09 Kasım 2004 03:00

Türkiye'den 5 itiraz

Türkiye, AB Komisyonu'nun müzakere tarihi konusunda AB liderleri için yaptığı tavsiyeye "5 temel noktada" itiraz ederek, tavsiyedeki "ön koşullar"a ve "ayrımcı uygulamalara" 17 Aralık'ta alınacak nihai kararda yer verilmemesini istedi.

Paylaş
Türkiye, AB Komisyonu'nun müzakere tarihi konusunda AB liderleri için yaptığı tavsiyeye "5 temel noktada" itiraz ederek, tavsiyedeki "ön koşullar"a ve "ayrımcı uygulamalara" 17 Aralık'ta alınacak nihai kararda yer verilmemesini istedi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Avrupa başkentlerinde yaptığı temaslarda muhataplarına ilettiği 4 sayfalık belge, "Türkiye'nin, AB Komisyonu'nun Türkiye Tavsiyesindeki Bazı Unsurlara İlişkin Değerlendirme ve Beklentileri'' başlığını taşıyor. Türkiye'ye 1999 Helsinki Zirvesi'yle verilen "eşit aday ülke'' statüsüne karşın, müzakere sürecinde Kopenhag Siyasi Kriterleri dışında yeni kriterler getirilmek istendiğine işaret edilen belgede"Bunlar ayrımcılık oluşturmaktadır. AB'nin geçmişte Türkiye konusunda aldığı kararların içeriğine ve ruhuna aykırıdır'' görüşüne yer verildi. Müzakerelerin "ucu açık'' olduğu ve üyeliğin yalnız aday ülkeye değil, "AB'nin yeni üyeleri entegre edebilme kapasitesine'' de bağlı olduğu ifadelerine karşı çıkan hükümet, "Bunların Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkan çevrelerin ellerine koz verebileceği endişesini taşıyoruz. Üye ülkelerden, bu ifadelere 17 Aralık'taki AB Zirvesi'nde yer vermemelerini istiyoruz'' görüşünü iletti. Türkiye'nin AB ülkelerinin dikkatine getirdiği temel itirazları ise, AB'nin üyelik müzakereleri için öngördüğü teknik koşullar üzerinde yoğunlaştı. AB adayı bir ülkenin, tam üyelik aşamasına geçebilmesi için, AB ile 31 ana başlıkta müzakereleri tamamlaması gerekiyor. Tarımdan eğitime, sağlıktan dış politikaya uzanan müzakerelerin sonuçlanması, aday ülkenin 31 müzakere başlığının her birini başarıyla kapatmasını gerektiriyor. Dışişleri Bakanı Gül, AB'li muhataplarına ilettiği görüşte, Türkiye ile müzakere başlıklarının açılması ve kapatılması için öngörülen koşulların "ayrımcılık'' ve "ön koşul'' içerdiğini belirterek, bunların "müzakerelerin sınırsız bir şekilde ertelenmesini" beraberinde getirebileceği eleştirisinde bulundu.


TÜRKİYE'NİN İTİRAZLARI Müzakere başlıklarının açılması: AB Komisyonu, Türkiye ile müzakere başlıklarının "açılması'' için, belirlenecek kriterlerin (benchmarks) önceden karşılanması gerektiğini belirtmektedir. Ancak önceki aday ülkeler için, yalnızca müzakere başlıklarının "kapatılmasında'' kriterler belirlenmiştir.
  • Tarama süreci: AB Komisyonu, müzakerelerin resmen açılması durumunda öncelikle AB ve Türkiye mevzuatlarının incelenmesi için kapsamlı bir tarama süreci (screening) öngörmektedir. Türkiye geçen 4 yıl içerisinde zaten mevzuatın "analitik incelemesini'' (detailed scrutiny) gerçekleştirmiştir. Bunun yalnızca adı tarama süreci değildir, yapılan aynıdır. Türkiye, 8 yıldır Gümrük Birliği içerisindedir. Önceki aday ülkelerin aksine Türkiye, AB mevzuatını yakından bilmektedir. AB Komisyonu, öteki aday ülkelerle müzakerelerde, bir başlıkta tarama süreci tamamlandığında, o başlıkta müzakerelere geçmiştir. Türkiye için ise bu konu açıklığa kavuşturulmamıştır.
  • Piyasa ekonomisi koşulu: Ekonomiye ilişkin müzakere başlıklarının açılmasında, işleyen piyasa ekonomisi olma ön koşulu getirilmektedir. Çok iyi bilinmektedir ki, müzakerelerin açılması yalnızca Kopenhag Siyasi Kriterlerine bağlıdır. AB, 1999 yılından bu yana çeşitli vesilelerle Türkiye'ye bu kurala uyulacağı taahüdü vermiştir. Ancak AB Komisyonu, bugün bazı müzakere başlıklarının "işleyen piyasa ekonomisi'' statüsüne bağlı olacağını açıklayarak, Kopenhag ekonomik kriterlerini müzakerelerin başlaması için fiili ön koşul durumuna getirmektedir. Bu açıkça ayrımcılıktır.
  • En şaşırtıcı olan, Türkiye'yi işleyen bir piyasa ekonomisi olarak görmeyen AB Komisyonu'nun değerlendirmelerinin, IMF ve Dünya Bankası gibi öteki uluslararası kuruluşlarla uyuşmamasıdır. JP Morgan gibi özel kuruluşlar da açıkça Türkiye'yi işleyen bir piyasa ekonomisi olarak görmektedir. Öteki aday ülkelerden bazılarının ancak müzakereleri tamamlama aşamasında işleyen piyasa ekonomisi statüsü kazandıkları da unutulmamalıdır.
  • Gümrük Birliği yükümlülükleri: AB Komisyonu'nun öngördüğü bir diğer kriter, müzakerelerin başlaması için Türkiye'nin Ortaklık Antlaşması ve Gümrük Birliği'nden doğan yükümlülükleri karşılaması gerektiğidir. Türkiye Gümrük Birliği'nden kaynaklanan yükümlülüklerinin farkındadır. Bunlar olağan mekanizmalar çerçevesinde çözümlenmeli, AB mevzuatına ilişkin çalışmalar ise müzakerelere bırakılmalıdır. 5- 2014 bütçesine bağlı başlıklar: Türkiye açısından endişe kaynağı olan bir başka kriter, mali etkileri olabilecek bazı müzakere başlıklarının ancak 2012-2013 yıllarında açılabilecek olmasıdır. Bu bir başka ön koşuldur.

  • ÖNCEKİ HABER

    Koşul satır arasında gizli!

    SONRAKİ HABER

    Çerkes Soykırımı’nda yaşamını yitirenler 155. yılında anılıyor

    Sefer Selvi Karikatürleri
    Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa