Korucular neyi koruyor?

Özal döneminde hayata geçirilen koruculuk sistemi, birçok sorunu da birlikte getirdi. Arazi işgal etme, adam öldürme, soygun ve yaralama gibi 60 ayrı şuça adları karışan korucular, Kürt sorununun çözümü önündeki en büyük engellerden birisi olarak gösteriliyor.

Osmanlı döneminde Doğu Anadolu'da yaşayan Ermeniler arasında "milliyetçilik" duygularının yayılmasından rahatsız olan II. Abdulhamit, Kürtlerin de bu akımlara kapılmasını önlemek amacıyla "Hamidiye Alayları" kurdurttu. Sünni Kürt aşiretlerinden oluşturulan Hamidiye Alayları, bir süre sonra Sünni olmayan Kürt ve diğer aşiretler üzerinde baskı kurdu. Doğunun bütün dağ ve derbentlerinde yollar kesen Hamidiye Alayları, kervan soydular, halkın malına ve canına kıydılar. Ardından gelen Türkiye Cumhuriyeti'nde de anlayış değişmedi. Bu sefer Kürtlerin kimlik arayışından rahatsız olan dönemin başbakanı Turgut Özal, 1985 yılında koruculuk sistemini hayata geçirdi. Tamamı bölgedeki Kürt aşiretlerden oluşan korucular, "OHAL bölgesinde görev yapan güvenlik güçlerine yardımcı olacaklardı ve köylülerin kendilerini korumalarını" sağlayacaklardı. Ancak korucuların durumu da Hamidiye Alayları'ndan farklı olmadı. Devlet tarafından ellerine silah verilerek maaşa bağlanan korucular, bir süre sonra kendi insanına düşman oldular. Onlarca 'faili meçhul' cinayete adları karıştı, zorla boşaltılan köylere yerleştiler, köylülerin topraklarına el koydular. 20 yıldır bölgede bulunan ve sayıları 90 bini bulan korucuların adları o kadar çok olaya karıştı ki; Genelkurmay bile rapor hazırlamak zorunda kaldı. Genelkurmay'ın raporuna göre, 18 yılda 4 bin 821 korucunun 60 ayrı suça adları karıştı.

Karıştıkları suçlar Rapora göre korucuların karıştığı bazı suçlar şöyle; "Gasp, soygun, öldürme, yaralama, zabıta kuvvetleri ile müsademe, zabıta kuvvetlerine toplu saldırı, mesken ve araçlara saldırı, adam kaçırma, patlaycı madde kullanma, kasten ev ve ot yangını, ev, işyeri, banka ve otodan hırsızlık, yankesicilik, boru hattına saldırı, zorla çek-senet imzalatma, tahsil etme, devlete ait, bina, araç ve tesislerde yangın çıkarma, ormanlarda yangın çıkarma, zirai mahsul ve otları yakma, dolandırıcılık, emniyeti suiistimal, suç eşyası satmak, saklamak ve satın almak, mala zarar vermek, bilişim suçları, kolluk kuvvetlerine mukavemet, darp ve saldırı, hükümet emirlerine muhalefet, rüşvet, zimmet, irtikap, ihtilas, kız, kadın ve erkek kaçırma, çocuk kaçırma, rehin alma, tehdit, aile fertlerine kötü muamele, hakaret ve sövme, müstehcen hareket, ırza geçme, ırza tasaddi, kızlık bozma, evlenme vaadiyle kızlık bozma, fuhuşa teşvik, kadın ticareti, kumar oynamak ve oynatmak, mesken masuniyetini ihlal, meskun mahalde silah atmak, intihar, intihara teşebbüs, uyuşturucu madde kaçakçılığı, silah ve mühimmat kaçakçılığı, gümrük ve tekel kaçakçılığı, canlı hayvan kaçakçılığı, tarihi eser kaçakçılığı, akaryakıt kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve çevre suçları." Raporda; koruculara ayda toplam 195 trilyon lira maaş ödendiği belirtildi.

Nasıl lağv edilecekler? Kürt sorununun çözümü önünde en büyük engellerden biri olarak gösterilen korucular, saldırganlıkları ile yeniden gündeme geldiler. Tunceli'de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında gençlere saldırdılar. Şırnak'ta geri dönüş yapılan köye baskın düzenleyip iki kişiyi silahla yaraladılar, operasyonların durması için bölgeye giden canlı kalkanları taşa tuttular. Kitle örgütü yöneticileri, insan hakları savunucuları ve bölge milletvekilleri, koruculuk sisteminin kalkması gerektiğini dile getiriyorlar. Ancak sayıları 90 binleri bulan ve 20 yıldır elinde silah dolaşan korucuların nasıl lağv edileceği, soru işareti olarak ortada duruyor.


BARO: HUKUK DEVLETİYLE BAĞDAŞMAZ Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Tahir Elçi:Koruculuk sistemi, hukuk devletiyle bağdaşmıyor. Devlet, vatandaşın güvenliğini kolluk güçleriyle sağlamalıdır. Köylerde bir kişinin korucu olması anlaşılır ama 60 binlere varan ayrı bir güvenliğin oluşturulması anlaşılır şey değil. Devlet, kendi güvenliğini sağlayabiliyor, bu yüzden ayrı bir oluşuma gerek yok. Tabii ki koruculuk sistemi birden ortadan kaldırılamaz, korucu olanlar mağdur edilmeden kamusal alanlarda istihdam edilmelidirler. Tunceli Barosu Başkanı Bülent Taş: Çatışmaların yaşandığı dönemlerde korucuların haraç alma, topraklara el koyma gibi olaylarına göz yumuluyordu. Şimdi ise kontrolden çıkmış durumdalar kimse önüne geçemiyor. Koruculuk sistemini meşru görmüyor. Koruculuk sisteminin oluşturulmasının altında Kürdü Kürde karşı kullanmak yatıyor.


CHP'Lİ DEĞER: KALDIRILMASI GEREKİYOR CHP Diyarbakır Miletvekili Mesut Değer:Daha önce dile getirdiğimiz gibi koruculuk sisteminin kaldırılması gerekiyor. Korucular son dönemlerde adli şuçlara karışıyor ve bunlar büyük sıkıntı yaratıyor. Korucuların bir şekilde istihdam edilmesi gerekiyor.


GÜYÜLDAR: MECLİS'E TAŞIMAYA ÇALIŞACAĞIM CHP Tunceli Milletvekili Hasan Güyüldar:Bildiğiniz gibi bu bölgede çok acılar yaşandı. Barış ortamında bizlere çok büyük görevler düştü, köylerimize geri dönüşlerinin sağlanması, eğitim ve sağlık hizmetlerine kavuşması gibi. Geçmişte bazı görevlilerin yanlış uygulamaları vardı. Geçmişteki yöneticiler bizler ve demokratik kitle örgütleri bu güzel havanın sağlanması için herkes üzerine düşeni yaptı. Vatandaşla kurumlar arasında güzel bir diyalog oluştu, olumlu, yapıcı bir hava tesis edildi. Son olaylarla birlikte korkarım ki bu güzel ortam eski günlerine dönsün. Yıllardır çaba sarf ettiğimiz ortam, orman yangınları yüzünden boşa gitti. Çeşitli güçler bu olumsuzlukları kullandılar. Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerini taşıyan Cumhuriyet Bayramı Tunceli'de kutlanmıştır. Sevinerek söylüyorum bu bayramı Tunceli halkı çocuklarıyla birlikte binlerin katılımıyla gerçekleştirmiştir. Halkın sahiplendiği bu bayramı maalesef bazı güçler hazmedememişlerdir. Bu güzel ve onurlu toplumu provake ederek Tunceli'nin imajını bozmaya çalışmışlardır. Halkın kendi söylemiyle nerden ve ne amaçla getirildiği belli olmayan köy korucularının provokasyonu toplumu son derece üzmüştür. Grup yönetiminde bu konuyu dile getireceğim ve Meclis'e taşımaya çalışacağım.


İHD: DEVLET BU SORUNU ARTIK ÇÖZMELİDİR İHD Hakkâri Şube Başkanı İsmail Akbulut:Hakkâri'de koruculuk sistemi yaygın. Genel hatlarıyla olumsuz bir tablo çıkıyor ortaya. Koruculuk tehditsel bir olgu. Halkı tedirginliğe itme ve sürekli bir şehir eşkiyası yaratmak söz konusu. Bunun örnekleri yaşanmıştır. Yer yer, devletin verdiği yetkiyi yanlış kullanma ve şehir çeteciliği söz konusu olmuştur. Yer yer ihallerere de giriyorlar. 'Neyin koculuğu yapılıyor' denilerek halktan da tepki toplamıştır. Bizim burada çalışmalarımız olmuştu. Birçoğu gerçekten maddi olanaksızlardan dolayı koruculuğu kabul ediyor. Bir kısmı da rant elde etmek amacıyla koruculuk yapıyor. Artık marjinalleşen bu sistemi kaldırmak gereklidir. Bu eşkiyacılık anlayışına son verilmesi için bunların aileleri de düşünülmelidir. Devlet finanse ederse bu konuda bir çözüm bulunabilinir. İHD Siirt Şube Başkanı Vetha Aydın:İHD'nin öteden beri bölgede barışın tesisi ve ihlallerin yaşanmaması için ortaya koyduğu talepler arasında da koruculuğun lağvedilmesi vardır. Korucuların da normal insanlar gibi yaşamlarını sürdürmelerini isterdik ama bu çatışmalı ortamda bir sürü köy boşaltıldı, kızlarımız tecavüze uğradı, faili meçhul cinayetler yaşandı. Bütün bu olumsuzlukların birer nesnesi durumundalar korcular. Bu temelde, kendilerinin de bu olumsuzluklardan etkilenmiş olacaklarını düşünerek rehabilitasyona ihtiyaçları var diye düşünüyorum. Köy korucuları mecbur kaynaklı olarak bir duruma da sokulmuş olabilirler. Devlet şimdiye kadar çalıştırdığı bu insanları rahabilitasyona tâbi tutmal, onları finanse edip evlerinde oturmasını sağlamalı diye düşünüyorum.


KORUCULAR KENTİ HAKKARİ Genelkurmay'ın raporunda, koruculuk sisteminin uygulandığı iller şöyle sıralandı: "Diyarbakır, Şırnak, Batman, Bingöl, Bitlis, Mardin, Muş, Siirt, Van, Hakkari, Tunceli, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Elazığ, Gaziantep, Iğdır, Kilis, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Şanlıurfa, Erzincan, Erzurum, Hatay, Sivas, Tokat, Adana, Amasya, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun ve Trabzon." Rapora göre, en çok korucu Hakkari (8 bin 837), Diyarbakır (8 bin 343), Van (8 bin 340) ve Şırnak'ta (7 bin 870), en az da Kilis (37), Adana (55), Amasya (150) ve Rize'de (194) bulunuyor.

www.evrensel.net