05 Kasım 2004 03:00

Kimin parasını kime vermiyor?

SSK eski Genel Müdürü, CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, "SSK'ya artık para aktarmayacaklarını" söyleyen Başbakan Erdoğan'a "Kimin parasını kime vermiyorsun?" diye sordu.

Paylaş
SSK eski Genel Müdürü, CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, "SSK'ya artık para aktarmayacaklarını" söyleyen Başbakan Erdoğan'a "Kimin parasını kime vermiyorsun?" diye sordu. Sorularımızı yanıtlayan Kılıçdaroğlu, hükümetin SSK'nın hastanelerine ve tüm varlığını rantiyeye teslim etmek istediğini belirterek, hastanelerin devri halinde sigortalıların daha pahalı hizmet alacağı, hatta hizmet alamayacağı uyarısında bulundu. Başbakan, bu yıl Hazine'den SSK'ya 22.5 katrilyon lira aktarıldığını iddia ediyor, emek örgütleri ise bunun doğru olmadığını. Hangisi doğru? Devletin SSK'ya katkısı nedir? Devletin SSK'ya 22 katrilyon katkısı olmuş, 15 katrilyon katkısı olmuş, bunlar çok önemli değil. Sosyal bir devlette eğer emeklilerin aylıkları ödenecekse bunun tutarı sorulmaz, ödenir. Anayasası'nda 'sosyal bir hukuk devleti' yazan bir ülkenin başbakanına yakışmıyor. Bu tür rakamlarla SSK yöneticilerini, sosyal tarafları tehdit etmek doğru değil, şantaj anlayışı taşır bu. Peki SSK bugün ne durumda? SSK bugün finansman açığı veriyor. Sadece SSK açısından değil, Bağ-Kur da Emekli Sandığı da veriyor. Hepsine de Hazine'den yapılan yardımlar sözkonusu. Ama şunu sormak gerekiyor Başbakan'a. Acaba sosyal güvenliğine katkı vermeyen uygar bir ülke var mı? Fransa vermiyor mu, İngiltere vermiyor mu, Amerika vermiyor mu? Japonya, Hindistan, Pakistan, Rusya... Bütün ülkeler bütçelerinden sosyal güvenlik sistemine para aktarırlar. Kaldı ki, SSK bugün açık veriyorsa bu, SSK yönetimlerinin kabahati değil. Bu ve önceki hükümetlerin bunun önlemini alması gerekiyordu. Yani kabahat siyasilerde. SSK'da bir kabahat aramak mümkün değil. Hele hele işçi sendikalarında neyin kabahatini arayacaksınız? Hiçbir şeyin kararını vermiyorlar ki. Sendikaların tepkisine Başbakan "O zaman gelin hastaneleri size verelim, ama bizden 5 kuruş katkı beklemeyin" diye karşılık verdi. Bu yaklaşım doğru mudur? O zaman, SSK'nın kaynaklarını bugüne kadar hor kullanan siyasal iktidarlar bunun karşılığını, hesabını SSK'ya versinler. Zaten hiçbir işçi kuruluşu buna itiraz etmez ve devletin de müdahalesi gerekmez. Ama karar alma sürecine SSK'yı ortak edecekler. SSK'nın bugüne kadar siyasi kararlarla yanlış kullanılan paralarının karşılığı iade edilse, ki en küçüğüyle 75 milyar dolarlık bir rakamdan söz ediliyor, SSK kendi kararlarını kendinin alabileceği özerk bir yapıya kavuşturulsa ne açık verir, ne de Recep Tayyip Erdoğan'a muhtaç olur. Sayın Başbakan kimin parasını kime veriyor, kendi parası mı bu! Unutmasın, SSK'ya verdiğini söylediği 22 katrilyonun önemli bir kısmını SSK'lılar ödemiştir. Çünkü bu ülkede çalışanların yüzde 50'sine SSK bakıyor. Bütün gelirlerin de yüzde 50'sini SSK'ya tabi olarak çalışanlar ödüyor. İşçi en yüksek vergiyi ödemiyor mu Türkiye'de? Dolaylı vergiler en yüksek yine bu insanlar tarafından ödenmiyor mu? AB ülkeleri ve ABD'de sosyal güvenlik kurumlarına devletin katkısı olduğunu biraz önce de söylediniz. Nasıl oluyor bu katkı? AB ülkelerinde, daha geniş alalım, OECD ülkelerinde sosyal güvenliğe katkı birden fazla yöntemle oluyor. Örneğin bazı ülkelerde belli gelirler sosyal güvenlik kuruluşlarına tahsis edilmiştir. Örneğin kozmetik ürünlerinden alınan vergiler bazı sosyal güvenlik kuruluşlarına otomatikman aktarılır. Bazılarına devlet belli bir yüzde ile katkı verir, işçi payı, işveren payı, devlet payı gibi. Bazı ülkelerde doğrudan açığın finanse edilmesi şeklinde olur. Bütçe yasalarına konan hükümle değil, kendi yasasında yer aldığı için yapılır... Her ülkenin yardım şekli farklı. Ama mutlaka devletin sosyal güvenlik kuruluşlarına katkısı vardır. Peki IMF neden 'Türkiye'ye bu 'reformu' dayatıyor? IMF bir sosyal kuruluş değil, bir finans kuruluşudur. Borç veriyor Türkiye'ye ve geri dönmesini bekliyor. Bu borcun rahat geri dönebilmesi için mekanizmalarını yaratmak, faturasını Türk halkına ödetmek istiyor. Ne yapıyor, 'sosyal harcamaları, memur maaşını, emeklilerin maaşını kısacaksın, şu kadar faiz dışı fazla vereceksin ki, benim borçlarımı bana ödeyebilesin' diyor. Buna karşı olması gereken ülkeyi yönetenlerdir. Ülkeyi yönetenler sadece ülke ekonomisini, ülke insanını IMF penceresinden göremez. Bu pencereden gördükleri zaman bu topluma ihanet etmiş olurlar.

ÖNCEKİ HABER

Atina'dan yine ihlal iddiası

SONRAKİ HABER

HDP'den 19 Mayıs buluşmasının "Liderler fotoğrafı"na tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa