05 Kasım 2004 03:00

Belediyeden belediye malına zarar

Deprem sonrası Büyükşehir Belediyesi bloklarına yerleştirilen 14 nüfuslu aile akıllara durgunluk verecek bir gerekçeyle sokağa atıldı. Bir anda "işgalci" olan ailenin dönme ihtimalini göz önünde bulunduran belediye görevlileri dairenin camını kırdı, kapılarını söktüler.

Paylaş
17 Ağustos depreminin ardından evlerinin büyük hasar görmesi nedeniyle Şişli Belediyesi tarafından Ayazağa Köyü Yeşiltepe Mahallesi'ndeki Büyükşehir Belediyesi'ne ait bloklara yerleştirilen İşişler ailesi geçen beş senenin ardından akıllara durgunluk verecek bir gerekçe ve yöntemle sokağa atıldı. İki hafta önce Mesken Gecekondu Müdürlüğü'nden gelen yetkililer İşişler ailesine blokların Büyükşehir Belediyesi'nin yetkisinde olduğunu ve bu nedenle de Şişli Belediyesi'nin buradan daire veremeyeceğini söyleyerek yanlarında getirdikleri zabıtalarla evi zorla boşalttı. Sokağa atılmalarının ardından Şişli Belediyesi'ne giderek meclis üyesi Oğuz Kır'la görüşen aileye Kır'ın cevabı "Ben gerekli yerlerle görüştüm dönüp bayram sonuna kadar rahat bir şekilde evinizde oturabilirsiniz" olmuş. Eşyalarını geri alamadan eve dönen ve komşularının yardımıyla yaşamaya çalışan İşişler'in evine önceki gün polisler ve zabıtalar eşliğinde gelen Büyükşehir Belediyesi'nden yetkililer "bir daha ayak bağı olmamaları" için dairenin kapılarını sökerek ve camlarını kırarak evi oturamaz hale getirdiler. Böylece belediyenin kendi eliyle verdiği dairede "işgalci" konumuna düşen 14 nüfuslu aile artık sokakta yatacak. Bütün bunlar "Peki vatandaş, belediye görevlilerini belediyeye ait bir daireye zarar vermesine yol açacak kadar "sinirlendirecek ne yapmıştır?" sorularını akla getiriyor.

"Şişli Belediyesi'ni tanımayız" 17 Ağustos depreminin ardından evlerinin hasar görmesi nedeniyle boşaltmalarını isteyen belediye görevlilerine beş yıl önce İşişler ailesinin yanıtı, "Üstümüze yıkılsa da çıkmayacağız" şeklinde olmuş. Sanki yıllar sonra neler yaşanacağını biliyormuşcasına... Kurtuluş'taki evlerinden kendi deyimleriyle adeta zorla çıkarılan aile, belediye bloklarına yerleştirilmiş. Bloklara taşınmalarının ardından anne Nurten İşişler Sarıgül'den "Ev benden çocuklarınızı okutup adam etmek de sizden" şeklinde nasihat aldıklarını söylüyor. O gün bugündür belediye bloklarında oturan ailenin yaşadığı eve iki hafta önce gelen Mesken Gecekondu Müdürlüğü yetkilileri, "Bu bloklar Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğu için Şişli Belediyesi'ni tanımayız, buradan size daire verme yetkileri yoktur. Evden hemen çıkıyorsunuz" diyerek yanlarında getirdikleri zabıtalarla evdeki eşyaları boşaltarak bir kamyona yükleyip götürmüşler. Sokakta kalan ve yardım istemek için Şişli Belediyesi'ne giden aile Belediye Meclis üyesi Oğuz Kır'la görüşmüş. Kır ise aileye "Ben gerekli yerlerle görüşerek bilgi verdim. Dönüp bayram sonuna kadar evinizde oturabilirsiniz eşyalarınızda arkanızdan gelecek. Ben sonra gerekeni yaparım" dediğini iddia ediyor oğul Fatih İşişler. Kır'dan garanti olsun diye belge isteyen İşişler'e Kır'ın yanıtı şöyle olmuş, "Ben de buranın genelkurmay başkanıyım, yoksa bana güvenmiyor musunuz?"

Belediye camı, çerçeveyi indiriyor Bunun üzerine 13 gün önce evimize geri döndük ama eşyalarımız hâlâ ortada yoktu diyor anne Nurten İşişler, "Eşyalarımız olmadan komşularımızın verdiği battaniye ve yorganlarla marlelerin üzerinde yattık, onların ekmeğini bölüştük. Önceki gün döndüğümüzü öğrenerek tekrar polisler eşliğinde gelen Mesken Gecekondu Müdürlüğü'nden yetkililer camı, çerçeveyi kırarak, kapıları söktüler. Evimizi oturulamaz hale getirdiler. Artık 14 kişi sokakta yaşayacağız başka çaremiz yok" şeklinde konuştu. Baba ve oğul Fatih İşişler evlerinden olmamak için işyerlerinden hemen hemen her gün izin alarak belediye ve kaymakamlığın yolunu tutmuşlar. Çok fazla izin istedikleri için işlerinden olan baba ve oğul, Şişli Belediyesi'nden artık muhatap bulamaz hale gelmişler. Ne nasihat veren Belediye Başkanı Sarıgül'ü, ne de bayram sonuna kadar rahat bir şekilde evlerinde oturma sözü aldıkları belediye meclis üyesi Oğuz Kır'ı...İşişler ailesine evlerinden geriye işsizlik, 11 milyarlık kredi kartı borcu, okuttukları 5 çocuğun artık belli olmayan istikbali, yeni bir eve taşınmalarının imkânsızlığı ve kışın ayazı kaldı.

Ocak söndüren Sarıgül 11 çocuk ve 1 torunla sokakta kaldıklarını belirten anne Nurten İşişler, "Çocuklarımın psikolojileri bozuldu, gece uyuyamıyorlar. Okula gönderemez durumdayız. 15 gündür banyo yapamıyorlar, üstlerini değiştiremiyorlar. Ramazan ayında düşman düşmana böyle bir şey yapmaz." diye konuştu. Hiçbir güvencelerinin kalmadığını ifade eden Fatih İşişler, "Bu soğukta nereye gideceğiz. İşsisiz karnımızı doyuracak paramız yok. Mübarek ramazan ayında çocuklar sokağa atılır mı. Türkiye Cumhuriyeti vatandışı değilmiyiz bizde. Devletimize güvenmekle suç mu işledik" Ev kiralamalarının imkânsız olduğunu söyleyen Fatih İşişler konuşmasını şöyle sürdürdü, "Gerekirse çadırda yaşarız. Buna da izin vermezseler bizi sınır dışı etsinler. Yazıklar olsun, Sarıgül başta olmak üzere bütün yetkililer ocağımızı söndürdü."

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


GÜNDEMDEKİ DOSYA - 1Emin Gökturna

Ekim Devrimi

Ekim Devrimi ve PartiRusya proletaryasının silahli ayaklanma yoluyla iktidardaki burjuvaziyi devirerek gerçekleştirdiği şanlı Ekim Devrimi 87. yılında da işçilerin, emekçilerin yolunu aydınlatmaya ve burjuvazinin yüreğine korku salmaya devam ediyor. Ekim Devrimi'nde Rusya işçi sınıfına ve emekçilerine önderlik eden Bolşevik Partisi, karşılaştığı zorlukların üstesinden gelerek bu tarihsel görevini yerine getirdi.

1905'TEN DERS ÇIKARILDI1905 Devrimi'nin yenilgisinden dersler çıkaran, devrim sonrası gericiliğin saldırılarına karşı ayakta kalmayı başaran, partiyi tasfiye etmeye çalışan sağ ve sol tasfiyeciliği bertaraf eden, legal ve illegal çalışmayı başarıyla birleştiren, legal olanaklardan sonuna kadar yararlanan bolşevikler, 1910'lu yıllarda işçi hareketinin tekrardan yükselmeye başlamasıyla birlikte sürece hazırlıklı girdiler. Parti, 1912 yılının Ocak ayında Prag'da gerçekleştirdiği konferansla örgütsel anlamda kendisini yeniledi ve Menşevikler'le aynı örgütün iki farklı fraksiyonu olma işleyişine ve biçimsel birlikteliğe son verdi. Aynı konferansta, ülke içerisinde parti faaliyetine yön veren Rusya Bürosu oluşturuldu. 1916 yılından itibaren gelişen işçi eylemleri ve kitle gösterileri otokrasinin sonunu getirdi. Grevler, gösteriler, yürüyüşler daha da sert bir biçime bürünerek yaygınlaştı. Devrim cephesindeki gelişme, karşı devrim içerisindeki bölünmeyi hızlandırdı. Otokrasi devrildi, çarlık rejimi yığınların gücüyle yıkıldı.Devrimi işçiler ve emekçiler yaptı ama devrimden en ileri düzeyde burjuvazi yararlandı. Burjuvazi taktik olarak devrimin içinde göründü ve iktidarı gasp etme tutumunu benimsedi. Devrimden hemen sonra burjuva geçici hükümet kuruldu. İktidar ve ayaklanma organı olarak 1905'de doğan sovyetler tekrar tarih sahnesine çıktı. 1905 Devrimi'nden farklı olarak, Şubat Devrimi'nde işçi sovyetleri'nin yanında asker sovyetleri de doğdu. Şubat Burjuva Demokratik Devrimi'nin gerçekleşmesiyle birlikte ikili bir durum oluştu.Tepede yeni oluşturulan burjuva hükümet, aşağıda yığınların silahlı gücüne dayanan sovyetler. Artık Rusya'da ikili iktidar vardı.Şubat Devrimi ile birlikte siyasal özgürlükler kazanıldı. Cezaevlerindeki siyasi tutuklular ve siyasi sürgünler serbest kaldı. Sibirya'da sürgünde bulunan Stalin, Svertlov gibi Bolşevik önderler derhal Petrograd'a döndü. Lenin o sıralar yurtdışında bulunuyordu. Otokrasinin devrildiğini öğrenen Lenin, hemen ülkeye gelmenin koşullarını araştırmaya başladı. Sürgündeki Bolşevik önderlerin ve Lenin'in yurt dışından gelmesiyle birlikte Bolşevik Parti daha da güçlendi ve derli toplu hareket etmeye başladı. Burjuva geçici hükümet hiçbir şekilde desteklenmeyecekti. Tüm iktidar sovyetlere devredilmeliydi. Bolşevikler "Tüm iktidar sovyetlere" şiarıyla propaganda ve ajitasyon çalışmalarını yürütüyordu. Lenin, otokrasinin yıkılması ve siyasal özgürlüklerin kazanılmasıyla demokratik görevlerin esas olarak tamamlandığını belirtti.Şubat Devrimi'yle birlikte faaliyetini açığa çıkararak yürüten Bolşevik Parti, savaştan çıkılması, barışın sağlanması ve iktidarın sovyetlere verilmesi için kitleler içerisinde propaganda ve ajitasyon çalışmalarını aralıksız sürdürüyordu. Haziran da siyasal yürüyüş ve gösteriler silahlı biçimler alarak yaygınlaşmaya başladı. İşçi sınıfında silahlanma eğilimi giderek gelişiyordu. Bu durum, silahlı işçi milislerini daha güçlendirmeye başladı. Tarihe "Temmuz Günleri" olarak geçen günlere gelindiğinde işçi ve emekçilerin ileri unsurlarında ayaklanma eğilimi giderek güçlenmeye başladı. Eylemler, gösteriler, çatışmalar temmuzun ilk günlerinde, haziran ayındakileri aşarak gelişti. Bolşevik Parti, erken bir ayaklanmanın yenilgiyle biteceğini 1905 devriminin deney ve tecrübelerinden biliyordu. Petrograd ve Moskova proletaryasının hazır olması ülke proletaryasının hazır olduğu anlamına gelmiyordu. Parti taktiğini, "gösterilerin içinde kontrollü bir biçimde yer alma ve ayaklanmaya vardırmama" üzerine oluşturdu. Bolşevik Partinin "ayaklanmaya vardırmama" taktiği tuttu. Ama Kerenski hükümeti bu durumu "Bolşevikler'in kitleleri ayaklandırması" olarak anladı ve Bolşevikler'e karşı saldırıya geçti. Saldırılar tam bir Bolşevik avına dönüştü. Tutuklamalar, gazete bürolarının basılması ve yayın organları kapatılmaya başlandı. Lenin'in derhal tutuklanması ve mahkemeye çıkartılması isteniyor ve Alman ajanlığı ile suçlanıyordu. Burjuva hükümetin saldırıları sonucu parti tekrardan yasadışına çekildi ve çalışmalarını illegal olarak sürdürmeye başladı. Lenin, güvenlik ve devrimin geleceği açısından Finlandiya'ya geçti ve parti çalışmalarını buradan yönetmeye başladı. Burjuvaziyi iktidardan devirmenin tek yolu silahlı halk ayaklanmasıydı. Parti tüm hazırlıklarını buna göre yapmaya başladı. Temmuz saldırısı aynı zamanda ikili iktidarı da sona erdirmişti. İkili iktidarın sona ermesi ve Sovyetler'de çoğunlukta bulunan Sosyalist Devrimciler ile Menşevikler'in sovyetleri "burjuva hükümetin dayanağı yapma" anlayışı, Bolşevik Parti'nin "Tüm iktidar sovyetlere" sloganını geri çekmesini beraberinde getirdi. Kerenski hükümeti, temmuz saldırısına rağmen Bolşevik Parti'yi zayıf düşüremedi. Parti, tüm gücüyle sınıf içerisinde ve örgütlerinde çalışmalarına ara vermeksizin devam etti. Bu durum başta burjuva hükümet olmak üzere Rus generallerini rahatsız ediyordu. Rus generalleri genel olarak devrime son vermek istiyorlardı. Kerenski ve General Kornilov anlaşarak devrimi boğmak için Petrograd'a karşı saldırıya geçmeye karar verdiler. Kornilov, diğer generallerinde desteğini alarak Petrograd'a karşı saldırıya geçti. Bolşevik Parti, Kornilov'un amacını çok iyi biliyordu. Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçileri Petrograd'ı savunmaya ve Kornilov kuvvetlerine karşı savaşmaya çağırdı. Petrograd proletaryası, Kornilov'cuların saldırısını ve karşı devrimci ayaklanmasını yenilgiye uğrattılar. Kornilov'un yenilgisi Bolşevik Partisi'nin daha da güçlenmesini ve sovyeytlerin tekrar dirilmesini beraberinde getirdi.

TÜM İKTİDAR SOVYETLEREBolşevikler, eylül ayında yapılan sovyet kongrelerinde başta Petrograd ve Moskova sovyetleri olmak üzere, birçok sovyet kongresinde tek başlarına çoğunluğu sağladılar. Kitlelerin çoğunluğunun kazanılması Ekim Devrimi'ne giden yolu açtı. Sovyetlerin tekrardan güçlenmesi ve burjuva hükümetin dayanağı olmaktan çıkmasıyla birlikte parti, "Tüm iktidar sovyetlere sloganını" eylem sloğanı olarak atmaya başladı. Bu durum artık ayaklanmanın örülmesi, teknik hazırlıklarının yapılması, Askeri komitenin oluşturulmasını beraberinde getirdi. Lenin, ayaklanmayı yönetmek için tekrardan Petrograd'a geldi. Parti Merkez Komitesi, ekim ayı içerisinde toplantılar gerçekleştirip, tüm hazırlıkları gözden geçirerek ayaklanma kararı aldı. Bolşevik Partisi Merkez Komitesi'nin almış olduğu ayaklanma kararına muhalefet eden Kamanev ve Zinovyev, Merkez Komitesi'nin almış olduğu ayaklanma kararını Menşevikler'in yayın organında ifşa ettiler. Bolşevikler'in ayaklanma kararını Menşevikler'in yayın organından öğrenen Kerenski hükümeti, bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak Bolşevikler'e karşı tekrardan saldırıya geçti. Bu saldırılara karşı silahlı işçi ve askerler militanca karşı koydu. 24 Ekim günü Bolşevikler'in yayın organı İşçinin Yolu gazetesine, karşı devrimci güçlerin saldırısı geri püskürtüldü ve silahlı işçi ve asker milisleri karşı saldırıya geçerek ayaklanmayı başlattılar. 25 Ekim gecesinde karşı devrim hükümetinin barındığı Kışlık Sarayı'nın düşürülmesi ile birlikte Petrograd proletaryası iktidarı ele aldı. Petrograd'tan sonra Moskova ve diğer illerdeki ayaklanmalarda başarıyla sonuçlandı ve karşı devrimin kaleleri teker teker düşürüldü.

VE ZAFER...Ayaklanmanın başarıyla gerçekleştirilmesiyle birlikte tarihte ilk kez ezilen ve sömürülenler, sömürücüleri iktidardan indiriyor ve kendi iktidarlarını kuruyorlardı. İktidarı almak zorlu mücadelelerin verilmesi sonucu gerçekleşmişti. Ama iktidarı elde tutmak ve proletarya diktatörlüğünü yaşatmak aynı derecede zorlukları alt etmeyi gerektiriyordu. İktidardan uzaklaştırılan burjuvazi hemen teslim bayrağını çekmemişti. Birinci Emperyalist Savaş'ta birbirlerine giren emperyalist-kapitalist devletler, Sovyet İktidarı'nı yıkmak için Rus sömürücü sınıflarına her konuda desteklerini sunarak, onlarla birlikte Sovyet İktidarı'na savaş ilan ettiler. Ama Rusya proletaryası bu savaşıda kazanarak sömürücü sınıfları bir kez daha yenilgiye uğrattı. Bolşevik Partisi, ayaklanmanın zaferiyle birlikte halka verdiği sözleri bir bir yerine getirdi. Emperyalist savaştan çıkıldı, barış sağlandı, gizli anlaşmalar ifşa edildi, yeraltı ve yerüstü zenginlikler toplumsallaştırıldı. Sömürücü sınıfların mülklerine elkonuldu, köylülüğün toprak sorunu ve ulusal sorun çözüldü. Ulusların eşit, özgür bir temelde ve istediği zaman ayrılma hakına sahip oldukları onaltı devletten oluşan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu ve emekçiler kendi kaderlerini kendi ellerine aldılar. ŞAN OLSUN EKİM DEVRİMİNE VE ONU YARATANLARA !YARIN: Profesör Cristina Carpinelli Sovyetler Birliği'nde kadın ve ailenin durumunu, Profesör Aldo Bernardini ise 1936 Anayasası ve Sovyetler'in dinamik hukuk sistemini değerlendirdi.


Pravda'nın muazzam rolüBolşevik Parti, günlük olarak yayınlanan legal işçi gazetesi Pravda'yı da 1912 yılında yayın hayatına soktu. Pravda, partinin görüşlerinin halk kitlelerine ulaşmasında ve onların örgütlenmesinde muazzam bir rol oynadı.


Lenin'in sürgünden dönüşüPetrograd İstasyonuna inen Lenin; "hoş geldiniz" demek için kendisine yaklaşan Menşevik ve Sosyalist devrimcilerin önderlerine yüz vermeden direkt olarak coşkulu bir şekilde kendisini bekleyen işçi ve emekçilere yönelerek yeni görevler üzerine konuşma yaptı. Lenin'in konuşmasının içeriği daha sonra Nisan Tezleri olarak tarihe geçecek olan tezlerinin nüvelerini taşıyordu.



ÖNCEKİ HABER

Utandıran görüntüler

SONRAKİ HABER

KHK ile ihraç edilen kanser hastası Haluk Savaş, pasaportunu aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa