devrimi sonrasının dünyası gösterdi. Ne kapitalizmin devasa propaganda makinesi ne de eski solcuların Ekim Devrimi ve değerlerini çarpıtma çabaları bunun üstünü örtemeyecektir.

ÖNCEKİ HABER

Dışkı Vakası'nda yeni gelişmeler

SONRAKİ HABER

Soylu'nun "IŞİD hareketli" sözüne tepki: Bakanın görevi tedbir almak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa